Asil Ruhlara Nankörlük ve Haset… / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

0
61

Derleyen: Nail Başeski

“O size istediğiniz her şeyden verdi. Allah’ın nimetini sayacak olsanız sayamazsınız. Doğrusu insan çok zalim, çok nankördür!” (İbrahim, 14/34)

“Allah, şöyle bir kenti misal verdi: Orası güven ve huzur içinde idi. Oraya her taraftan bolca rızık gelirdi. Fakat Allah’ın nimetlerine nankörlük ettiler; bu yüzden yaptıklarına karşılık, Allah onlara şiddetli açlık ve korku ızdırabını tattırdı.” (Nahl, 16/112)

Bu ayetler gibi daha birçok ayet-i kerimede Rabbimiz insanoğlunun kahir ekserisinin nankörlüğe yatkın olduğundan bahseder. Yani Allah’ın verdiği onca nimeti görmezden gelip inkâr ederler, bu sebeple de zaman zaman Allah’tan gelen belalarla sınanır ve sarsılırlar. Aslında nankörlük eden insanların bu tür belalarla sınanması, öncelikle Rablerinden büyük bir rahmet olarak akıllarını başlarına almaları, kendilerine gelip tevbe etmeleri içindir. Lakin çoğu zaman bu belaların dahi işe yaramadığı, insanların aşırılıklarından ve azgınlıklarından vazgeçmediği görülür.

Nahl suresi 112. ayet-i kerimesi mana itibariyle, son birkaç yıldır insanlık olarak dünya genelinde yaşadığımız ve halen yaşamaya devam ettiğimiz pandemi, doğal afetler, küresel iklim krizi, pahalılık, kıtlık, savaşlar, göç hareketleri gibi sayısız musibetin de hikmetini anlamamız açısından önemlidir. Bu olaylar nimetlerin asıl verenini göremeyen, bu nedenle aracıları yaratıcı yerine koyarak, Rabbine şükür ve teşekkürü unutan, yine hırs ve tamahları yüzünden çevreyi ve doğayı kirleten, egosundan, bencil isteklerinden ötürü zulümde sınır tanımayan insanoğluna, ciddi bir uyarı niteliği taşır.

Rum suresinde de insanların yaptıkları şeyler dolayısıyla yeryüzünde karışıklıkların ortaya çıktığını Allah şöyle bildirmiştir: “İnsanların elleriyle işledikleri yüzünden karada ve denizde fesat çıkar; Allah da belki dönerler diye yaptıklarının bir kısmını böylece kendilerine tattırır.” (Rum, 30/41)

Demek ki insanların kendi elleriyle yaptıkları yanlışlardan dolayı yaşadıkları acı ve üzüntüler, eğer idrak edebilirlerse onları hatalarından döndürmesi için durmuş bir kalbe yapılan şoklama gibidir…

Yazının devamını dergimizden okuyabilirsiniz.