Terapide Güçlü Bir Metafor: “Herkes Evine Dönmek İster” / Psikoterapist Tuba Karacan

Terapide Güçlü Bir Metafor: “Herkes Evine Dönmek İster” / Psikoterapist Tuba Karacan

Tarih: 2021-03-01

“Herkes Evine Dönmek İster” bir kurgu, bir metafor… Kitabınızı böyle tanımlıyorsunuz? Aynı zamanda muhteşem bir üslupla psikoterapik yaklaşımlar var. Ev, herkes, dönüş… Biraz açıklar mısınız?

Çok teşekkür ederim. Eve dönmek bir metafor. Ev dediğimizde ise etiyle kemiğiyle bir evden ama aynı zamanda da içimizi dolduran evden bahsediyoruz. Benliğimiz doğduğumuz evde inşa ediliyor. Orada yaşanan ilişkilerden, ortamdaki hâkim duygudan, anne-baba ve kardeşlerle kurulan ortak geçmişten geriye kalanız. Üzerimize sinmiş bir kokuyla çıkıyoruz o evden ve gittiğimiz her yere, kurduğumuz her eve o kokuyu da bulaştırıyoruz. Yani bugün; kendimizle ilgili yaptığımız tanımlamaları, yakınlarımızla kurduğumuz ilişkileri ve orada ortaya çıkan sorunları anlamak için yüzümüzü çevireceğimiz yer doğduğumuz ev. Orası çocukluğumuz, orası ilk sevinçlerimizi yaşadığımız, ilk yaralarımızı aldığımız yer ama yine de hep iyi hatırlamak istiyoruz. Ne yaşarsak yaşayalım o eve dönmek istiyoruz, bazen yaralarımızı sarmak bazen o çocuksu sevinçleri hatırlamak için.

Genel olarak güvenli bağlanma, annenin bebekle eş duyum içinde olması, bebeğin kendilik algısı ne demektir? Tüm bunların bebek-anne ilişkisiyle ilgisi nedir? Neden hep anne?

“Neden hep anne?” sorusunu iki türlü okumak gerek. Birincisi evet, anne gerçekten de bir çocuğun hayatındaki ilk ve en önemli kişi. İlk ilişkiyi onunla kuruyoruz, ona bağlanıyoruz. Bu yüzden annenin taa en baştan bebeği istemesi, ona hazır olması, bağ kurabilmek için gerekli duygusal ve fiziksel şartların oluşması çok önemli. Sorunun ikinci yüzü de şuraya bakıyor, anne tek başına bebeğin sahibi değil. Çocuğun tüm sorumluluğunu anneye verdiğimizde bir dizi adaletsizlikle de karşı karşıya kalıyoruz. Bağlanma için yalnızca annenin duygusal olarak hazır ve istekli olması yetmiyor, başta babanın ve yakın çevrenin de annenin bebekle ilişkisini kolaylaştırıcı bir rol üstlenmesi gerekiyor. Çünkü evet, hep söylediğimiz bağlanma çok önemli, ebeveynlerimizle ama özellikle annemizle kurduğumuz ilişki ilerleyen yaşlarda diğerleriyle kurduğumuz tüm ilişkilerde belirleyici oluyor. Ya diğer insanları ve dünyayı güvenli bir yer olarak algılayıp ilişkilerimizi ona göre tanzim ediyoruz ya da güvensiz bir dünyada, güvensiz ilişkiler ağında sürekli kendi yerimizi sorguladığımız bir hayatı yaşıyoruz.

Annenin kendi hikâyesini bilmek, geçmişe ait bazı problemlerin çözümünde bize katkı sağlayabilir mi?

Devamını dergimizden okuyabilirsiniz.

Abone olmak için lütfen tıklayın


Son Eklenen Yazılar

Nefs Mücadelesinde Psikolojimiz Nasıl Olmalı? / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Sadece bir imtihan yeri olan bu dünyada, bir insanın nefsiyle mücadelesini, ben daha çok iki boksörün bir ringdeki mücadelesine benzetir ve bu örnekten çok büyük ib...

Hz. Ali’nin Belagati ve Dinî İlimlere Katkısı / Dr. Seyhan Özsoy

Hz. Ali’nin (k.v.) dinî ilimlere katkılarına dair önemli bilgiler var. Yaşadığı hayat ve konumunun, Hz. Peygamber’le (s.a.v.) beraberliğinin bu duruma başlı başına ...

Başarılı Yöneticilerin Hayat Hikâyeleri / Dr. Muhammet Hamdi Mücevher

Genelde başarılı yöneticilerin özellikleri konusunda araştırmalar yapılıp eserler verilirken sizin çalışmanız başarılı bir yöneticiliğe giden yola nerelerden gelind...