“Bir Sohbet Akşamı” Büyüğümüzle Görüşmek… / Dr. Metin Serimer

0
88

Her şeyimizle dikkat kesilmiş O’nu dinliyorduk. Dünyanın en kıymetli şeyi elimize geçecek gibi dikkat kesilmiş, kelimeleri kaçırmamaya çalışır bir kıvraklık içinde dinliyorduk. Her defasında yeni bir konu öğrenmenin getirdiği bir duygusallıkla, entelektüel bir zevk ve huşu içinde bazen ürkek bir kuş gibi sessiz ama şahin gibi gözlerle O’nu izliyor ve dinliyorduk. Aklımız bedenimiz ve ruhumuz mu? Onlar zaten her ânını kestiremeyeceğimiz bambaşka bir âlemdeydiler. Sadece aklımıza hitap edilmediği o kadar açıktı ki… Kelimeler ve kavramlar, her biri işaretlenmiş gibi gitmeleri gereken yere gidiyordular. Çünkü konuşan, nereye dokunacağını bilerek konuşuyordu. En ağır konuları öyle açık ve net, öyle akıcı anlatıyordu ki, dinleyiciler olarak otomatik pilota bağlanmış gibi tutkulu ve rahattık… Üzerinde bu denli düşünülmüş ve alabildiğine yoğrulmuş bir sadelik içinde en girift ve komplike konuları dinlemek herkese nasip olmazdı. Meclis, alabildiğine özeldi… Çünkü anlatan çok özeldi… Uzun süredir korona, pandemi, epidemi derken hiç görüşememiştik… Hem zâtını ve sohbetini, hem cemâlini ve kemâlini çok ama çok özlemiştik… İnsan, daha ne isteyebilir ki… En büyük korkumuz, ortama alışıp gaflete düşmekti. Ama O, buna da pek müsaade etmezdi… Çünkü kendisinin, yaptığı işin, alabildiğine farkında idi… Ara sıra, anlayıp anlamadığımızı, bizzat sorarak kontrol ederdi… O ânı anlatırken, aslında farkında olmadan, geçmişteki tüm beraberliklerimizi anlatıyorum hiç farkında olmadan… Çünkü bu performans onda her zaman vardı ve yıllarca hiç eksilmedi… Maşallah barekallah diyelim… Adeta ruhumla konuşurken kaleme aldığım bu satırların maşeri vicdan diyebileceğim toplumun ruhunda da bir karşılığı olacağına eminim…

