İzzet-i Nefs Duygusu Nasıl Kazanılır? / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

İzzet-i Nefs Duygusu Nasıl Kazanılır? / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Nail Başeski

Tarih: 2021-02-02

İzzet-i nefs, nefsin şerefliliği, üstünlüğü demektir. Zıddı zillettir. Mü’min izzet sahibidir ve bunun farkında olmalıdır. İzzet-i nefs duygusunun içi iyi doldurulmalıdır ki kişide kendiliğinden bir vakar oluşsun ve birçok günahı kendine yakıştıramasın. Mesela madden zengin olan ve bunun farkında olan bir kimse kendine dilenciliği yakıştırabilir mi? Yine toplum içinde belli bir saygınlığı olan ve bunun farkında olan bir kişi bu saygınlığına halel getirecek işleri alenen çok rahat işleyebilir mi?

İzzet-i nefs, kişinin kendinde olan maddi ve manevi zenginliğin farkında olmasıyla kendiliğinden oluşan bir “müspet benlik” duygusudur. Bu duyguyu, bir bakıma “müspet bencillik” diye de ifade edebiliriz. Bu durumda biz “benlik” duygusunu ikiye ayırmak zorundayız. Yalnız kendini düşünen, kendi çıkarlarını herkesinkinden üstün tutan, egoist anlamındaki “menfi benlik” ve insanlarda olması gereken izzet-i nefs olarak tanımladığımız “müspet benlik”. Maalesef bunun ayrımı yapılmadan -yaygın bir kanaat olarak- benlik duygusu sadece kötülüğü barındıran bir duygu gibi bilinip anlatılmakta. “Ben” duygusunun müspet tarafına ben, “müspet benlik” adını veriyorum. İşte bu “müspet benlik” duygusu insanın olmazsa olmazıdır. Bu duygu kazanılamaz ise nefsle mücadele de yapılamaz. Zira nefsle mücadelede temel ölçüt veya referans, izzet-i nefs üzerinden olur.

Örnek verecek olursak, izzet-i nefs sahibi olmayan tevazu olamaz. Zira tevazu, mevkiini bilen birinin (yani ilim, akıl, ahlak vs. gibi kendinde olan müspet değerlerin farkında olan birinin) kendini, bildiği bu yerden, bilerek, isteyerek daha aşağıda göstermesidir.

Tevazu emir değil tavsiyedir. Kişinin kendini olduğu yerde göstermesi de mümkündür. Bu noktada kibre sıçrama tehlikesi bulunduğundan büyükler kendilerini daha aşağıda göstermeyi tedbir olarak tercih ederler. Mesela kişinin kendindeki değerlere 100 dersek kendini 70-80 gibi göstermesi tevazudur.

Kibir ise kendi sınırlarını bilmekten aciz bir adamın büyüklük havası atmasıdır. Burada çok önemli bir noktayı da hatırlatmakta fayda var. “Büyüklük” ile “Büyüklenmek” arasındaki farkın ayrımı. Büyüklük kibir değil, büyüklenmek kibirdir. Maalesef toplumumuzda bu meselede tam bir facia yaşanıyor. Sıradan, avam Müslümanlar değil, âlim bilinenlerin büyük bir kısmı dahi bu ayrımı fark edemiyorlar. Tarikatların hemen birçoğunda müridler, büyüklenme hastalığı ile mücadele edeceğim diye büyüklüğü ile mücadele ediyor. Yani izzet-i nefsiyle mücadele ediyor ve kibir mücadelesi yapıyorum sanıyor. Hâlbuki büyüklüğünün farkında olmak kibir değil, büyüklenmek kibirdir. Büyüklük, izzet-i nefs duygusunun içini dolduran her türlü güzel değerlerimizin bize kattığı müspet ruh halidir. O sebeple “izzet-i nefs” insanın kendi konumunu “X” yani “belirsiz” olmaktan kurtarıp kendine müspet bir mevki vermesidir. Bu mevki hayali bir mevki değil zaten kişinin kendinde var olan olumlu güzel değerlerinden oluşan bir mevkidir. Ancak, insanlar bu çok önemli konuyu, bilgisizlik veya önemini kavrayamadıklarından es geçerler. Bu haldeki insanlar şeytanın oyuncağı olmaktan kurtulamazlar. Kendi gözünde konumu “X” yani “belirsiz” olan kişilere şeytan istediği sıfatları rahatlıkla yükler ve ona mesela “Sen inançsızsın.” der inandırır, “Sen alçaksın.” der inandırır, “Sen sapıksın.” der inandırır… İşte şeytan hep bu tür tuzaklarla insanları barlara, meyhanelere hatta tımarhanelere doldurur. Dolayısıyla izzet-i nefsini kaybederek zillete düşen insanlar her türlü günahı işlemeyi, her türlü adiliği yapmayı kendilerine yakıştırabilecek bir ruh haline de düşmüş olurlar.

Devamını dergimizden okuyabilirsiniz.

Abone olmak için lütfen tıklayın


Yazarın Diğer Makaleleri

Nefs Mücadelesinde Psikolojimiz Nasıl Olmalı? / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Sadece bir imtihan yeri olan bu dünyada, bir insanın nefsiyle mücadelesini, ben daha çok iki boksörün bir ringdeki mücadelesine benzetir ve bu örnekten çok büyük ib...

Fiilî Yalancılık / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Elhamdülillah ki bizler mümin insanlarız. “Mümin” demek; Allah’a, O’nun Resulüne ve Resulü aracılığı ile gönderdiği kutsal kitabına ve içindeki tüm bildirilenlere y...

İzzet-i Nefs Duygusu Nasıl Kazanılır? / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

İzzet-i nefs, nefsin şerefliliği, üstünlüğü demektir. Zıddı zillettir. Mü’min izzet sahibidir ve bunun farkında olmalıdır. İzzet-i nefs duygusunun içi iyi doldurulm...
Tüm Yazıları