Konu “çocukların manevi eğitimi” olunca işe duygusal zekâdan başlamamız gerekecektir. Çünkü manevi ve dinî konular, bir başka ifade ile fizik ötesi konular ancak duygusal zekâ ile kavranmaktadır. “Duygusal zekâ” psikoloji literatürüne yeni girmiş bir kavramdır. Howard Gardner “çoklu zekâ” kuramını ortaya atıncaya kadar bilinen ve testlerle ölçülebilen tek zekâ ölçeğinin IQ olduğuna inanılıyordu. IQ’nun doğuştan geldiğine, ailede ve okulda alınan nitelikli eğitimle geliştiğine inanılıyordu. Zamanla psikologlar arasında zekânın tek bir ölçekle değerlendirilemeyeceği kanaati ağır basmaya başladı. Gardner, insan beyninde birbirinden bağımsız çalışan farklı algılama merkezleri bulunduğunu, bunlardan baskın olanının kişinin öğrenme kimliğini ve bilişsel niteliğini temsil ettiğini iddia etmiştir. Gardner, çalışmaları sırasında insanlarda mantıksal, sosyal, görsel, sözel, müziksel, doğa, bedensel ve içsel olmak üzere 8 farklı zekâ türü olduğunu ileri sürmüştür.
Gardner’ın içsel zekâ olarak tarif ettiği zekâ türüne Daniel Goleman “duygusal zekâ” adını verdi ve EQ testleriyle ölçülebileceğini ortaya koydu. Goleman’ın araştırmaları yüksek IQ’nun üniversite bitirmeye, iyi bir kariyer elde etmeye ve çok para kazanmaya yettiğini, ancak kişinin iyi bir insan olmasını garanti etmediğini göstermektedir. Ona göre terör örgütü ve mafya liderleri kesinlikle yüksek IQ sahibi insanlardır. Gözlerini kırpmadan ve vicdanları sızlamadan yüzlerce insanın ölümüne karar verebilmektedirler. Çünkü onlarda eksik olan duygusal zekâdır.
Son araştırmalar, duygusal zekânın IQ gibi doğuştan gelmediğini, aileden yaşanarak kazanıldığını göstermektedir. Sevgi, şefkat, yardımlaşma, dürüstlük, adalet, sözünde durma, güvenirlik, arkadaşlık, dostluk ve hoşgörü gibi erdemler kişiyi değerli kılmakta, bunlar da duygusal zekâ ile kazanılmaktadır. Çocukluk yıllarında ailede verilemeyen bu erdemli davranışların ve değerlerin sonradan eğitim kurumları tarafından kazandırılması çok zordur.
Duygusal ...
Yazının tamamını dergimizden okuyabilirsiniz.