Prof Dr. Ümit Meriç ile Söyleşi; İkinci Bir Asrı Saadete Gebe Gibiyiz

FEYZ:  Sizi yakından tanımamız açısından kendinizden biraz bahseder misiniz? 

  Prof Dr. Ümit Meriç:
Mutlu bir kulum Allah'ın, şükretmekten aciz, aşkı ziyade olan hakikaten hamakat da bir nimetmiş. Gaflet de bir nimet diyorum. Beynin Ağırlığı 1,5 kg. Cenabı Allah öyle suyun içinde yapmışki, insanın üzerindeki ağırlığı 50 gramdır. Hakikaten namaz miraçta 50 vakitten, 5 vakte indirilmiş ya.. Aslında 50 vakit bile az. Sadece vücudumuzun farkında olsak. Hemen her işten sonra koşup secde etmemiz gerekecek. 

  Şükür beraberinde aşkı getirir. Mesela bazen namazlarda secdede ayaklarımı yere vuruyorum. Aczimden şımarıklık yapıyorum bazen. Nasıl seviyorum seni diye..Burda Allaha çok yakın hissediyorum kendimi. 

  Dağda evliya olmak kolay. Şehre inince zordur. Çağdaş insanın çilehanesi olarak görüyorum. Herkes aracında kendine bir çilehane kurmuştur. Bu trafikte insanlar mecburen sabır ediyorlar.

  İSTANBUL'U ÇOK SEVİYORUM 

  Güneşin doğduğunu görmüyorum bu evden. Ancak her akşam muhteşem güneş batışları görüyorum. Hiçbir akşamınki diğerine benzemiyor. Geçenlerde yine tam Süleymaniye'nin arkasından battı, muhteşem bir şekilde. Bir ressamın tablosunu andırıyordu. Burada Cenabı Allah'ın yaratmış olduğu muhteşem güzellikleri görüyorum. 

  İstanbul'a nazarım değecek diye korkuyorum. O kadar çok seviyorum kendisini. Maşallah diyorum. Pederim de öyle derdi. Ayasofya'ya da özel bir sevgim vardır. Diyorum ki tören de olsun, namazda kılınsın diyorum. Aslında Hıristiyanlığın kubbesini buradaki dört minare tutuyor. Hıristiyanlığın bugünlere kadar uzanışı arkasından Müslümanlığın gelmesiyle olmuştur. Halbuki Hıristiyanlar Müslümanlığı kendilerinin devamı olarak görseler daha mutlu olacaklardır. Beşeriyetin İslam öncesi dönemde, Hıristiyanların ibadet ettiği bir yerdir. Ayasofya da hem hıristiyanlar hem de Müslümanlar ibadet etmiştir. Ayasofya, çok eski tarihi geçmişi ile Allah'a kulluğu simgelemesi açısından apayrı bir yeri vardır. 

  Işıkları açısından sönüktür, İstanbul, New York'a nazaran. Ancak nurani olarak İstanbul çok daha parlaktır. Amerika 150 yıllık geçmişi var. Ayasofya var ama ondan çok daha eski eserler var İstanbulda. 

  Biz Amerika'ya gittik biliyorsunuz. Elhamdülillah Allah haccı da nasip etti. Rusya'yı biliyorum. Kazakistan'ı biliyorum. Mısır'ı biliyorum. Avrupa'yı gezdim. Amerika'da iki konferansa katıldık.

  "MESNEVİ'NİN ÇİNCESİ YAZILMALI" 

  Mesnevi'nin ‘Çincesini yapın' dedim. 

  Çin'i Çin yapan Konfüçyüs'tür. Evlatla baba, arasındaki ilişkiden toplumun tüm katmanlarının ilişkisini düzenlemiştir, Konfüçyüs. Çin, 2600 yıldır homojen bir toplumdur. Dolayısıyla Çin yükselen değerlerden bir tanesidir. Kıyamet alametlerinden olan Yecuc ve Mecuc Çin'de ortaya çıkacağından çok önemlidir bu bölge. Çin'de, ABD'deki gibi Mevlana en çok okunan kitap olmalıdır. Çin, Amerika için bile bir ejderha gibidir. 

  MEVLANA ULUSLAR ARASI BARIŞ ÖDÜLÜ HAZIRLIĞI VAR! 

  Uluslar arası Mevlana Barış ödülü hazırlığı var. İki yıl sonra verilecek. Konya Belediyesi tarafından. Başkan Tahir Akyürek adı gibi çok temiz bir insan. Türkiye bu bakımdan Avrupa dışındaki ilişkilerini de çok sıkı geliştirmesi lazım.


  FEYZ:
Başörtüsü meselesi hakkında ne d üşünüyorsunuz? 

"BAŞÖRTÜM BENİM NAMUSUMDUR" 

  Prof Dr. Ümit Meriç: Kıyamet niçin başörtüsü etrafında dönüyor. Çünkü başörtüsü kişilikli Müslüman duruşunun göstergesidir. Bu konuda Cenabı Allahın kadınlara iltimas geçtiğini düşünüyor. Siz erkeklerin böyle bir durumu yok. Siz ataist olabilirsiniz. Ama ben olamam. Çünkü başımda başörtüsü var. (Görüntü olarak) 

  Tempo dergisinden bana soru sordular. Lütfen bana sosyolojik açıdan başlayan sorular sormayın dedim.. Başörtüsü meselesinin bugün yada yarın iktidar tarafından çözülüp çözülmeyeceğini de yani siyasi içerikli sormayın, dedim. 

  Başımı örtüyorum, çünkü varım. 

  Başımı örtüyorum çünkü kulum. 

  Başımı örtüyorum, çünkü kadınım. 

  Başımı örtüyorum, çünkü Kendime söz verdim. 

  Başımı örtüyorum, çünkü Allaha söz verdim. 

  Başımı örtmemde eski, yeni iktidarın hiçbir etkisi yoktur. 

  Ha kamusa uzanmış bir el ha benim başörtüme uzanmış bir el; hiçbir fark yok. 

  Başımı örtmem hususunda Türkiye içi ve dışı hiçbir hukuki mercie başvurmak istemiyorum. İdam edilecek dahi olsam, bu yasağın karşısında dururum. Ben bu yasağı Yaşama hakkıma saygısızlık olarak görüyorum. Bunu kişilik haklarıma saldırı olarak görürüm. Bu benim namusumdur. Bu bir kimliktir. 

  Medeniyet ağzını kulaklarını kapayıp, ağzına fermuar bağlayıp kilitleyerek bu konuya kayıtsız kalmaktadır. 

  NAMAZ, ORUÇ ÇOK ÖNEMLİDİR 

  Başörtüsü çok önemlidir. Tabi namaz, oruç daha önemlidir. Artık namaz oruç dönemi geçmiştir diyenler varmış. Bunu nasıl söylerler anlamıyorum. Ayakları şişinceye kadar namaz kılan Peygamber(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) efendimiz, neden bu kadar ibadet ettiğini soran Hz. Ayşe'ye "şükreden bir kul olmayayım mı?" buyurmuş. Farzların yanı sıra bizim nafilelere geçmemiz lazım. Kulu Allah'a yaklaştıran şey nafilelerdir.

  FEYZ: Yeni yetişen nesili nasıl buluyosunuz? 

  TELEVİZYON KANALLARI İBADETTEN UZAKLAŞTIRIYOR 

Prof Dr. Ümit Meriç: Televizyonun bu açıdan İslamiyete büyük zarar verdiğini görüyorum. Televizyondan kasıt proğramlardır. Tabii Ramazandaki gibi çok güzel proğramlar var. Televizyon proğramları iğrenç. Kiliselerden para toplandığını duyuyorum, bu kanallar için. Hele o lise proğramları yok mu? Bir tane öğretmenleri var. Başka yok yani.. 

  Bir pastaneye pohça olmaya gittiğimde kızların erkek arkadaşlarıyla belden aşağı konuştuklarına şahit oldum ve hepsi de sigara içiyordu. Televizyonun ibadet zevkimize en çok zarar veren alet olduğunu düşünüyorum. Bizi bizden uzaklaştıran her şey şeytanın aleti. Televizyon ve bilgisayarlar gibi. 

  "İKİNCİ BİR ASRI SAADETE GEBE GİBİYİZ" 

  Dünyada ve Türkiye'de bir maya çalınma hadisesi görüyorum. İkinci bir asrı saadete gebe gibi görüyorum. Zekat hadisesiyle dünyadaki fakirlere yardım eli uzatılarak bir denge kurulabilir. Biri yer, biri bakar kıyamet ondan kopar demişler. Mesela Amerika dünyanın üçte bir zenginliğine sahip. Teknoloji harika. Amerika'nın zenginliği insanı kıskandırmayacak cinsten, bir düzen içinde, Avrupa'ya benzemiyor. Avrupalıları mutsuz. Amerikalıları mutlu gördüm. Ancak, Amerika afedersiniz içinde kaka bulunan bir krema gibidir. Çünkü orada da 38 milyon kişi açlık sınırındadır. Amerikan insanının çok sevdim, müminler. Ben kendimi Katolikten çok Protestona daha yakın hissediyorum. Amerika'da da Protestanların dine ilgileri çok yoğun ve İslamiyet hakkında da merak içindeler. 

  Dünyada toklarla açlar arasında bir çatışma çıkmasını istemiyorlarsa zekat gibi bir müessese kurmaları gerekiyor. İnsanların artık karınlarının doymasıyla, sırtlarını pek olmasıyla mutlu olmadıklarını gördüklerini gözlemledik. 

  Karnı doydukça, ruhu acıkıyor. Böylelikle insanlar doğruyu bulacaklarına inanıyorum. 

  AMERİKALILAR İSLAMI MERAK EDİYORLAR! 

  Amerika'ya giderken uçaktaki bir grup Amerikalıyla konuştuk. Ne kadar çok sevdik birbirimizi. Ben onlara İslamı anlattım. Onlar bana Hıristiyanlığı anlattılar. Amerikalı bir hanım sizde bir nur var dedi. Bana Türkiye'de söylemediler böyle şeyi. Başka bir uçakta bir Amerikalı beye, 3 saat İslamiyeti anlattım. O da bana kendi imanını anlattı. 

  Daha sonra bana email attı. "Hz.İsa sizin dediğiniz gibi ölmediyse, bunu onu gömen 12 havari biliyor muydu? Öyleyse, Havariler kimi gömdüler?" gibi bazı sorular sordu. 

  Ben cevap attım ama otorite olanlarla görüşerek daha tatmin edici cevap yollayacağımı söyledim. Uçaktan inerken bana utanarak, "size bir şey itiraf edeceğim" dedi. "Ben bugüne kadar Kur'anı hiç okumadım" dedi ve hemen Kur'anın İngilizcesini alıp okuyacağını söyledi. 

  Hıristiyanlarla Müslümanların manevi olarak birbirlerine yakınlığını gördüm. Kıyamet öncesi Hz.İsa(as)'ın yeryüzüne inişiyle birlikte Hıristiyanların akın akın Müslümanlığa geçeceğini biliyoruz. Bu bakımdan Hıristiyanlara İslam'ı iyi anlatmalıyız. 

  Katoliklerde ateistlik daha çok görülür. Ancak ataistlerin de doğruyu bulacaklarına inanıyorum. Protestonları ise Katoliklere nazaran çok cana yakın gördüm. Gerçekten inanıyorlar. Çocuk gibi de Müslümanlığı öğrenmek istiyorlar. Bu bakımdan Müslümanlara haydi göreve diyorum. 

  FEYZ: Özellikle birlik ve beraberlik açısından Müslümanlara düşen görevler neler olmalıdır? 

 Prof Dr. Ümit Meriç:-Müslümanlığın ortak paydasında buluşmak lazımdır. Müslümanlar bir zincirin halkasıdır. Birbirinden ayırmak olmaz. Hepimiz aynı kıbleye yönelmişiz. Bunları ayırmak doğru değildir. Aynı perdenin kumaşlarıyız. Yalnız bu perdeyi demir perde yapmamak lazımdır.