Yol ve yolcu her zaman çok anlamlı bir metafor olarak değerlendirilmiştir. Bu metafor hayatın anlamına dair bize neler söyler? Yazının tamamını dergimizden okuyabilirsiniz.
Yolculuk halindeyiz, bir seyir halindeyiz. Yolculuk, aslında bir başlangıcı ifade eder, bir maksuda yönelik olur ve bir bitişi olur. Dolayısıyla yolculuk iradi bir eylemdir.
Kuşlar uçar, yolculuk yapmaz; rüzgâr eser, yolculuk değildir. Su akar, yolculuk değildir. Güneş ve ay kendi yörüngelerinde akıp dururlar. Bunlar yolculuk değildir. Çünkü iradi eylemler değildir. Kendileri için belirlenen bir yörüngededirler, o yörüngenin dışına çıkma ihtimalleri bile yoktur.
Ancak insan kendisine bir güzergâh tayin eder, bir hedef belirler ve bir yerden başlar, bir süreçten geçip bir yere doğru gider. Dolayısıyla sadece insanın yaptığı eyleme biz yolculuk diyebiliyoruz. İrade sahibi olmayan cansız varlıkların, hayvanatın, varlığın bir yolculuğundan söz edemeyiz. Yolculuk haddizatında iradi bir eylemdir.
İnsana bir yolculuk belirleme, bir güzergâh tayin etme hakkı verilmiştir. İnsan bu hakla, yolculuk güzergâhını belirliyor, bir maksuda doğru gidiyor ve bunu kendi cüzi iradesiyle yapıyor. İnsanın yoldan çıkması, tökezlemesi, düşmesi mümkündür. İnsan yolunu şaşırır, sonra yolunu bulur. Bunlar insan dışındaki herhangi bir varlık için söz konusu değildir.
Dolayısıyla yolcu ayık olmak zorundadır. Yolcu, buralarda kalıcı olmadığını, bir yere doğru gittiğini bilmeli; sağında solunda kendisini çağıran, yolundan alıkoymaya çalışan bu albenili, çekici şeylere kanmamalıdır. Dinleneceği yerler olacaktır elbette, yer yer nefes alacaktır, yer yer mola verecektir ama asla bütün bu yolculuk boyunca karşısına çıkan hiçbir şeyin ebedi olmadığını ve asıl maksudunun, varmak istediği yerin ötelerde bir yerde olduğunu bilmek zorundadır.
Feyz Dergisi’nin sahibi ve başyazarı Şenel İlhan Beyefendi, “İslâm Hobi Değildir” başlıklı yazısında Müslümanların dünya genelinde yaşadığı sıkıntıların temel sebebi olarak İslâm’ı hob...