Namaz, Kesintisiz Manevî Bir Güç Kaynağıdır / Prof. Dr. Kerim Buladı

0
84

Röportaj: Özcan Keskin

Namazın ehemmiyetine dair neler söylenebilir?

Allah Teâlâ’nın varlığını, birliğini ve Hz. Muhammed (s.a.s.)’in O’nun elçisi olduğunu kabul ettikten sonra İslam dininin en önemli esası namazdır.

Kur’ân-ı Kerim’de, Türkçe’de namaz kelimesinin karşılığı olan “salât” sözcüğünün çeşitli kalıplarda 99, namazın farzlarından olan “secde” ile ilgili sözcüklerin 64, “rükû” ile ilgili sözcüklerin ise 13 kere tekrar edilmesi1, bu ibadetin çok önemli olduğunu ve Allah Teâlâ’nın namaza verdiği değeri göstermektedir.

Bütün peygamberlere namaz kılmaları vahyedilmiştir. “Ona (İbrahim’e), İshak’ı ve fazladan bir bağış olmak üzere Ya’kub’u lütfettik; her birini salih insanlar yaptık ve kendilerine hayırlı işler yapmayı, namaz kılmayı ve zekât vermeyi vahyettik.”2 âyetlerinde bu gerçek vurgulanmıştır. Hz. Peygamberimize ve onun ümmetine de aynı talimat verilmiştir.3

Namaz bütün ilahî dinlerin temel ibadetidir. Peygamberlerin risâlet görevlerini yerine getirirlerken, hak ve adalet ilkelerini toplumda hâkim kılma mücadelesini verirlerken büyük bir dirence ve enerjiye ihtiyaçları vardı. Namaz onlara bu direnci veriyordu. Çünkü namaz, kesintisiz manevî bir güç kaynağıdır.

İnsanlığın yaratılış gayesi, Allah’ı tanımak ve O’na kulluk etmektir. “Bana ne oluyor ki, beni yaratana ibadet etmeyecekmişim!..”4  âyetinde açıkça ifade edildiği gibi, insan olarak yaratılmanın temel şartı, Allah’a ibadet etmektir.

Kulluğun temeli namazdır. Namaz, bütün ibadet çeşitlerini kapsayan bir görevdir. Kulluğun başı ve devamı namazla tamam olur. Ergenlik çağından itibaren kendisine namaz farz olan bir kimsenin, can emanetini teslim edinceye kadar bu ulvi görevi yerine getirmesi inancının vazgeçilmez prensibidir. Ruhunu teslim eden mü’mine cenaze namazı kılınır. Mü’min, hayatı boyu yerine getirmeye çalıştığı beş vakit namazına ilave olarak üzerine kılınan cenaze namazı ile ebediyet âlemine yürür. Demek ki mü’min, sorumluluk çağına adımını attığı andan itibaren kılmakla yükümlü olduğu namazlarla üzerine kılınan cenaze namazı arasında âhiret yurduna hazırlanmaktadır. Hayatı boyu aralıksız namaz kılanlar, ya da ara sıra namaz kılanlar veya inandığı halde namaz kılmayanlar, kendilerine lütfedilen ömür emanetini bitirdikten sonra ister istemez cenaze namazı ile karşılaşacaklardır.

Hz. Peygamberimiz, namazın önemi konusunda şöyle buyurur: “…Biliniz ki, amellerinizin en hayırlısı namazdır.”5  Bu hadis, mü’minin yapacağı her türlü ibadetin ve meşru faaliyetin en mühiminin namaz olduğunu açıklamaktadır.

Namaz o kadar mühim bir ibadettir ki, kıyamet gününde kulun ilk olarak sorguya çekileceği konu namazdır. Nitekim bu hususta Hz. Peygamberimiz şöyle buyurmaktadır: “Kıyamet gününde kulun ilk olarak hesaba çekileceği husus farz namazıdır. Eğer farz namazını tam olarak yerine getirmişse ne güzel. Eğer yerine getirmemişse şöyle denilir: Bakın bakalım, bunun nafile namazı var mıdır? Eğer nafile namazı varsa, farzların noksan kalan kısımları bu nafilelerle tamamlanır…”6   Görüldüğü gibi namaz dünyada kulluğun alâmeti, âhirette de imtihanın başı ve temel sorusudur. Tabiri caizse âhirette imtihan barajını aşmak iman ve namaz ile olacaktır.

Hz. Peygamberimiz “İslam’ın direği namazdır.”7 bir başka rivayette ise “Namaz dinin direğidir.”8 buyurmuştur. Bu hadislerde din yüksek bir binaya benzetilmiş, namaz ise söz konusu binanın direği olarak açıklanmıştır. Demek ki, din binasının ayakta durması ancak namazla mümkündür.

