Ahlak Zîneti / Dr. Adem Ergül

0
45

Bütün insanlığın ortak değerleri diyebileceğimiz bazı ahlâkî değerlerden söz edilebilirse de, esasen her inanç ve kültür kendi ahlâkını doğurur. İnsanların bozulmamış tertemiz fıtratları hep aynı güzellikleri fısıldasa da, bozulan fıtratların ve toplumların ahlâk adına ürettikleri bazı değer ve anlayışlar ile buluşunca, zamanla farklılaşırlar ve bozulurlar. Kapitalizmin kendine göre ahlâkı olduğu gibi, komünizmin de ve hatta ateizmin de bir ahlâkı vardır. Vardır ama kendilerine göre güzel ise de genel itibariyle Hakk’ın nazarında kötü bir ahlâktır. Biz bu yazıda İslâm ahlâkının imanla olan yakın ilişkisinden bahsedeceğiz.

Hakikatte bütün hak dinler, insanlığı fıtratının sesini duymaya ve onunla uyumlu olmaya davet edegelmişlerdir. Bu yönüyle bütün peygamberlerin ortak bir vazifesi de, insanı ahlâk bakımından Hakk’ın halifesi olabilecek liyakate yükseltmektir. Zihin dünyasını, kalp dünyasını ve hatta tüm varlıkla ilişkiler sistemini, Allah’a iman temelinde tuğla tuğla sıhhatli bir şekilde inşa etmektir. Allah Resûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimizin “Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim.” (Muvatta, Hüsnü’l-huluk 8) beyanı, tam da bu gerçeğin ifadesidir. Öyleyse İslâm ahlâkının temeli, Allah’a imandır.

Mü’min insan, düşünce dünyasını bu imana göre tanzim ettiği gibi, duygu ve davranışlarını da bu temel etrafında şekillendirir. Bu sebeple de onun her şeyi imanıyla ilgilidir. Kur’ân-ı Kerim bu hakikati, imanı konu alan ayetler çerçevesinde çok açık bir şekilde ele alır. Meselâ cömertlik, affedicilik, merhamet, adalet, dürüstlük ve tevazu gibi daha nice güzellikler imanla buluşmuş kimselere nispet edilirken; cimrilik, zulüm, kibir, yalan, korkaklık, kabalık ve katı yüreklilik gibi kötü vasıflar da kâfirlere ve münafıklara izafe edilmiştir. İslâm ahlâkı, imanın, zihinde, gönülde ve hayatın her alanında ortaya çıkışı gibidir. Diğer bir ifadeyle gönle atılan iman tohumunun, dal budak salması ve meyveye durmasıdır. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de de iman gerçeğini belirten söz (Kelime-i tevhid), ağaca benzetilmiş ve şöyle buyurulmuştur: “Güzel söz (kelime-i tevhid), kökü (yerde) sâbit, dalları gökte olan güzel bir ağaç gibidir. Ki o ağaç, Rabbinin izni ile her zaman yemişini verir. Allah, öğüt alsınlar diye insanlara böyle benzetmeler yapar.” (İbrahim, 14/24)

Yazının devamını dergimizden okuyabilirsiniz.