Evrim teorisini eleştirmek günümüzde genellikle bilimin kendisine karşı çıkmak gibi algılanıyor ve teori tartışılmaz bir gerçek olarak sunuluyor. Bilimsellik zırhı ardına saklanılarak tek bir görüşün dogmatik bir şekilde dayatılmasını ve ortaya çıkan bu tarafsızlık karmaşasını değerlendirir misiniz?
Önce bir ayrım yapalım, yoksa konuşamayız. Bir teoriyi tenkit etmekle bilimi tenkit etmek aynı şey değildir; bunları birbirine karıştıran, tenkidin önünü baştan kapatmış olur.
Şöyle bir ölçü teklif ediyorum. Bir kimse termodinamiğin ikinci yasasını reddetse, o kimsenin fizikte de istatistikte de bir binanın cephe analizinde de eli kolu bağlanır çünkü o yasa fiziksel âlemle doğrudan ilişkilidir, ölçülür, hesaba girer. Kuantum teorisini reddeden biri, bugünün teknolojisinin yarısını üretemez. Böyle teorilere yapılan itiraz, gerçekten bilimin kendisine yapılmış sayılabilir. Peki evrim teorisi için aynı şeyi söyleyebiliyor muyuz? Bir jeolog, bir meteorolog, bir mineralog, bir okyanus bilimci, bir fizikçi, bir kimyacı — hepsi bu teoriyi hiç kullanmadan araştırmasını yapar, teorisini kurar, ürününü verir. Sarper’in Teistik Evrim Düşüncesinin Eleştirisi’nde bu mukayese ayrıntısıyla yapılmıştır. Kendi sahamdan söyleyeyim: Ben bir biyokimyacıyım; laboratuvarımda enzim kinetiği çalışırken, antioksidan aktivite ölçerken, bir bitkinin içeriğini tayin ederken bu teoriye bir kere bile ihtiyaç duymuş değilim.
Öyleyse tartışma, bilim ile bilim düşmanlığı arasında değil, bir tarih anlatısı ile onun tenkidi arasında. Evrim, canlıların geçmişine dair gözlenemeyen bir süreci konu edinir; laboratuvarda tekrarlanamaz, matematiksel bir modellemesi yoktur. Popper’ın, evrim teorisi için “metafizik bir araştırma programı” demesi de bundandır.
Asıl karmaşa şurada doğuyor. Doğru Düşünce Sanatı’nda uzunca durduğumuz bir safsata var: otoriteye yersiz başvuru. Bir sözün doğruluğu, söyleyenin ünvanından çıkarılamaz; delilden çıkarılır. “Bilim insanları böyle diyo...
Yazının tamamını dergimizden okuyabilirsiniz.