Muhammed Vasıf Geylani Hz. İle Tasavvuf ve İhlas Üzerine Söyleşi

İhlas

"De ki, Rabbim bana adaleti emretti. Her mescidde yüzlerinizi ona (Kıbleye) doğrultun ve dini yalnız Allah'a has kılarak O'na yalvarın. İlkin sizi yarattığı için yine ona döneceksiniz." (Araf.29)

Ayetinde Hz. Muhammed'e hitaben, Rabbinin kendisine adaleti emrettiği vurgulandıktan sonra bütün insanlara, her mescidde yüzlerini sadece Allah'a doğrultmaları, yalnız O'na tapmaları ve dini yalnız Allah'a halis kılarak O'na dua etmeleri emredilmekte ve Allah'ın, insanları ilk kez yarattığı gibi, yeniden kendisine avdet edecekleri belirtilmektedir. Dini halis yapmak, şirk bulaşıklarından temizlenmek, sadece Allah'a kulluk etmek olan ihlasın özü, Allah'dan başka her şeyden uzak durmaktır.

  İhlas, tevhid inancının özüdür...

Bundan dolayı Allah'ın birliğini en güzel özlü biçimde anlatan "Deki Allah birdir." süresine ihlas adı verilmiştir.

  Muhammed Ali et Tahaneviye; İhlas, ibadette riya duygusu karıştırmamalıdır.Terim olarak ihlas,temizliğini bozacak düşüncelerden uzak tutmaktır. Bu maddeye, yabanci bir şey karışırsa onun saflığını bozar. İşte herhangi bir şeyin, yabanci maddelerden temiz olması durumuna halis, bu eylemde de ihlas denir."Kuşkusuz sizin için hayvanlarda da büyük ibret vardır. Zira size,onlardan karınlardaki işkembe ile kan arasında (gelen)içenlerin boğazında kolay geçen halis bir süt içiriyoruz."(Nahl ayet 66.) ayetinde duru sütün işkembe ile kandan ari olduğu anlatılmiştir.

İmamı Kuşeyri; ihlas,ibadeti başka bir amacla değil, sırf Allah'a yaklaşmak, halkın övgü ve takdirini kazanmak gibi herhangi bir amacla değil, yalnız Allah için ibadet yapmaktır)(yahut ihlas, kişileri düşünmekten korumaktır. İhlas bu biçiminde de tanımlana bilir.

İhlas Sahibini Gerçek Takvaya Götürür.

Yüce Allah" Kendilerine dini yalnız Allah'a halıs kılıp onu birleyerek Allah'a kulluk etmeleri, namazı kılmaları, zekatı vermeleri emredilmiştir."(Beyine: 5)
Zumer süresinin 14 nci ayetinde "Deki Ben dinimde ihlas ile ancak Allah'a ibadet ederim" vugulamıştır. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e kendisini göstermek, kahramanlık ve yiğitlik için savaşan adamın durumu sorulmuş "Bu adamın çarpışması Allah yolunda sayılır mı? denilmiş. Kim Allah ın kelimesi yüce olsun diye çarpışırsa O, Allah yolundadır." buyurmuştur.(Buhari,)

Yine Hz. Peygamber "Ameller niyetlere göredir." buyurmuştur. (Buhari.) Bir başka hadislerinde Resülüllah (S.a.v.)(Allah sizin süretlerinize ve mallarınıza bakmaz. Fakat sizin kalbinize ve niyetinize bakar.) buyurmuşlardır. (Müslüm, İbni maceh,İmam Hambel,)

Bu ayetler ve hadisler insanların içinde bulunan tavhid inancı açıklanmaktadır. İnsanın başı darda kaldığı, Allah dan başka sığına bileceği kimse olmadığı zaman sadece Allah a yalvarması, tapılacak, insanini darlıktan kurtara bilecek, dar zamanlarında yetişecek olan tek Allah'ın olduğu anlatılmaktadır. Nitekim Allah a ortak koşan insanların bindikleri gemi,bir tehlike ile kerşı karşiya kalınca,daha önce yalvarmakta oldukları tanrılara değil,dini yalnız Allah a halıs kılmak,sadece ona yönelerek Allah(Celle Celalühu)a yalvarır. Ama Allah (Celle Celalühu)onları 0 sıkıntıdan kurtarıp karaya ulaştırınca,Allah ın o lutfunu unutur,yine eski hallerine döner,çeşitli günahlar yapmaya,ve çeşitli tanrilara tapmağa başlarlar.

Bu tip münafık insanlar her zaman vardır. Kurnazca laf ederler,sözlerini allayıp pullayarak insanları kandırırlar.Fakat içleri fesad doludur.Kimi de varki bir araba dolusu laf eder,zarre kadar iş başaramaz.Kimseyi de beyenmez,kendisinden üstün insan görmez kendisine yanlış yolda gitiği,Allah dan kendini düzeltmesi anımsatılsa zoruna gider.Bu sözün söylemesine tahammül edemez,kaba sözlerle muhatabının gönlünü kırar. İşte Allah (Celle Celalühu)bu münafıklar hakkında şöyle buyurmuşlar.

(İnsanlardan öyleleri varki,dünya hayatı hakkında söyledikleri hoşuna gider. Hatta böyleleri, söylediklerinin kalbinden geldiğine (samimi olduğuna)Allah i şahit tutar. Halbuki o,hasımların en yamanıdır.) (Elbakara 204)

Bu ayet sakifi kabilesinden olan Ahnes bin şerik hakkında indiği rivayet edilir. Bu adam, Zühre oğullarının andlisi idi. Medineye gelip Hz. Peygamberin yanına oturdu, Müslüman olduğunu, Allah ın elçisisni sevdiğini söyledi ve bu hususta yemin etti. Aslında münafık olan bu adam, sözlerinde samimi değildi.İçi kafirdi. Sonra Müslümanlardan olan bir toplumun ekininin yanında geçerken ekinleri yaktı ve hayvanları öldürdü. Münafıklar böyle hayın işler yaptıklarını Allah(Celle Celalühu) Resülüne bildirmiştir.

Allah(Celle Celalühu)(İnsanlardan öyleleride varki, Allahın rızasını almak için kendini(feda eder)Allah da kullarına şafkatlıdır.)(Elbakar.207.)
Dünyada böyle içi kof, insanlar olduğu gibi bunun tam karşiti olan, yani lafı bırakıp iş yapan,yaptığı iyilikleri söylemek istemeyen,hatta gizleyen;Yalnız Allahın rızasını arzu eden insanlarda vardır.İşte yüce Allah Kuranın mesanı,yanı kanunları karşitli,iki kutuplu anlatım prensibi uyarınca bu olgun insan karekteri de bakara 207 nci ayette çizmektedir.

Abdullah ibn. Abbas(r.a.)tan gelen rivayete göre bu ayat,şuayıp bin.sinan hakkında inmiştir.Müşriklerin işkencelerine uğrayanlardan olan şuayıp, Mekkelilere: Ben ihtiyar bir adamım,malım ve eşyam var. Benim sizin ve ya düşmanlarınızın yanında olmam,size ne yarar, nede zarar verir.Ben bir söz söyledim, artık ondan dönmek istemiyorum. Ben size malımı ve eşyamı vereyım de sizden din özgürlüğümü satın alayım!demiş onlarda buna razi omuşlardı.
Bu anlaşma üzerine şuayıp,malini Mekkelilere verip medineye geldi. Medineye girerken rastladığı Hz. Ebubekir, kendisine alış verişin kazançli oldu!dedi ve bu ayeti okdu.

Demekki şuayıb yolda iken bu ayat inmişti! Hz. Ömer dengelen rivayete göre de bu ayet iyiliği emreden,kötülükten meneden bir adam hakkında inmiştir.
Bir rivayete göre de Hz. Peygamberin hicreti sırasında onun yatağına girip yatan ve böylece çok büyük tehlikeye korkusuzca göğüs geren Hz. Ali(r.a.) hakkında inmiştir.

Ayriyeten bu ayet kendisinden önceki ayetlerle bir bir ütün oluşturmaktadır.Kuran,o ayetlerle bozuk karekterlı insan tipi çizmişken,bu ayetle de onun karşıtı olan, Allah rızasını kazanmak için nefsini feda etmekten çekinmeyen ,hakkın rızasından başka bir düşüncesi olmayan insan tipini çizmektedir.İnsanlık yaratılalı dan beri bu tip insanlar vardır.