Geçen yıllar içinde neler anlatmadı ki… neler öğretmedi ki…

Her şeyden önce “Nefis Hastalıkları” konusu yıllarca değişmeyen baş gündemimiz olmuştur. Hala da öyledir. Hayata dair doğru okumalar yapmamız için “Allah insanı nasıl eğitir?” meselesi, bizler için O’nun sayesinde kıymetli idrak alanları açılmasına vesile oldu. Sevgiye dair sohbetleri kendimizi tanımamız ve değerlendirmemiz için, bireysel muhasebe kültürümüzün mihenk taşlarıydı. “Güzel olan şeyleri, sana menfaati olmasa da sevmek kemâlattır.” derdi. Allah sevgisini kazanmanın her şeyden önde geldiğini bizzat O’nun önderliğinde içselleştirdik. Bütün ömrü, uykusuz geceleri Allah aşkının tahsili ile geçmiş birisi olarak “Allah’a olan özlemi, Allah’ı hissedebilmeyi, Allah sevgisine götüren en kısa yolu” ve nihayetinde asıl amaç olan “Allah sevgisinin insanı ihlasa taşıyacağını” her daim hâl ve söz olarak ondan öğrendik. “Allah’ı nasıl çok sevebiliriz?” duruşunu, talebini, gerekliliğini bir usul olarak anlattı hep… Daha çocukken eşyanın zikrini duymaya başlayan bir zât olarak, yıllarca zikir konusu ve talimleri üzerinde hassasiyetle durdu. Kendi ahlakları sevgi üzerine inşa edildiği için, bir şeyi layıkıyla ve ölçü içinde sevmeyi kendisinde rahatlıkla gözlemlemek mümkündü. Dolayısıyla sevgisizliğin nedenleri, sevgisizliğin insana sonradan bulaştığı, sevgisizliğin kalbe, imana ve ahlaka yansıyan kötü sonuçları hep gündemindeydi. Anlatır ve her birimizdeki karşılıkları üzerinden konuşmalar yapardı. Bizleri iyi tanıması, kendisiyle pek çok şeyi bölüşüyor olmamız, ona olan güvenimiz, sevgisizlik üzerine yaptığı sohbetleri bizler için çok verimli kılmıştır. Bu konuda da bizlerin haline üzülür ve “Ne çok seviyorsunuz ‘Sevmiyorum.’ demeyi.” derdi. Yüreği alabildiğine büyük bir sevgi ajandası taşıyordu. Sevgisizlik hastalığına ilaç niteliğindeki tavsiyeleri hep kulağımıza küpedir. “İnsan başka davranışları başkadır.” diyerek, kendimizi ve başkalarını doğru tahlil etmemizi isterdi. “İnsanda tekrarlayan iyi davranışlar huy halini alır.” derdi. Sevgide ölçü konusunda “Allah İçin Sevmek, Allah İçin Buğz Etmek” üzerinde önemle durur ve “Sevgi İsrafı Doğru Değildir.” derdi. İnsanın çocukluk dönemine atıfla “Koşulsuz Sevgi Şart” konusunu derinlemesine ve ölçülendirerek işlerdi. Sonuç olarak sevgiden doğan bir erdem olarak “Sencillik Ahlakı” üzerinde dururdu. Onda hep “Sevgiyi görünür kılan ahlaktır.” yaklaşımı hâkimdi. Merhamet ve şefkati de ona göreydi. O nedenle insanı sevgiyle var ederdi. Cömertliğine çok cömertti. Cömertlik sadece sohbeti yapılan bir konu değildi. “Gerçek İslam Âlimleri, bütün insanlara bir anne şefkatiyle yaklaşmışlardır.” derdi. “Gerçek Tevazu Nasıl Olmalıdır?” konusunu uygulama ve ahlak olarak üstelik sohbet boyutunda da ayrıntılarına kadar bizzat kendisinden öğrenmişizdir. Bu anlamda “Müsbet Benlik, İzzet-i Nefs ve Vakar İlişkisi” konulu sohbeti, kişilik ve kulluğumuzu inşa eden olağanüstü bir sohbettir. Yüksek düzeyde sevgi dolu ve düşünce yüklü ilişkileri, “Vakar ve Kibir Arasındaki Şeffaf Çizgi”yi anlamamızda, “Aile İçinde Vakar ve Ciddiyetin Önemi”ni farketmemizde hep denge dolu ahlakları algılamamızı, sahiplenmemizi ve örnek almamızı sağlamıştır. Kendisinin sabrı ve ibadetlere düşkünlüğü, günahlara karşı yaklaşımı ve günahlardan sakınması, bela ve musibetler karşısında tutumu, “Belalara yaklaşımını ifade eden orijinal sohbeti”nde olduğu gibidir. Hep söylediğini yaşamış, yaşamadığını anlatmamış kıvamında Rabbine karşı dürüst bir yaşantı içinde olmuştur. Şecaat dediğimiz cesareti, kendimize güvenmemiz ve korkusuz yaşamamız hususunda çok çarpıcı örneklerle dolu bir hayatı yansıtır. Duaların gücü onda çok aşikârdır. Her bakımdan tevekkül ve teslimiyet içindedir. Elinden geleni yapmakla beraber “ulûvv-i himmet sahibi” olmayı çok ama çok önemli bulur. Ahlakın incelikleri ve ahlakta denge konusu iç ve dış dünyasının mükemmel bir özetidir. “Varlığını, kişiliğini, kimliğini koruyarak iyi olmak ‘İslam Ahlakı’dır.” der. Davranışları, bu anlamda, inceliklerle doludur. Çektiği fikir çilesinden mülhem ilmi ve ahlakı her zaman hayranlık duyacağınız bir hayatın dolu dolu yaşanmış canlı bir resmidir. Vesveseye dair sohbetleri, zihin dünyamızı rahatlatan ve kendisiyle barışık insan olma yolunda inşaî değeri yüksek irfanî sohbetlerdir. Çünkü hiçbir konuyu, ilgili olduğu diğer alanlardan ayrık değil, tam da insan denen canlının çok yönlü yapısına uygun olarak işler. İnsanda hep çok yönlü ve muhkem anlam haritaları oluşturarak ilerler. Sadece vesvese konusunu işlerken dahi “Vesvese Yok Edilemez Ama Kontrol Edilebilir, Vesvese Nedir? Vesveselerin Geliş Nedenleri, Şeytandan Gelen Vesveseler, Nefsin Vesveseleri, Aklın Çalışma Prensibinden Kaynaklanan Vesveseler, Aklın Çalışma Prensiplerinden Kaynaklanan Çağrışım (Tedai) Kanunu ve Otomatik Düşünceler, Vesvese ile Şüphe Farkı, Metodik Şüphe Nedir? Müspet, Faydalı Vesvese Nedir? Zararsız Olan Vesveseler Nelerdir? Zararlı Vesvese (Takıntı) Hali Nasıl Olur? Kalbin İmanı, Akla Gelen İnkâr Düşünceleriyle Bozulmaz, İman; Sevgi, Sezgi, Vicdan, Adalet vs. Gibi Duyguların Onayıyladır, İstidlali Bilgi Her Zaman Bir Ucu Soruya Açık Bilgidir, Abdest ve Namaz Gibi İbadetlere Musallat Olan Vesveseler” şeklinde ayrıntılı başlıklarla konuyu inceler ve bu konuda insanlarla tek tek ilgilenmeyi de asla ihmal etmez. Zaten bu konuları seçmesi, aynı zamanda görüp gözlemlediklerinin eseridir. Çünkü maneviyatının çok göze çarpan özelliklerinden birisi engin merhametidir. Kendisinde gördüğümüz olağanüstü haller, keşif, keramet, feraset ve basireti en faydalı olandan yola çıkarak sohbet etmesini hiç yadırgamadığımız özelliklerindendir. “Bir Fırsatını Bulsam da, Seyyidimize Sorularımı Sorsam…” diyen pek çok arkadaşımıza sorularını henüz sormadan yaralarına merhem olduğu hep on ikiden vuran dolu olay, arkadaşların şehadetiyle hep gözümüzün önünde gelişmiş yaşanmışlıklardır. Hele sohbet ederken aniden kalkıp, gecenin bir vaktinde esnaf bir aileye iki saat mükemmel bir sohbet edip, akabinde o gece o ailenin bir soba zehirlenmesiyle vefat etmesi bizi çok düşündürmüştür. Çünkü gerçekten de hususi bir şekilde o aileye, ölmeden önceki gece, tam iki saat sohbet etmişti. Sevk-i ilahi diyelim…

