Kur’an’da Su ve Hayat / Dr. Mehmet Şafi BİLİK

0
177

Röportaj: Özcan KESKİN

İslam’da su ve hayat kavramlarına Kur’an üzerinden atfedilen anlam ve okumalarda neler var? Kur’an’da su kavramı niçin önemlidir?

Allah, su ile toprağın karışımı olan çamurdan ilk insanı yaratmıştır. Dolayısıyla su insandan önce yaratılmıştır. İnsan neslinin ve hayatının devamı için gerekli olan maddelerin başında su gelir. Su olmadan hayatın olması düşünülemez.

Suyla insan arasında su sızmayacak kadar kadim bir dostluk var. Doğumundan ölümüne kadar su insanoğlunun hep yanı başındadır. Bundan dolayıdır insanoğlu elsiz, kolsuz, dilsiz yaşar da asla susuz yaşayamaz. Su, serinliği ve nemliliği ile ateşe zıt olan akıcı cevher veya her gelişenin hayatı ona bağlı olan, susuzluğu gideren basit, latif/şeffaf cisimdir. Bununla birlikte su, kimyasal olarak hidrojen ve oksijen elementlerinden oluşan; sıvı, katı ve gaz halinde bulunabilen bir maddedir. Tüm hücrelerin büyük kısmını oluşturan su, yaşamın kaynağı olarak; bitkilerde, hayvanlarda, insanlarda ve tüm canlılarda en temel girdidir. Canlıların varlıklarını ve yaşamlarını devam ettirebilmeleri için en temel unsurlardan biri sudur. Dolayısıyla canlı organizmaların hayatiyeti suya bağlıdır. Tüm canlılar gibi insan da suya muhtaçtır. Bu nedenledir ki, tarihi seyir içerisinde insanoğlu suyun hayat verici gücünden hareketle ona kutsiyet atfetmiştir. Su, bilindiği gibi, iki hidrojen ve bir oksijenin bileşiminden meydana gelen akıcı bir sıvıdır. Yeryüzünde su; insan, hayvan, bitki ve tüm canlıların ana yapı oluşum unsuru ve varlıklarının devamı için kullanmak zorunda oldukları ilahi rahmet ve kaçınılmaz maddedir.

Kur’ân, birçok âyette suyun önemi üzerinde durmuş, insanlık için vazgeçilmez olduğunu haber vermekle beraber, bütün canlıların sudan yaratıldığını (Nûr, 24/45; Enbiyâ, 21/30) da haber vermektedir. Bu haber suyun önemini ortaya koyduğu gibi bütün canlıların ham maddesi olduğunu da ortaya koymaktadır. Konu ile ilgili olarak şu âyeti kerimeler dikkate değerdir: “İnkâr edenler, gökler ve yer bitişik halde iken bizim, onları ayırdığımızı ve bütün canlıları sudan yarattığımızı görüp düşünmediler mi? Yine de inanmazlar mı?” (Enbiyâ, 21/30) “İnsanı sudan yaratarak, ona soy sop veren O’dur. Rabbin her şeye Kadir’dir.” (Furkân, 25/54)

İnsanoğlu hayatını devam ettirebilmek için suya ihtiyaç duyar. İnsanlığın var oluşu için hayati öneme sahip olan suyu insanlar temin etmek için birçok yola başvurmuştur. Bu temin bazen yeraltından karşılandığı gibi çoğu zaman yer üstü kaynaklarından sağlanmıştır. Dolayısıyla su ile hayat birbirini tamamlayan önemli iki unsurdur.

Suyu önemli kılan temel unsur hayatın kendisidir. Hayat kelimesi Arap dilinde yaşamak, canlı ve diri olmak, hayat sahibi olmak gibi anlamlarda kullanılmaktadır. Bu kök ve ondan türemiş olan kelimeler Kur’ân-ı Kerim’de 190 yerde geçer. Canlı olmak, yaşamak, selamlamak,  yaşam ve sağlık dilemek, yaşatmak, can vermek, diriltmek gibi manalarda kullanılmıştır. Ayrıca Yüce Allah’ın bir sıfatı olarak “Hayy”  canlı diri manalarında Kur’ân-ı Kerim’de sık sık geçmektedir.

Hayat sözlükte; menfaat, hayır ve dirlik anlamlarına gelen bir kelimedir. Hayat kökünden sıfat olan hayy ise diri, canlı ve zinde gibi manalara sahiptir. Hayat lafzı bitki ve hayvanlarda var olan gelişme, büyüme ve hissetme gücü ki bu his gücünden dolayı canlılar hayvan olarak adlandırılmıştır. Bu kelime, bilme ve düşünme gücü, kederin artışı, ebedi hayat olan ahiret hayatı ve Yüce Allah’ın vasıflandırdığı hayat gibi çeşitli anlamlara gelmektedir. Hayat, tüm canlıların sahip olduğu ortak bir özelliktir. Hayat; canlıların yaşamasını, gelişip değişmesini sağlayan organların etkinlik süreci; doğumdan ölüme kadar geçen yaşama sürecinde ard arda gelen olaylar bütünü; canlı varlıkları belirleyen özümleme, büyüme ve ölüm gibi olayların tümü anlamlarına gelen bir lafızdır.