Namaz öyle mühim bir ibadettir ki, Allah Teâlâ onu, miraç gecesinde farz kılmıştır. Çünkü miraç, en değerli vakitlerden ve en faziletli zamanlardandır. Namaz da imandan sonra ibadetlerin en faziletlisidir. Kulluk da hallerin en güzelidir. İbadetlerin en güzeli olan namaz, vakitlerin en güzelinde kulu Muhammed’in Rabbine kavuşma ve yakınlaşma zamanı olan miraçta farz kılındı.9

İnsan-ibadet ilişkisi hiç şüphesiz çok önemli. İbadetin bireyde sosyolojik ve psikolojik etkilerinden bahseder misiniz?

İbadet kavramı geniş bir alan oluşturur. Ancak biz burada namazı ele almak istiyoruz. Zira namaz, ibadetlerin başıdır. Kulluk için yaratılan insanın Kelime-i Tevhid’den sonra yerine getireceği en önemli ibadet, namazdır. “Ancak sana ibadet eder, ancak senden yardım isteriz.” şeklindeki ilahî ifade, kulluğun bir başka deyişle namazın özünü, temelini ve aynı zamanda kulluğun zirvesini oluşturur. Bu çerçevede yukarıdaki soruyu iki yönden değerlendirebiliriz. Birincisi, namazın psikolojik olarak kişiye kazandırdıkları. İkincisi, sosyolojik açıdan bir diğer ifadeyle toplumsal açıdan etkileri. Burada “Hem bireye hem de topluma namaz ne kazandırır?” sorusunu cevaplamaya çalışacağız. Önce bireye kazandırdıklarını ele lalım.

Birey ve Namaz

En büyük zikir olan namaz, Allah Teâlâ’yı anma şekillerinin en kapsamlısı ve en mükemmelidir. Bu sebeple namaz, hem maddi hem de manevî yönden insanı rahatlatan bir özelliğe sahiptir.

Huzaa kabilesinden bir adam “Keşke namaz kılsam da rahatlasam.” deyince çevresinde bulunanlar bu zâtı ayıplamıştı. Bunun üzerine Salim adındaki bir sahabî şöyle der: “Ben Resûlüllah (s.a.s)’den “Ey Bilal! Kalk (ezan oku da) bizi namazla rahatlat.” derken işittim.”10

Görüldüğü gibi namaz, insanı rahata kavuşturan, dinlendiren, iç huzurunu temin eden bir ibadettir. Namaz, dünyanın meşguliyetlerinden ve stresten uzaklaştırarak insanı ruhen sükûna erdiren bir görevdir. Hz. Peygamberimiz, bir üzüntü ve sıkıntı ile karşılaştığında namaz kılardı.11 Bu anlatımdan açıkça anlaşılacağı üzere Hz. Peygamberimiz, zor, sıkıntılı ve büyük bir iş ve hadise ile karşılaştığında namaz kılmıştır.

Namaz, hem bir düzeni sağlama yolu, hem de rahatlama amacıyla yapılan bir şükran borcudur. Korku halinde kılınırsa ümidi, emniyet halinde kılınırsa neşe ve isteği artırır.12   

Namaz, psikolojik olarak insanı rahata ve huzura kavuşturan bir etkiye sahiptir. İnsan, maddi ve manevi yapısı ile bir bütündür. Maddi açıdan sağlanan huzur ve güven, manevi yöne, manevî hayatta ulaşılan istikrar ve rahatlama maddi hayata nüfuz eder. Ruhsal halin iyiliği bedenselliğe, beden halinin iyiliği ruhsal hayata yansır. Bu açıdan düşünüldüğünde namaz, ruh ve beden sağlığına büyük katkı sağlayan bir vazifedir.

Namaz kılan mü’min, Allah’a karşı görevini yerine getirmiş olmanın iç huzurunu ve mutluluğunu yaşar. Namazın edasından sonra kalbinde büyük bir genişlik duyar, düşünce ve duygularında bir arınma hisseder. Bu rahatlık ve sevinç onun bütün bedenine, iç ve dış organlarına yansır.

Topluma namazın kazandırdıklarını da kısaca şöyle açıklayabiliriz. Toplum bireylerden oluşur, huzurlu, istikrarlı her şeyden önce günahlardan uzak olan ve istikamet üzere devam eden bireylerden oluşan toplum da huzurlu ve güven içinde olur.

Toplum ve Namaz

Namaz, çevre temizliğini sağlar, toplumun düzenli bir hayat sürdürmesini temin eder, kardeşliği hâkim kılar, birliği ve bütünlüğü temin eder, sevgi ve saygının yerleşmesine vesile olur, sosyal dayanışma ve yardımlaşmayı geliştirir. Namazın sosyal/toplumsal yararları çoktur. Bunlardan birkaçını ifade etmekle yetinmek istiyoruz.

Namaz Toplumsal Düzelmeyi Gerçekleştirir

Gereği gibi kılınan namaz, sürekli olarak ferdi düzeltmekte, terbiye etmekte ve yükseltmektedir. Ferdi rûhen, ahlâken iyileştiren, yücelten ve güzelleştiren namaz, aynı şekilde toplumu da yüceltmekte, günahlardan arındırmakta ve temiz bir toplum meydana getirmektedir. Bireysel düzelme olmadan toplumsal düzelmeden söz edilemez. Çünkü toplum, fertlerden meydana gelmektedir. İslâm dininin hedefi temiz, faziletli ve insanın onuru ile yaşayacağı bir toplum oluşturmaktır. Hiç şüphesiz namaz, böyle bir toplumun meydana gelmesi için en önemli katkıda bulunmaktadır.

