Musibetlerin Hikmeti Üzerine… / Şenel İlhan beyefendi’nin Sohbetinden

0
88

Derleyen: Nail Başeski

İnsanoğlu dünya ve ahiret yaşamı olarak iki dünyalı bir varlıktır. Bu gerçek sebebiyledir ki sadece bu dünya hayatına inanan ve ona endeksli yaşayan kişiler, yaşamları boyunca cevaplarını bulamayacakları sorular ve üstesinden gelemeyecekleri sorunlardan asla kaçamazlar.

Mesela, dünyaya eşit şartlarda gelmeyen insanların ilâhî adaleti sorgulamaları bu kabilden soru ve sorunlardır. Yine insanların hem iyilik hem kötülük duygularını birlikte taşıması, eylemlerinde özgür bir iradeye sahip olmaları, kötülük problemi, birçok suçun cezasının bu dünyada adil bir karşılığının olamaması gibi birçok mesele de ahirete inanmayan insanlar için hep çözümsüz problemlerdir… Yine sadece insanların değil, tüm canlıların en temel derdi ve en büyük kâbusu olan ölüm gibi yokluk gibi soruların cevabı da böyledir.

İşte insanların bu türden sorgu ve itirazlarına baktığımızda açıkça görülür ki onlar, sonsuz bir yaşamın olduğu, hastalık, acı, korku, kaygı gibi olumsuzlukların bulunmadığı, her zaman huzurun, barışın hâkim olduğu bir yeri, yani fıtratlarında kodlu olan, kutsal metinlerde bahsedilen cenneti aramaktadırlar.

Maalesef burası cennet değildir, ama muhakkak ki inananlar için o esenlik yurduna gidiş biletinin alındığı yerdir. Bu nedenle çözümsüz tüm sorularımızın cevaplarını ve çaresiz dertlerimizin ilaçlarını bizzat yaratıcıdan gelen kutsal metinlerde aramamız gerekir. Şüphesiz bu metinlerin de bugün en geçerlisi, son hak din olan İslâm’ın kutsal kitabı “Kur’an-ı Kerim”dir. Yine bu kitabın bizzat uygulayıcısı ve elçisi olan Hazreti Muhammed’in (s.a.v.) sünnet ve hadisleridir…

İşte bu kitaba ve onun peygamberinin söylemlerine baktığımızda: “Sizler dünya ve ahiret olarak iki dünyalı varlıklarsınız. Bu dünyada imtihandasınız, o nedenle burada cennet misali bir yaşamı beklemeyin. İmtihan nedeniyle daha çok çile ve meşakkat içerisine serpiştirilmiş huzur ve rahatlıklar göreceksiniz. İşte bu psikolojide olun ki dünya hayatı sizin için daha anlamlı ve daha yaşanılır bir yer olsun.” diye bizleri uyardıklarını görürüz.

Nitekim: “Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele.” (Bakara, 2/155), “(Bu, Allah’ın) iman edenleri temizlemesi ve kâfirleri mahvetmesi içindir.” (Âl-i İmrân, 3/141), “Allah sizin aranızdan cihad edenleri ve sabredenleri açığa çıkarmadan cennete gireceğinizi mi sandınız?” (Âl-i İmrân, 3/142) gibi bir hayli ayet bu gerçeği bize hatırlatır.

Yazının devamını dergimizden okuyabilirsiniz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz