Alman Bir Müzisyen İslam'ı Nasıl Seçti?

 

Feyz: Nasıl Müslüman oldunuz, bize kısaca anlatabilir misiniz?

Gerner: Benim İslam`la tanışmam yaptığım müzik vasıtasıyla oldu, ben bir müzik stüdyosunda çalışıyordum ve bir müzisyenle tanışmıştım, sanatçıydı. İsmi Melomark, o da Müslüman ve tabi asıl ismi Davut. Tanıştıktan sonra beni kendi kaldığı şehre çağırdı, (Potsdam) benimle daha iyi tanışıp sohbet etmek için. Teklifini kabul ettim, ilk başta derdim Davud ile tanışmaktı, İslam'la hiç bir ilgim yoktu, daha önce yani hiç bir bilgim de yoktu diyebilirim. Şunu da söylemeliyim; ön yargılı da değildim, karşı da değildim. Evet oraya vardığımda insanların beni karşılamaları ve davranışları benim çok hoşuma gitmişti açıkçası. Daha sonrası ise onlardan gerçekten çok etkilendim. Ne olduğunu anlamadan kalbimdeki o huzuru ve tüm dertlerimin geride kaldığını hissettim. Oraya ilk gidişim, bende bir etki yapmıştı ve ben sonraları sık sık o samimi insanları görmek için oraya gittim. Yaklaşık bir sene boyunca gittikten sonra kelime-i şahadeti söyledim Elhamdulillah. Zaten zamanla namazları bile kılmaya başlamıştım, tam doğrusunu bilmediğim halde arkadaşımdan öğrendiğim şekilde günde beş kere olmasa da en azından bazı vakitleri kılmaya çalışıyordum. Ama şöyle söyleyeyim kalbimde hissediyordum, yaptığımın doğru bir iş olduğunu. Tekrar Potsdam'a gittiğimde bana dediler ki, ya bu işi aynı bir şaka gibi bir hayal perdesi gibi böyle devam edersin ya da İslam'ı seçerek tam yaparsın dediler. Bir resul (Hz. Muhammed a.s) ile bir anlaşma gibi düşünmem gerektiğini söylediler. Ben bütün bunları düşündükten sonra elhamdülillah kalbim bana "Evet bunu yapmak zorundasın" diye seslendi ve yaptım.

Feyz: Müslüman olduktan sonra hayatınızda neler değişti?

Gerner: Benim eskiden Dradlugs tarzı saçlarım vardı. İlk önce onları kesmeye karar verdim. Bunun İslami bir nedeni yoktu aslında, sadece kendim öyle istemiyordum. Sanırım artık kendimi böyle ortaya koyma ihtiyacı duymuyordum. Şahadeti getirdikten yaklaşık beş hafta sonra şu anki hanımımla tanıştım. Yaklaşık olarak beş ay sonra da evlendik. Ben onunla tanıştıktan bir hafta sonra karar vermiştim zaten, onun benim aradığım doğru kişi olduğuna ve hemen evlenmeye karar verdik. Benim hanımım da Türk babası ona her zaman "O kendi kocasını kendi seçsin" dermiş. Ben yine de usul gereği ailesinin yanına gidip istedim, babası da benim Müslüman olduğumu görünce verdi. Elhamdulillah bugün mutlu ve huzurlu bir evliliğim var. Bütün bunlar bize İslam'ın nimetlerindendir.

Feyz: Peki aileniz size nasıl bir tepki verdi, bunu anlayışla mı karşıladılar?

Ailem benim Müslüman olduğumu kabullenmek zorunda kaldı ve buna çok da itiraz etmediler açıkcası. Annem bana neden Müslümanlığı seçtiğimi sordu "Budist gibi bir şey de olabilirdin" dedi. Dört beş hafta sonra onlara evlenmek istediğimi söylediğimde "Bu hiç de güzel olmadı." dedi. Sanki hanımım Ayşe ile tanıştıktan sonra ikna oldu. Hanımımı sevmişti. elhamdulillah. Tabiî ki bütün bunlar onlar için hiç de kolay olmadı. Çünkü şunu da belirtmeliyim ki,  ben eskiden uyundurucu kullanıyordum ve ailem bu yüzden çok azap çekmiştiler. Bana "Bu senin uyundurucu kullanmayı bırakmana vesile olacaksa tabiî ki eskisinden çok daha iyi bir haldesin" dediler. Önceki hayatımın çalkantılı ve kaos dönemini biliyorlardı. Şimdi ise güzel bir yuvam var ve huzur içindeyim. Daha ne istesinler anne baba olarak…Tabi ki ben de…

Feyz: Bize biraz yaptığınız müzikten bahseder misiniz?

Gerner: Ben uzun zamandır müzik ile uğraşıyorum aslında. Ne ilginçtir ki müzik sayesinde İslam'la tanıştım denilebilir. Biz Hip Hop müzik yapıyoruz Liveband ile. Dört müzisyeniz arkadaşımız ile birlikte. Baterist; Bass, Gitar; Kiebord ve bir de şarkıcımız var. Ben de grubun "Papper"siyim yani söz ve müziği ben yapıyorum ve bütün bu projeyi ben yönetiyorum. Her şeyle ben ilgileniyorum. Yeni albümümüz çıktı, ismi de "balsam". Bizim grubumuzun ismi de Musa… Ama şunu da eklemek istiyorum albümün 13 şarkısı var. Ben bu şarkıların 10'unu Müslüman olmadan önce yazmıştım ve şarkıların sözlerinden benim nasıl bir değişikliğe uğradığım anlaşılabilir ama yine de bazı şarkıların kelimelerini değiştirmek zorunda kaldım. Mesela bir yerde diyor ki, "o zamandan beri Cah'a inanıyorum" Cah, bu Rastadaki Raggy Air ye deniliyor. Bu sözü şöyle değiştirdim. İnancıma uygun olmayan yeri değiştirdim. Çünkü O zamandan beri Allah'a inanıyorum. Bunu geçmişimi kıyaslamak için söyledim. Buna benzer bir kaç yerde değişiklik yaptım. Bazı yerlerde nereden geldin ve nereye gidiyorsun gibi şeyler soruyorum. Çünkü Avrupalı gençliğin buna ihtiyacı var. Siz Müslüman halka verdiğiniz vaktin ve zamanın bir kısmını da iman etmek nasip olmamış gençlere yönlendirseniz eminim umduğunuzdan çok fazla Avrupalı Müslüman kardeşiniz olacak. Aynı zamanda şarkılarımda Allah'a şükre yönlendiriyorum. Dini temaları da işlemeye çalışıyorum. Çünkü İslam benim yaşam biçimim…

Feyz: Almanların İslam hakkındaki düşünceleri nasıl, son zamanlarda Müslüman olan Alman sayısı artı mı?

Gerner: Benim aldığım bilgilere göre her sene daha fazla Almanlar Müslüman oluyor. Benim tabii ki Potsdam'da olman çok büyük bir avantaj. Burada çok Alman Müslümanlar var ve elhamdülillah arada bir yine Şahadet getiren kardeşlerimiz var. Bizim buradaki cemaatimiz çok büyük değil yavaş yavaş büyüyor ama bir yandan iyi çünkü bir cemaat ne kadar büyürse tabiî ki sağlıksız ve bilgisiz bir büyümeyi kast ediyorum fitne çıkma ihtimali de yükselir. Bu anlamda belki Allah bizi bundan koruyor. Bilmiyorum, en iyisini Allah bilir. Biz tabii ki çok seviniyoruz birisinin daha Müslüman olduğunu duyduğumuzda.  Özellikle Potsdam'da, çünkü biz bu işi hizmet edindik, bizim merkezimizde bu bizim davamız. Ben de yaptığım müzikle grubumdaki müzisyenlerle beraber örnek bir yaşantı sürmeye çalışıyoruz inşallah. Birçok insanlara vesile olmak amacıyla güzel işler yaptığımıza inanıyorum. Görüyorum ve inanıyorum ki, karşılaştığımız insanlar İslam'ın güzelliklerini benimsiyor. Tabi bu bizim için yeterli değil, daha fazla olur inşallah. Çünkü Almanların yetişme tarzları ve değerleri zaten çok müsait; bir de bütün bunları İslam'la birleştirirsek, çok güzel bir netice ortaya çıkacağına inanıyorum.

Feyz: Sizin bu gayretli ve muhabbetli haliniz inanıyorum ki okuyucularımızın da çok hoşuna gidecek, onları da gayretlendirecek. Sizce Kültürlerini daha fazla önemseyen insanların İslam'a yaklaşımları daha mı fazla yoksa tersi mi?

Gerner: Bence tam tersi. Kültürlerine bağlı ve benimsemiş insanlar daha az İslam'a yöneliyorlar. Bu konuda daha liberal olan insanlar daha fazla meyilli. Ama genelde İslam, tabiri caizse kültürün filtresidir. Bu, şu demek oluyor; İslam, kültürlerdeki kötü olan her şeyi filtre ederek temizliyor. Haddi zatında güzel olan şeyleri ise bırakıyor, kendi yoluna alıyor. Ben kendim Alman olmama rağmen kendi kültürümle pek ilgilenmiyordum, ben hep akıntının tersine yüzerdim. Ama İslamı seçtikten sonra sosyal hayatın içine rahatlıkla girebiliyor ve kendimi ifade edebiliyorum. İslam sayesinde daha fazla Alman kültürünü, Almanya tarihini, Almanlardan gelen literatürü tanımaya başladım. Çünkü ben çeşitli ülkelerden gelen Müslümanlarla tanıştım, Türk kardeşlerle, Bosnalı kardeşlerle, Araplarla tanıştım. Ben bütün bunları önceden tanımıyordum ki. Şimdi ise bir ortak noktamız, birlikteliğimiz var. İslam ve insan burada kendi özdeşliğini anlıyor.