Efendimizin (s.a.v.) rüya konusuna ve rüya tabirlerine verdiği önem nedeniyle sadık rüya kapısının açık oluşunu çok önemli bulurdu. Allah (c.c.) kime hangi rahmani rüyayı gösterdiyse yolu bir şekilde Seyyidimize çıkardı. Allah (c.c.) vergisi bir rüya tabir yeteneği vardır. Sohbetleri keşif kaynaklıdır ve sohbetlerinin hikmet yönü vardır. Bilinen sohbet tarzından farklı ve doğaçlamadır. Ama aynı zamanda bilimsel temelli, planlı programlı ve her yönden eşsiz sohbetlerdir. Sohbetleri başlı başına terapi niteliğindedir. İnsana çok yönlü yaklaştığından Hankando Dövüş Sanatı teknikleri yeri gelir sohbetin bir parçası olur. Eğitim şeklinde duyguların inkişafı için müziğe de yer verir. Kelam, felsefe ve ahlakî ilimlere dair kuşatıcı, ikna edici sohbetler yapar. Düşünce ve fikirler açısından kendimizi güncellememizin ciddi bir gereklilik olduğunu düşünür ve “Düşüncelerin çıktığı yere ‘Çağ’ denir.” sözüyle yeni bir çağın eşiğinde olduğumuzu bizzat fikirleriyle ortaya koyar. Bir dünya görüşü olma zorunluluğu üzerinde durur.

Yazının devamını dergimizden okuyabilirsiniz.