Bir Bilgi Kaynağı Olarak Hads / Prof. Dr. Ali Bakkal

0
55

Röportaj:  Dr. Alper Yücel Zorlu

Hads nedir?

Hads Arapça bir kelimedir. “Bir işin veya olayın sonucunu tahmin etme, ölçüp biçme; doğruluğundan emin olmadığı beyanlarda bulunma; hızlı ilerleyiş, çabuk kavrayış” gibi anlamlara gelir. Türkçe’de daha çok “sezgi” kelimesiyle ifade edilir. Tabiî olarak bu anlamda kullanıldığı zaman hads, bir bilgi kaynağı olmaktadır. İngilizce ve Fransızcada “intuition” kelimesiyle karşılanır.

Hadsin/sezginin bir bilgi kaynağı olarak kullanıldığını söylediniz. Hads nasıl bir şeydir? Nasıl tanımlanmaktadır? Mahiyeti nedir?

Gelenbevi ve Ahmet Cevdet Paşa hadsi, “zihnin sür’at-i intikalidir” şeklinde tanımlamışlardır. Yani hads, bir şeyin aniden hatıra gelmesidir. Ancak öyle her hatıra gelen şey hadsî bilgi olmaz. Bu kısa tanıma göre bile, zihnin bir şeyden hareket ederek başka bir sonuca ulaşması gerekmektedir. Seyyid Şerîf el-Cürcânî (ö. 816/1413) bir nevi İslâmî Terimler Sözlüğü diyebileceğimiz et-Tarîfât adlı eserinde biraz daha anlaşılır biçimde hadsi “zihnin, birlikte meydana gelmeleri sebebiyle ilkelerden (mebâdî) sonuçlara (metâlib) vasıtasız olarak hızla intikal etmesidir” şeklinde tanımlamıştır. Bu tanımdan hareketle hadsin şu özelliklere sahip olduğunu çıkarabiliriz:

a. Hads zihnin bir şeye süratle intikal etmesidir. Yani bir şeyin aniden zihne gelmesidir. Ancak zihne aniden gelen her bilgi hadsî bilgi sayılmaz.

b. Hads, vasıtasız olarak zihne gelen bilgidir. Yani bu bilgi, akıl yürütme, deney, tecrübe, kendisine güvenilen birisinin haber vermesi gibi bazı bilgi vasıtalarını kullanarak meydana gelen bir bilgi türü değildir. Bir nevi dalgın bir vaziyette iken insanın hatırına gelen bir bilgidir, hads. Bununla birlikte yine tekrar ediyoruz: Zihne vasıtasız olarak aniden gelen her bilgi hadsî bilgi sayılmaz.

c. Öncelikle hads bir şeyden hareketle elde edilen bir sonuçtur. Kendisinden hareket edilen şey ise mantıkçılara göre mebâdî dediğimiz bazı ilke ve prensiplerdir. Dolayasıyla hads, ilkelerden hareketle sonuçlara ulaşmaktır.

İlkelerden hareketle birtakım sonuçlara ulaşırken bu ilkelerle sonuçlar arasında “birlikte meydana gelmek” gibi zorunlu bir ilişki vardır.

Hads mahza sezgiden ibaret bir bilgi kaynağı olmayıp onun arkasında onu tetikleyen ve ona kaynaklık eden bazı ilke ve prensipler vardır.

Nedir bu ilkeler?

Aslında bu ilkelerin diğer bilgi kaynakları olduğunu söyleyebiliriz. Yani akıl, deney, tecrübe, gözlem, kesin haber, ilham gibi şeyler. Aralarındaki fark, hadsin aniden akla gelen bir bilgi türü olmasıdır. Ama aslı yine bunlara dayanır. Meselâ deniz sahilinde oturup ufka doğru bakarken uzaklardan bir geminin geldiğini görürsünüz. Gemiye adeta bilinçsizce bakarken ilk önce direklerinin göründüğünü fark edersiniz. Dünyanın yuvarlak olup olmadığını hiç düşünmediğiniz halde, zihninize, “Galiba dünya yuvarlak. Eğer yuvarlak olmasaydı önce geminin gövdesi görünürdü.” şeklinde bir düşünce geliyorsa, işte bu hads yoluyla elde edilen bir bilgidir. Dayandığı prensip gözlemdir. Ama burada yapılan gözlem, gözlem yapmak maksadıyla yapılmamaktadır. Gözlemle hadse dayanan bilgi birlikte meydana gelmektedir.

Meselâ siz gündüz zincirleme bir kıyas üzerinde çok düşünmüş, ama bir sonuca ulaşamamış olabilirsiniz. Artık zihnen yorgun düşüp gece yatağınıza yattığınızda bu düşünceyi zihninizden atıp bir an önce uykuya dalmak istersiniz. Tam uyumaya hazırlanırken birden hatırınıza sonuç gelir. İşte bu bir hadstir.

Mesela siz bir savcısınız. Bir kadın öldürülmüş ve siz katili bulmaya çalışıyorsunuz. Yaptığınız araştırmalara göre bu kadını uzaktan birinin öldürmemiş olduğunu anlıyorsunuz. Kocasının da o sırada uzakta olduğunu, dolayısıyla bu olayın karı-koca uyumsuzluğu sebebiyle meydana gelen bir olay da olmadığını düşünmüyorsunuz. Zihniniz iyice yorulmuşken birden hatırınıza kayınpederinin “Bazen söz dinlemiyordu.” sözü geliyor ve kadını öldüren kişinin kayınpederi olabileceği üzerine yoğunlaşıyorsunuz. Adamı sıkıştırınca gerçekten de durumun böyle olduğunu tespit ediyorsunuz. Sizi bu sonuca ulaştıran şey, adamın “Bazen söz dinlemiyordu.” ifadesidir.

Meselâ Kur’an’ı anlayarak okumaya çalışıyorsunuz. Karşınıza anlamı örtülü bir ayet çıkıyor. Tefsirlere, lügatlere bakıyorsunuz, yine de sizi tatmin eden bir anlama erişemiyorsunuz. Artık konuyu araştırmaktan vazgeçiyorsunuz. Ama bu konu kafanıza takılmış. Birden hatırınıza bu ayetin siyak-sibak ilişkisi geliyor ve bu ilişki çerçevesinde ayetin anlamını farkediyorsunuz. Bu da hadse dayalı bir bilgidir.

Röportajın devamını dergimizden okuyabilirsiniz.