Kendimizi Tanımak Kendimize Yaptığımız En Büyük İyilik ve En Akıllıca Yatırımdır / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

0
41

Derleyen: Nail Başeski

Rabbimiz insanoğlunu meraklı yaratmıştır, her şeyin aslını esasını merak eder, öğrenmek ister. Çocuklarda bu özellik çok daha bariz belli olur, her şeyi sorarlar hem de ebeveynlerini bıktıracak kadar… Bu özellik elbette büyük bir meziyettir, insana verilmiş beş duyu gibi kıymetli bir özelliktir. Bu sayede insan varlıkların niçinini, nasılını araştırır. Bilimdeki gelişmeler de teknoloji ve sanayideki gelişmeler de bu meraktan kaynaklanır. Felsefenin çıkış noktası da bu meraktan başka bir şey değildir. İlginçtir ki çevresini merak eden, onu anlamayı ve keşfetmeyi seven ve bu konuda gayet başarılı olan insanoğlu, kendi hususunda bu kadar başarılı olamamıştır. Kendisini keşifte, tabiatı keşifteki başarısını gösterememiş, o başarı seviyesini yakalayamamıştır. Bunun en önemli sebeplerinden birisi, insanoğlunun kendini anlamada aciz ve yetersiz olmasıdır.

İnsanoğlu Kur’an’ın tabiri ile en güzel bir şekilde yaratılmış muhteşem bir varlıktır. Etten yapılmış bir aygıt gibi olan fiziksel yapısının ötesinde, aynı zamanda mahiyeti meçhul ama varlığı gerçek olan ruhsal veya metafiziksel bir varlıktır. Bu nedenle sadece merak insanı anlamaya, tanımaya, ondaki özellik ve güzellikleri kavramaya yeterli gelmemiş, bu konuda yaratıcının yardımına ihtiyaç kaçınılmaz olmuştur. İnsan, yaratıcısının yardımı olmadan kendisi ile ilgili her şeyi bilme şansı olmayan bir yaratıktır. Dinlerin çıkışı, peygamberlerin gelişi bu sebepledir… İnsanların bir kısmı kibir veya cehaletle bu gerçeği kabul etmeyerek dinlere karşı çıksa da bu hakikat hiç değişmedi, hiçbir zaman da değişmeyecektir. Yani teknolojideki, bilimdeki gelişmeler Allah’ın yardımı olmadan insanı anlamamıza asla yeterli olmayacaktır. Nitekim bugün dünyanın geldiği içler acısı hal, bu düşüncemizin açık ispatıdır ki teknolojinin ve fen ilimlerinin ilerlemesi, insanı daha iyi insan yapmamıştır. Çünkü insanı daha iyi insan yapan ondaki metafizik değerlerdir. Daha açığı, ruhun varlığı sorgulandıkça, manevi bünyemiz yok sayıldıkça, insan hep kendinin cahili olarak kalmaya devam edecek, yeryüzündeki huzursuzluk, kargaşa, savaşlar, kan dökmeler, zulümler asla bitmeyecektir.

Yani mutluluk arayışında olan insanın mutsuzluğu, bedensel ihtiyaçları kadar ruhsal ihtiyaçlarının da olduğunu anlayıncaya kadar bitmeyecektir. Bizler asla gezen, dolaşan, konuşan, iş gören mekanik robotlar değiliz. İnsanoğlu robot değildir, bilakis robotların asla yapamayacakları duygularla dolu: seven, âşık olan, aşkı için ölen, merhamet eden, cömertlik yapan, şiir yazan, şarkı söyleyen, sevinen, acı çeken, duygulanan, sevdiklerinin ölümü için üzülen, ağlayan… mükemmel bir varlıktır. Mütekkebir yaratıkların, “Yaptığımız robotlara insandaki her duyguyu bir gün vereceğiz.” şeklindeki bir iddia asla gerçekleşmeyecek tanrılık iddiasıdır.

Açıkçası insanoğlu, fiziksel bünyesi yanında, çok farklı bir yapıda olan ruhunun da varlığını kabul etmek zorundadır. Bu gerçeği yok saydığı, görmezden geldiği müddetçe asla çıkmaz sokaklarda dolaşmaktan kurtulamayacaktır.

Yazının devamını dergimizden okuyabilirsiniz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz