Zevk Almak ve Mutlu Olmak Aynı Şeyler Değildir

Bugün insanların pek çoğu zevk almanın ve mutlu olmanın aynı şeyler olduğunu sanıyorlar. Oysa zevk almak ayrı şeydir, mutlu olmak yine ayrı... Mesela bir insan düşünün; önünde bir porsiyon baklava olsun ve onu yesin. O insan o tatlıyı yerken hiç şüphesiz zevk alacaktır. Çünkü fıtratı gereği dilindeki tad cisimcikleri nedeniyle zevk almak zorundadır. Ama yine aynı insanın, hem bir cenazesi olduğunu hem de önünde bir porsiyon baklava bulunduğunu düşünün!.. O insan aynı tatlıyı yemek zorunda kalsa hiç şüphesiz ki yine zevk alacaktır... Dilindeki tad cisimciklerini yitirmediyse eğer, bu böyle olmak zorundadır. Çünkü insanın biyolojik formadıdır bu... Ama ne var ki, o esnada mutluluktan söz edilemez. Nitekim yediği lokmalar boğazında düğümlenir kalır, yutkunur ama yutamaz insan... Yani biyolojik yapısı gereği zevk alan, ama mutsuzluğa mahkum bir insan görürüz orada.

Ya da, çok afedersiniz ama, bir fahişe düşünün ki, bütün işi gayr-i meşru bir cinsellik... Ve o sürekli o iğrençliklerle meşgul... İşte bu insan da sürekli olarak, biyolojik yapısı gereği, yaptığı işten zevk alır ama asla mutlu değildir. Çünkü o herhalukarda, kendi gözünde de "fahişedir." Ve bu şekliyle asla kendine saygısı olmadığı gibi, kendinden hoşnut da olamaz ve bir o kadar da "mutsuz... Çünkü bu şartlarda bir insanın mutlu olması mümkün değildir.

Bu iki örnekten sonra, hayatı hiç de kolay geçmeyen yani ciddi bir şekilde bedenini yorarak bizzat alnının teriyle çalışan ve kazanan bir hambal düşünün ki; akşama kadar çok ağır yükler bu garibanın sırtında ve akşam evine döndüğünde de alabildiğine yorgun... Üstelik de önünde, yemek için bir kuru soğanı olan, onu bir vuruşta dörde bölmüş ve kendi yemek kültürüne göre de iştahla yiyen bir insan, yorgun ama kanaatkar ve mutlu... Mutluluğunu da, o kuru soğanı yedikten sonra bir dal sigara yakarak; " Yahu, şu bizdeki keyif de, Vali'de de yok!" diye ifade eden bir insan... Evet, bedeni bakımından çok yorgun yani biyolojik anlamda zevksiz bir durumda ama ruhi bakımdan da keyifli ve "mutlu..." Bu örnekten de açıkça anlaşıldığı üzere; zevk almak ayrı şeydir, mutlu olmak yine ayrı...

Peki, insan nasıl mutlu olacak?.. Bu sorunun cevabına geçmeden önce yaratılan her canlı ile yaradılışı yani fıtratı arasındaki ilişkiyi görmek gerekli... Bu manada şirin ve kıvırcık tüyleri olan bir koyunu düşünün ki, o koyun "mee!" demekle mutlu olan bir hayvan.Çünkü o "meelemek" için yaratılmış ve özellikleri de bu doğrultuda... Yine bir aslan düşünün ki, o da "kükremek" durumunda ve gayet iri ayakları olan, hızlı koşan, alabildiğine kükreyen "Ormanlar Kralı.." Ve herşeyiyle, hakimiyet için yaratıldığı besbelli...

Evet, işte o aslan da "kükreyince mutlu!.." Çünkü o amaçla yaratılmış... Demekki, insan-fıtrat ilişkisi çok önemli... Nitekim insan da, "Ne için yaradılmışsa ve öyle yaşarsa mutlu olacak tarzda yartılmış bir canlı!.." Evet, insanın mutlu olma şartı da, yaradılış amacına uygun yaşamak... Bunun formülünü ise, bizi yaradan Allah (c.c) Kur'an-ı Azimüşşanında şöyle ifade ediyor;

"Ben insi ve cinsi sadece bana ibadet etsinler diye yarattım." (Zariyat-56)