Şehirli ve Köylü Müslümanlığı / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

0
115

Derleyen: Nail Başeski

Köylülük veya bedevilik sözcükleri, medenileşmemiş insan veya toplulukların kabalık, yobazlık, bilgisizlik, görgüsüzlük, inatçılıkla hemhal olmuş kültür ve zihniyetlerini ifade eder. Bu yazı, köylülerin şahsına değil ama zihniyetine bir eleştiridir. Zira köyde yaşayan her kişi köylülük sıfatını hak etmediği gibi şehirde yaşayan her kişi de medenileşip şehirli olma sıfatını hak etmez. Nitekim toplumumuzda, özellikle kentlerde yaşayan ve kendini medeni sanan köylüler çok fazladır… Teknoloji ve bilimdeki müthiş gelişmelere rağmen günümüzde insan ilişkilerinde hâlâ köylülük kültürü ağır basmaktadır ve bu kültürden din, siyaset, sosyal hayat, sanat, akademik hayat gibi hemen her alan ciddi şekilde etkilenmektedir.

Köylülük (bedevilik) medeniliğin (şehirlilik) zıddı olarak hemen her devirde önemli bir toplumsal sorun olarak karşımıza çıkar. Nitekim Peygamberimizin (s.a.v.) bedevileri ehlileştirmek adına mücadeleleri hadis kaynaklarında bir hayli yer tutar. Bedevilik Kur’an’da da zemmedilir. Mesela, Tevbe suresi 97. ve 98. ayet-i kerimelerde Hz. Peygamber’in çağdaşı olan bedevîler/köylüler şöyle eleştirilir:

“Göçebe çöl bedevîleri, cahillikleri ve eğitimsizlikleri sebebiyle küfür ve nifakta şehirlilerden daha şiddetli olup, konumları ve içinde bulundukları şartlar itibariyle Allah’ın Peygamberi’ne indirdiği hükümlerin sınırlarını bilmeme onlardan daha çok beklenir. Allah her şeyi hakkıyla bilen, her hükmü ve işi hikmetli ve sağlam olandır.” (Tevbe, 9/97)

“Bedevîlerden öylesi var ki, Allah yolunda verdiklerini kendilerinden zorla alınmış bir angarya sayar ve bundan kurtulmak için sizin başınıza felâketlerin gelmesini gözetleyip durur. O kötü felâketler, belâlar kendi başlarına gelsin. Allah, her şeyi hakkıyla işiten, kemâliyle bilendir.” (Tevbe, 9/98)

Hz. Mevlana, Mesnevisinde “Köyü yurt tutmak aklın mezarıdır. Köyde gece gündüz bir gün kalan kişinin aklı bir ayda yerine gelmez.” diyerek bu kültürün bulaşıcı etkisini çok veciz ifade eder.

İslam dini de nazil olduğu yıllardan zamanımıza gelen bir süreç içinde bedevice zihniyetlerin veya İslam dışı gelenek veya göreneklerin etkisiyle, birçok bidat mezhep ve sapık fırkaya bölünmekten kurtulamamıştır. Bu durum aslında bütün semavi dinlerin değişmez kaderidir. Bu nedenledir ki, güzel İslam dini Peygamberimizin (s.a.v.) zamanındaki berraklığını, incelik ve güzelliğini bedevi zihniyetli Müslüman topluluklar ve gruplar yüzünden kaybetmiş, yobazlık ve bağnazlıkla eşleştirilen, terörle ve şiddetle anılan bir din olmuştur.

Yazının devamını dergimizden okuyabilirsiniz.