Kur’an’da Kişilik Eğitimi / Doç. Dr. Ahmet Abay

0
51

Röportaj: Ali Yavuz

Çalışmanızda Kur’an’da eğitim, terbiye kavramı üzerinden şekillendiriliyor. Bu konudaki değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?

Eğitim, kişiliğin gelişimine yardım eden, bilgi beceri ve davranışları elde etmesine yarayan bir süreçtir.

Kur’ân’ın amacı, mutlak bir eğitime ve bilgi edinmeye muhtaç olan insanın, aklını ve ruhunu terbiyeye elverişli hale getirmek suretiyle eğitim sürecini başlatmak, ardından kabiliyet ve değerlerini kendi doğallığı ve bütünlüğü içinde geliştirmektir. Nitekim en büyük terbiyeci Allah, en önemli rehber Kur’ân, en iyi eğitimci de Hz. Peygamber’dir.

Kur’an’ın insanın şahsiyetini inşa etmek için indirildiği hususunda kanaatimizce akıl sahibi hiçbir kimsenin şüphesi yoktur. Çünkü vahyin temel amaçlarından birisi insanın Rabbine kulluk yapmasını sağlamaktır. Bu amacın gerçekleşebilmesi için insanın belli bir eğitim metoduyla eğitilmesi gerekmektedir. Aksi halde insan istenilen özelliklere sahip olamayacaktır.

‘Terbiye ile ilişkili kavramları irşat, mürşit, tehzip, te’dip, ta’lim ve öğretim olarak ifade etmek mümkündür. Eğitimi te’dip ve terbiye, öğretimi ise ta’lim ve tedris anlamında değerlendirmek gerekir.

Kur’an’ı hayatın kullanım kılavuzu olarak gönderen Rabbimiz, insanın iyi bir şahsiyet sahibi olması için birtakım öncelikler belirlemektedir.

Şahsiyet eğitimi yapılırken öncelikle Mekke’de nazil olan ayet ve surelerden başlayarak vahyin insanın şahsiyetini inşa ederken hangi hususlara öncelik verdiğini ve hangi ilkeler doğrultusunda hareket ettiğini tespit etmek gerekir.

Kur’an’a baktığımızda hemen göze çarpabilecek birkaç önceliği örnek olması kabilinden zikredecek olursak; hem kitabî hem de kevnî ayetlerin Yaratan Rab adına okunması, insana bilmediklerini bir öğretenin var olduğu, kalemin ve eğitim öğretimin insan hayatındaki ehemmiyeti, hamdin sadece âlemlerin Rabbine yapılabileceği, maddî manevî her türlü kirden arınıp hayatın içerisinde aktif rol alınması gerektiğini saymak mümkündür.

Kur’an’a göre eğitimin hedefi ya da amacı nedir? Bu eğitimin temellerinde neler var? Bilgi, duygu ve eylem açısından değerlendirmek mümkün mü?

‘Eğitimde hedef’ kavramıyla kastedilenin, eğitim-öğretim süreci sonunda insanda gerçekleşmesini istediğimiz bilgi, beceri, tutum ve davranışlar olduğunu söyleyebiliriz. Bu bağlamda eğitimin amacı, hayata yüklenen anlama göre değişmektedir. Yani siz hayata hangi anlamı yüklüyorsanız o anlamı gerçekleştirecek bir eğitim yapmayı amaçlıyorsunuz demektir. Kur’an’a göre hayatın amacı Allah’a kulluk etmek ve O’nun rızasını kazanmak olduğuna göre Kur’ân’da eğitimin amaçlarının bunu gerçekleştirmeye matuf olduğunu ifade etmek mümkündür. Bu çerçevede İslamî eğitimin temel amacının, insanlar arasında adalet ve mutluluğu sağlamanın yanında dinin va’z ediliş amacı olan insanı ebedi mutluluğa ulaştırmakla paralellik arz ettiğini söyleyebiliriz. Bu bağlamda, Kur’ân’da eğitimin amaçlarını şu şekilde özetleyebiliriz:

Yalnızca Allah’a kulluk yapmak, hayırlı insan ve hayırlı bir toplum inşa etmek, kurallara uyma ve toplumsal adalet bilinci oluşturmak, şefkat merhamet, barış, yardımlaşma ve iyiliği yayma ruhu oluşturmak, cehd-cihad ruhu oluşturmak, yakîn ve itmi’nan sahibi, düşünen ve akleden kişiler yetiştirmek, maddî ve manevî yarar ve erdemleri korumak ve en nihayetinde insanın bütün ihtiyaçlarını gidermeye çalışmak.

Eğitim, genel itibariyle toplumun kültürel yapısına, inanç değerlerine ve ekonomik durumuna göre değişiklik arz ederken Kur’ân’da eğitimin ise bilgi, duygu ve amel-eylem temelleri üzerine dayandırıldığını ifade edebiliriz.

Eğitim sadece bilgi temelli değildir. Kişinin ruh halinin ve duygu dünyasının da dikkate alınması gerekir. Ayrıca eğitimin pratiğe yansıyan bir boyutu da vardır. Yani Kur’ân eğitiminin, bilgi, duygu ve amel-eylem şeklindeki üç temel unsura dayandığı söylenebilir. Eğitimin bu üç temel dışında kalan inanç, ahlak, hukuk ve ibadet eksenli temellerinin de olduğunu göz ardı etmemek gerekir.

Kişiliğin tanımı ve ilintili kavramlar üzerinden, kişilik ve kimlik oluşumuna dair neler söylemek istersiniz?

Kişiliğin pek çok tanımının yapıldığını öncelikle belirtmeliyim. Herkes tarafından kabul gören bir tanımın yapılması zor olmasına rağmen çeşitli tanımlamalarda özgünlük, devamlılık ve ayırıcı oluş gibi unsurların vurgulandığını da söyleyebiliriz.

Kişilik ile ilgili bir tanım zikretmek gerekirse; “Kişilik, kişiyi bütün öteki kişilerden ayıran ruhsal ve bilinçsel özelliklerin tümüdür” demek mümkün olur. Kişilik, yaratılıştan hazır olarak gelmez. İnsan, vicdanî otoritenin sağladığı ahlâkî düzen içinde yaşama hürriyetine sahipse, kişiliğini inşa edebilir. Bu açıdan sağlıklı kişilik, ferdin özüyle, iç benliğiyle karakter eğitimi üzerinden şuurlu şekilde münasebet kurabilmesine bağlıdır.

Kişilikle ilgili kullanılan fert-şahıs-birey, vech, karakter, mizaç, huy, şâkile gibi kavramlar bize gösteriyor ki her insan diğerinden farklıdır ve hiçbir insan diğerinin aynı değildir. İnsanın fizyolojisini ve biyolojik yapısını düşünelim. İnsanlar arasında sayısız ortak özelliğe rağmen her insan, tek ve kendisi olabileceği özelliklere sahiptir. Tıpkı her insanın parmağının olup da hiçbir insanın parmak izinin, diğerinin parmak izine benzememesi gibi; her insan, diğerleriyle ortak yönleri bulunuyor olmasına rağmen öznel bir kişiliğe, sırf kendine ait bir benliğe sahiptir.

Röportajın devamını dergimizden okuyabilirsiniz.