Namaz kılan mü’min, iyi davranışlarda bulunarak, işlerini doğru dürüst yaparak günahlardan temizlenmeye çalışır. Namaz kılan mü’min, “Allah’ı görüyormuş gibi” O’na kulluk ederek işlerini tam ve noksansız yapar. Mü’min, “Gündüzün iki ucunda, gecenin de ilk saatinde namaz kıl. Çünkü iyilikler, kötülükleri (günahları) giderir.”13 âyetinde işaret edilen sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarını kılarak, iyiliklerin önce kendi nefsinde daha sonra toplumda hâkim olması için çalışır. Âyette zikredilen iyiliklerden beş vakit namaz murat edilmiştir.14  Demek ki, namazlar, bireysel ve toplumsal düzelmeyi ve temiz bir toplum oluşturmayı sağlamaktadır. Namazın farz kılınmasındaki hikmetlerden biri bu olabilir.

Namaz, insanda bir kısım olumsuzlukları yok ettiği gibi, birçok müspet alışkanlıkların kazanılmasına da vesile olur. Namaz sayesinde camilerde ve mescitlerde itikadî, ahlâkî ve ruhî yönden eğitilen insanların, toplumun düzelmesine de önemli katkılar sağladığı görülmektedir. İyiliklerin ve insanı yücelten değerlerin toplumda hâkim olması da yine namaza bağlıdır. Namaz, bu yönüyle en mükemmel bir ibadettir.

Merhum Hamdi Yazır, namazın toplumsal düzelmeye vesile olduğunu belirtir.15  Maddi ve manevî temizliğini yapan, vakitlerini bir disiplin içerisinde verimli ve meşru bir şekilde değerlendiren bireylerden, topluma faydadan başka ne gelebilir? Bireyleri bu şekilde düzgün olan toplumda ancak iyilik ve güzellikten söz edilir. Namazın sağladığı bireysel düzelme hali, topluma yansır, hak ve adaletin hâkim olduğu bir toplum oluşur.

Namazın, kötülüklerden ve çirkinliklerden alıkoyma özelliği ve etkisi16 genel bir ifade ve hükümdür. Namazın bireyi azgınlıktan, yalan, iftira, zina gibi fiil ve sözle işlenen günahlardan, çirkinliklerden ve davranışlardan alıkoyduğu gibi, toplumu da bu gibi olumsuzluklardan korur.

Kardeşliği Hâkim Kılar

Namaz, mü’minleri aynı inanç, ideal ve hedef altında her gün bir araya getirerek Allah’ın huzurunda toplamaktadır. Namazın, mü’minleri toplama ve birleştirme gücünü hiçbir ibadet sağlayamaz. “Namaz toplayıcı, bir araya getiricidir.”17 sözleriyle Hz. Peygamberimiz, namazın birleştiricilik ve kaynaştırıcılık özelliğine işarette bulunmuştur.

Hiçbir ayrım yapmadan mü’minleri günde beş kere bir safta yekvücut halinde toplayan namaz, kardeşliğin, eşitliğin ve dostluğun en canlı örneğini sergilemektedir. Namazda, omuz omuza vererek yeryüzündeki mabetlerin en ilki ve en mukaddesi olan Ka’be’ye yönelen mü’minler, aralarında oluşan kardeşliğin neşesiyle aynı hedefe kilitlenmekte, düşünce ve gönül birliği içerisinde Allah’a teslim olmanın zevkini yaşamaktadırlar. Namaz, toplumu oluşturan bireyler arasında kardeşliği tesis eden ve hâkim kılan bir ibadettir.18

Günde beş kere inananları bir araya getiren namaz, kalpleri birbirine bağlamakta, kaynaşmayı temin etmekte, sevgi ve cemaatleşme ruhunu kuvvetlendirmektedir. İslâm dininde cemaatle namaz kılmaya büyük önem verilmiştir. Cemaatle kılınan namazın, yalnız kılınan namazdan yirmi yedi derece daha üstün olduğu Hz. Peygamberimiz tarafından açıklanmıştır.19 Bu durum, İslâm dininin cemaatleşmeye verdiği değeri ve başta namaz olmak üzere toplu olarak yerine getirilen ibadetlerin üstünlüğünü gösterir.

Farz namazlarını cemaatle kılmak, İslâm’ın en önemli özelliği olduğu gibi, imanın da en belirgin alâmetlerindendir. Cemaatle kılınan namazlar sayesinde, Müslümanların birbirine bağlılıkları canlı olarak ortaya çıkar. Cemaatle kılınan namazlar vasıtasıyla Müslümanlar arasında bir sevgi, dayanışma, kardeşlik ve bir birliktelik oluşur.

Röportajın devamını dergimizden okuyabilirsiniz.