Su, Kur’ân’da bizzat geçmekle birlikte, yağmur ve yağmur anlamına gelen kelimeler, dolu, deniz, nehir gibi kelimeler ile ifade edilmektedir. Bununla birlikte dolaylı olarak ve mecazi olarak da su anlamına gelen kelimeler de geçmektedir. Su anlamına gelen                    kelimesi Kur’an-ı Kerim’de herhangi bir kelimeye izafe edilmeden elli dokuz, izafe edilmiş olarak dört yerde olmak üzere toplam altmış üç kere geçmektedir. İlgili âyetler incelendiğinde bu kelimenin iki anlama geldiği görülecektir. Birincisi bilinen su anlamına gelir. Su kelimesini ihtiva eden âyetler, suyun Allah’ın sonsuz kudretini gösteren bir kanıttır. Bu bağlamda “Yerden suyunu ve bitkisini çıkardı.” (Nâziât, 79/31) buyurur. Hayatın temel unsuru olan suyun çekilmesi halinde Allah’tan başka suyu yaratacak bir gücün bulunmadığına işaret eder. “De ki: Suyunuz çekiliverse size akarsuyu kim getirebilir?” (Mülk, 67/30) Hz. Nuh (a.s.) kıssasına atıfla sular coştuğu vakit, iman edenleri gemiyle taşıyanın Allah olduğu hatırlatılarak bundan ibretli bir ders çıkarılmasını ister. “Bir zamanlar sular coştuğu vakit sizi gemide kuşkusuz biz taşıdık; Bunu sizin için ibretli bir ders olsun ve kulaklardan hiç çıkmasın diye yaptık.” (Hakka, 69/11-12) Suyu yaratan, bulutlardan indiren, insanlar için içilebilir hale getiren Allah’tır. Yaratılan varlıklar suyu yaratamaz ve bulutlardan indiremez. Bu sebeple insanların yanı başında olan ve hayatları ona bağlı olan suyu düşünüp şükretmeye davet eder. “İçtiğiniz suyu düşündünüz mü? Onu buluttan siz mi indirdiniz yoksa biz miyiz indiren? Dileseydik onu tuzlu yapardık. O halde şükretmeli değil misiniz?” (Vâkıa, 56/68-70) Allah’ın gökten ölçülü olarak su indirdiği ve bununla ölü beldeye hayat verdiği belirtilir. Ölü beldenin su ile hayat bulduğu gibi tekrar diriltmenin gerçekleşeceğini söyler. “Gökten ölçülü olarak su indiren de O’dur. Bununla ölü bir beldeye yeniden hayat veririz. İşte siz de böyle diriltilip çıkarılacaksınız.” (Zuhruf, 43/11)

Kelimenin ikinci anlamı ise nutfedir. Bu anlamda âyetlerde ahiret hayatını inkâr eden insanın kendi yaratılışına bakıp ibret almasını ve buna göre tekrar diriltme ilgili olarak düşünmesini ister. “İnsan neden yaratıldığına bir baksın. O, atılan bir sudan yaratıldı.” (Târık, 86/5-6) Allah’ın nutfe ile insanlar arasında soy ve sıhriyet bağını oluşturduğunu hatırlatır. “İnsan türünü sudan yaratıp onların arasında soy ve sıhriyet bağı kuran da O’dur. Rabbin üstün kudret sahibidir.” (Furkân, 25/54) Görüldüğü gibi her iki manada da su; Allah’ın kudretini göstermeye ve ahirette tekrar diriltmeye kanıt olarak anlatılmıştır.

Kur’an’da, kıssalarla birlikte suya yüklenen çok çarpıcı anlamlar da söz konusu. Özellikle Hz. Musa, Hızır ve Ab-ı Hayat, Tâlut Kıssası, Yunus, Salih ve Eyyüb peygamberlere ait kıssalar hikmetlerle dolu… Biraz bahseder misiniz?

Su kavramı, Kur’ân kıssalarında da farklı bağlamlarda zikredilmiştir. Geçmiş ümmetlerden bahseden kıssaların anlaşılmasında ve verilen mesajın ifade edilmesinde su önemli bir fonksiyona sahiptir. Suyun yaşamsal değerde olmasına rağmen kıssa anlatımlarında bazı kavimlerin su ile helâk edildiği, bazılarının su ile kurtulduğu bazıları içinse tamamen bir imtihan/sınav vesilesi olduğu vurgulanır.

Su ile helâk edilen kavimlerin başında Nûh’un (a.s.) kavmi gelmekte olup Nûh kıssası, değişik tasvirlerle birçok sûrede zikredilmektedir. Kur’an-ı Kerim’de ve hadislerde geniş bir şekilde tanıtılan Hz. Nûh “ülü’l-azm” olarak isimlendirilen beş büyük peygamberden biridir. Kavmine peygamber olarak gönderilen Hz. Nûh, putları terkedip Allah’a itaat etmeleri konusunda kavmini ısrarla davet etmiş ve onları Allah’a karşı gelmekten sakındırmıştır. Allah’a karşı gelmeleri durumunda büyük bir cezaya çarptırılacakları konusundaki ilahi mesajı onlara iletmişti. (Nûh, 71/1-4) Hz. Nûh, Allah’a itaat etmeleri ve bağışlama dilemeleri durumunda gökten bol yağmurun yağacağını bildirmiştir. Lâkin Nûh kavmi inkâr etmede ısrar edince onlar için artık işin sonuna gelinmişti. Söz bitmiş, yerini Allah’ın onlar için davranışlarının karşılığı olarak takdir ettiği uygulama almıştı. Nûh, çaresizliğini, kâfirler karşısındaki zayıflığını dile getirerek Allah’a şöyle yalvarmıştı: “O da Rabbine, ‘Ey Rabbim! Ben yenilgiye uğradım, yardım et.’ diye dua etti.” (Kamer, 54/10) Sonunda tufan ile helâk oldular.

Röportajın devamını dergimizden okuyabilirsiniz.