  Mutasavvıflara Göre İhlas

Allah (Celle Celalühu)için yapılan işlerde halkı aradan çıkarmak ve eylemleri sadece Allah için yapmaktır.Başka bir değişle ihlas,kulun oturmasını davranmasını bütün hareket ve sükununu Allah için yapmasıdır. İhlas, temeli doğruluktur, sıdıktır. Sıdık ile ihlas arasında fark,birinin cinsinin asil, ikincisinin de dal olmasıdır. Sıdık eylemden önce olabilir, fakat ihlas,eylemle birliktedir.ihlasın dört çeşidi vardır.

1-Sözde ihlas; kulun dilinden gelen her sözü, kendi nefsinin eylemleri için değil,Hak için yapılacak eylemlere hasr etmesi,yalnız hak için yapılacak eylemlerden söz etmesi, kendi arzusu nu değil,hakın düşüncesini, yani söylediği her sözü, yalnız Allah için söylemesi, halkın değerlendirmesi değil Allah'ın değerlendirmesini düşünerek konuşmasıdır.

2-Fiilde ihlas; yapacağı her eylemi,nefsinin yarar ve zararı gibi bir çıkar için değil sadece Allah için yapması,Allah (Celle Celalühu)rızasından başka bir şey düşünmemesidir.

3-Amelde ihlas; ibadetleri yaparken de nefsin çıkarını,ahiret sevap ve cezasını hasaba katmadan yalnız Allah rızası için yapmaktır.

4-Halde ihlas; gayıpten kalbe gelecek halleri halkın bakışlarına değil, Hakkın bakışına sunması, halkın varlığını ve değerlendirmesini asla düşünmemesidir. 

  Fudeyl ibn. İyaza 
  İhlas halkın hatırı için bir şey yapmamak riya, Onlar için bir şey yapmak şirktir. İhlas, her ikisindende kurtulmaktır. 

  Ebu Osman Elmağrabi 
  İhlasta nefsin hiçbir payı olmaz. Bu avamın ihlasıdır. Havasın ihlası ise olayların üzerinden, kendi nefısleriyle geçmemiş, eylemleri yaparken kendi nesfislerinden uzak olmaları, nefislerini hiç görmemeleri ve nefse asla dayanmamalarıdır. İşte Havasın ihlası budur. 

  Ebu Ali Eddeka 
  İhlas, halkı düşünmekten korumak, nefsi düşünmekten arınmaktır. Muhlis riyası olmayan; sadık, kendisini beyenmeyen adamdır. Muhlis ihlastaki hatası; ihlasını görmektır. Eğer Allah kulunun ihlasını temizlemek isterse, ondan ıhlası görmeği düşürür. Bu O kul muhlis değil, Muhlas olur. 

  Cüneyd-i Bağdadi: İhlas, Allah ile kullar arasında bir sırdır. Melek bilmez ki yazsın, şeytan bilmez ki bozsun, Hava bilmez ki eğsin.(Netaicul efkar el-kudsiye 3/133.) 

  Allah(Celle Celalühu)Kehf süresinin 110 nuncu ayette(Deki,bende sizin gibi bir beşerim,(şuvarki)bana ilahınızın sadece bir ilah olduğu vahy olunuyor.Artık her kim,Rabbine kavuşmayı istiyorsa,iyi iş yapsın ve Rabbine ibadette ortak koşmasın.)buyurmuştur. 

  Bu ayette de Hz. Muhammed (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)e diğer insanlar gibi bir insan olduğunu,bütün insanların Rabbi nin tek olduğunun, Rabbiyle buluşmayi uman kimselerin güzel amel ve işler yapıp O na kullkta hiçbir kimseyı ortak koşmamsı gerektiğinin vahy edildiğini duyurması buyuruluyor. Peygamberimiz
Hz. Muhammed'e vahyedilenlerin özeti; Herkesın Rabbi birtek

  Allahdır. Ondan başka ilah yoktur. Dünya yaşamından sonra onunla buluşmayı uman, ahiret yaşamına inan kimse iyi amel ve iyi iş yapsın, Allah'ı bırakıp başka bir varlığa tapmasın, Ondan başkasıdan meded umasın.

  Maruf Elkerhi; Kim sevap kazanmak için iyi işler ve amel yaparsa O,tücarlar gibidir.Kimde ateş korkusunda veya cennete girmek için amel yaparsa O,köleler gibidir. Ama Allah (Celle Celalühu)İçin amel yapani ise,hürriyetini kazanan ve yüksek mertebeleri elden edenlerdendir.

S. Muhammed Vasıf Geylani (K.S) ile Mülakat; İhlas Sahipleri Nasıl Elde Ettiler?