Sonsuz Hayatta Mutluluk İlahi Aşktan Geçer… /Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

0
219

Derleyen: Nail Başeski

Şöyle sakin bir şekilde hayatımızın değerlendirmesini yaparsak bütün bilinçli davranışlarımızın altında genelde hep mutlu olma isteğinin yattığını görürüz. Mutlu olmak için yüksek tahsil yapar, mutlu olmak için çalışır, mutlu olmak için evlenir, çoluk çocuk sahibi oluruz. Ev, araba, güzel imkânlar, güzel bir iş hep “mutluluk puzzle”ının birer mütemmim cüzleridir.

Peki, mutlu olmanın peşine niçin bu kadar düşeriz, mutlu olunca ne olur ki derseniz, Yüce Yaratıcı vücudumuza öyle bir sistem yerleştirmiştir ki bu sistem sayesinde mutlu olmak, vücutta mutluluk hormonlarının salgılanmasına neden olur. Bu hormonlar sayesinde kendimizi daha neşeli, daha huzurlu, daha sağlıklı, daha zinde hissederiz ve hayata hep pozitif yönüyle bakabiliriz…

Ayrıca yaşadığımız güzelliklerin bir rüya gibi kısa olmasını, geçici olmasını da sevmeyiz. Zira, bu geçicilik duygusu mutluluğumuza her zaman gölge düşürür. Bilinçaltında yatan bu korku ve kaygıların etkilerini geceleri yalnızken veya hastayken, dertler-tasalar içinde çaresizken hep görebiliriz. Bu nedenle dünyada sahip olduğumuz güzelliklerin, tattığımız lezzetlerin devamlı olmasını, bâki olmasını dileriz. Zira bizi yaratan, ruhsal ve bedensel isteklerimizi sonsuz bir yaşama göre dizayn etmiştir. Bu nedenle insanoğlu için Allah ve ahiret inancı, “mutluluk puzzle”ının olmazsa olmaz birer parçasıdır. Bu tespitten hareketle diyebiliriz ki Allah ve ahiret inancı olmayanların yani tanrı inancını ve dinin gerekliliğini reddedenlerin mutlulukları, onlar her ne kadar bu gerçeği itiraf etmekten kaçınsalar da her zaman yarım ve eksik kalacaktır. Ve bu gerçek, onlar dünyanın en güzel imkânlarına sahip olsalar bile asla değişmeyecektir.

Şu yapımızın hepimiz farkındayız ki kaos ve karmaşadan düzenliliğe, rahatsız edici bir sıcaktan rahatlatıcı bir serinliğe, soğuk dondurucu bir ortamdan bahar havasına, hastalıktan sıhhate vs. kaçarız. Ruh halimiz için de bu geçerlidir; her türlü sıkıcı, üzüntü verici, bunaltıcı bir ruh halinden de huzur duyabileceğimiz, mutlu olabileceğimiz ruh haline kaçmak isteriz. Aslında bu kaçış, her konuda noksan olarak yaratılmış olan insanın farkında olmasa bile ruhsal bir refleksle fıtratına kodlanmış olan noksanını tamamlama yani cemâle ve kemâle ulaşma arayışıdır. Ama insanın bu cemâl ve kemâl arayışı ancak Rabbine teslim olunca, O’nun sevgisinde, aşkında fena olunca tatmin bulacaktır, bunun da bilinmesi gerekir…

Rabbimizin büyük bir ihsanı olarak vücudumuzun, bizim pek de farkında olmadığımız ama aşırı ya da yetersiz salgılandığında tüm dengelerimizi alt üst edebilen, dengeli olmaları halinde ise olumlu duygulara sahip olmamıza yardım eden “hormon” adlı çok önemli işçileri vardır. Bunların bir kısmı vücudumuzun sıvı dengesini, kan basıncını, şeker, yağ ve kemik metabolizmasını düzenler, bir kısmı büyüme, gelişme ve üremeyi, bir kısmı da vücutta huzuru, rahatı ve mutluluğu sağlar. Mutluluğu sağlayanlar: Serotonin, endorfin, dopamin ve oksitosin isimli hormonlardır.

Mesela sevdiğimiz şeyleri yersek vücut bu hormonlardan salgılar ve mutlu oluruz. Sevdiğimiz şeyleri giyersek, sevdiğimiz davranışları yaparsak, sevdiğimiz yerlere gidersek yine bu hormonların salgıları bizi mutlu eder. Nitekim kendimizi iyi hissetmek için estetik ameliyatlarla, rejim ve diyetlerle vücudumuzun bizi mutsuz eden kısımlarından kurtulmak isteriz. Neticede bütün çabalarımız daha çok mutlu olmak ve daha huzurlu yaşamak içindir.

Yazının devamını dergimizden okuyabilirsiniz.