Kur’an’ın Özellikleri / Prof. Dr. Mehmet Soysaldı

0
61

Röportaj : Dr. Metin Serİmer

“Şüphesiz ki Zikr’i (Kur’ân-ı Kerîm’i) biz indirdik ve onun koruyucusu da elbette biziz.” (Hicr 15/9) âyetinde Allah (c.c.) Kur’ân’ın tahriften uzak olduğunu beyan buyuruyor. Kur’ân’ın orijinalliği açısından bu konudaki değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?

Kur’ân-ı Kerîm’den önce indirilmiş olan bütün ilâhî kitaplar ve suhuflar tahrif edilmiş/değiştirilmiştir. Günümüze kadar değişmeden gelen tek ilâhî kitap Kur’ân-ı Kerîm’dir. Nitekim yüce Allah, Hicr sûresi 9. ayette Kur’ân-ı Kerîm’i tahriften/tebdilden koruyacağını bildirmiş ve onun korunmasını kendi garantisi altına almıştır. Nitekim Allah Teâlâ’nın vermiş olduğu bu garanti, 14 asır boyunca gerçekleşmiştir. Kıyamete kadar da gerçekleşmeye devam edecektir.

Her devirde olduğu gibi günümüzde de Kur’ân’ın hem anlaşılması hem de yaşanması büyük önem arz ediyor? Bu konuda neler söylenebilir?

Kur’ân-ı Kerîm bir hidayet rehberidir. İnsanların hayatını inşa etmek ve onlara yön vermek için indirilmiştir. Onda insanları başarıya ve kurtuluşa eriştirecek evrensel ilkeler mevcuttur. Kur’ân-ı Kerîm’in getirmiş olduğu evrensel ilkelerinden istifade edebilmek için onun doğru anlaşılması ve ilkelerinin hayatta tatbik edilmesi gerekir. Zira Asr sûresinde ifade edildiği üzere insanlık bir hüsran/zarar içerisindedir. İnsanlık, bu hüsrandan ancak Kur’ân-ı Kerîm’i doğru anlayıp sunmuş olduğu ilkeleri hayatta tatbik etmekle kurtulabilir.

Hz. Peygamber döneminde Kur’ân nasıl muhafaza edilirdi? O dönemde niçin kitaplaştırılmamıştı?

Hz. Peygamber döneminde Kur’ân iki yönden muhafaza altına alınmıştır.

1. Ayetlerin yazılıp kayıt altına alınması yoluyla,

2. Ayetlerin ezberlenmesi yoluyla muhafaza altına alınmıştır. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’in daha ilk vahyediliş günlerinden itibaren Hz. Peygamber’in inen ayetleri vahiy kâtiplerine yazdırdığına dair sahih rivayetler mevcuttur.

Kur’ân-ı Kerîm Hz. Peygamber döneminde bir kitap haline getirilmemiştir. Çünkü vahiy hala devam ediyordu. Ayrıca Hz. Peygamber’e inen vahiyler nüzul sırasına göre tertip edilmiyordu. Dolayısıyla Kur’ân-ı Kerîm’in vahyedilişi tamamlanmadan kitap haline getirilmesi mümkün değildi.

Hulefa-i Raşidin döneminde Kur’ân’ın muhafazası hususunda nasıl bir yol izlendi? Kimler görevli idi? Cem etme ve çoğaltma işlemleri nasıl yürütüldü?

İlk halife Hz. Ebubekir döneminde irtidat eden/dinden dönenlerle yapılan savaşlarda birçok Kur’ân-ı Kerîm hafızı sahabî şehit edilmişti. Kur’ân-ı Kerîm’e bir zarar gelir endişesiyle Hz. Ömer’in teklifiyle ve Hz. Ebubekir’in emriyle, Zeyd b. Sabit adlı sahabî tarafından cem edilip iki kapak arasında bir kitap haline getirilmiştir. Hz. Osman döneminde ise kıraat ihtilaflarının önüne geçmek ve ümmeti Kur’ân-ı Kerîm hakkında ihtilaftan kurtarmak için Kureyş lehçesi üzerine yazdırılıp çoğaltılmıştır. Bu işlem ise Zeyd b. Sabit başkanlığında bir komisyon tarafından yapılmıştır. (Bu konulardaki ayrıntılı bilgi için “Asırların İdrakine Kur’ân Tarihi” adlı kitabımıza müracaat edilebilir.)

Röportajın devamını dergimizden okuyabilirsiniz.