Zorluk ve Kolaylıkların İnsan Hayatındaki Değeri / Dr. Mehmet Faik Kırtay

0
177

Röportaj: Özcan Keskin

Kur’an’ın inanç, ahlak, bireysel ibadet ve toplumsal muamelat gibi konuları sorumluluk, zorluk ve kolaylık bağlamında ele aldığını belirttiğiniz çalışmanızda “Sorumluluğun zorluk ve kolaylık sahası geniş tutulmuştur.” diyorsunuz. Zorluk ve kolaylıklar niçin var? Konuyu biraz açar mısınız?

Melekler, kendilerine yüklenmiş ilâhî programı uygulamakla sorumlu; cinler ise sorumlu olmakla beraber dünya gözüyle görülemeyen metafizik âlemin varlıklarıdır. Cismani varlıklar olmadıkları için muhatap olma imkânı yoktur. Hayvanlar ise gerek insan emrine musahhar kılınması gerekse tabii hayatın tamamlayıcı unsuru olarak içgüdüsel ihtiyaçlarını giderebilen mahlûklardır. İnsan haricindeki bu varlıklar hayatlarının son bulmasıyla hesaba tabi tutulmazken dünya ve ahirette niteliğinin belli olması için sorumlu tutulan insan cinsidir.

İnsandaki bu niteliğin ortaya çıkması; sorumlu olması ve hayatında bazı artı ve eksilerin olmasına bağlanabilir. Artı ve eksi şeklinde tabir ettiğim zorluk ve kolaylıklar, işlevselliğini devam ettirebilmesi için gerekli olan iki öğedir. Atomdaki nötron-proton ve pil/aküdeki artı eksi kutupları gibi. 

İnsan hayatının anlam kazanması, sorumluluklarını yapıp yapmama neticesinde niteliğinin ortaya çıkması ve birey olarak farklılığını göstermesi için zorluk ve kolaylıklar lütuf olarak kendisine verilmiştir. Çünkü hayatın tamamının zor olması durumunda zayıf yaratılan insan bezebilir, hak yoldan sapmasına sebep olabilir. Dünyadaki bu zorlu hayatı, yarın ahirette kendisini savunmak için gerekçe olarak da öne sürebilir. Hayatın esnek ve renkli olması, sorumlu insanın tercih ve irade özgürlüğünün tespiti için zorluk ve kolaylık, hayatın ayrılmaz unsurları olarak mevcuttur. Hayatın hep kolaylıklarla devamı ise insanı tembelliğe, atalete, tercih ve iradesini ortaya koyamamasına sebep olabilir. Karanlığa karşı ışığın, yokluğa karşı varlığın değerinin bilinmesi için zorluklar Allah’ın lütfu olarak görülebilir.

Fıkıh açısından zorluk-kolaylık meselesi, yaşamın devamı için karşılaşılabilecek doğal durumlar zor olduğunda kişinin ilâhî öğretiden uzaklaşıp kopmaması için Allah tarafından kendisine ikram hükmünde kolaylıklar sağlanmıştır. Yolculuk ve hastalık gibi durumlarda ibadetlerin ertelenebilmesi, kısaltılabilmesi veya birleştirilebilmesi gibi imkânlar, zorluğa karşı kolaylıklardır. İslam, katı bir inanç esasına dayanmayan ilâhî bir dindir. Tahrif edilmemiştir. Önceki ümmetler kolaylıkları zorlaştırdılar. Zorlukları kolaylaştırdılar. Zorluk ve kolaylıklarda sabit kalarak tevhidin tahrif olmasına sebep oldular. Bu hususta İslam, zorluk ve kolaylığı insanın vicdan, ihlas, samimiyet ve imanına bağlı tutarak dinin tahrifini de engellemiştir. 

Hiç kimse zorluğu istemez ama kolaylıklar da cazip ve meşrudur. Sadece fıkıhta değil, hayatın her alanında insana tanınmış kolaylıklar var. Bu anlamda, günümüz insanına kolaylıklar bağlamında Kur’an kaynaklı bazı örnekler vermek gerekirse neleri zikredebiliriz?

İnsan hayatına anlam katma hususunda büyük öneme haiz olan ‘usr ve yüsr kavramları Kur’an’da farklı boyutlarıyla dile getirilmiştir. Peygamber olsun veya olmasın sorumlu her insanın hayatında zorluk ve kolaylıkları yaşaması mümkündür.

İlk insan ve peygamber olan Hz. Âdem ve eşinin cennetteki yasak meyveden yemesi sonucunda dünya yüzeyine gönderilmesi zorluk; fakat tövbelerinin kabul edilmesi kolaylıktır. Bu, bir hata veya günah zorluğunu yaşayan insanın samimi olması durumunda bir daha aynı hata ve günaha dönmemek üzere azmeden insan için güzel bir örnektir. Hz. Nuh’u yalanlayıp delidir demeleri neticesinde bir peygamberin “Ben yenildim, bana yardım et.” diye yardım istemesi zorluk; tufandan sonra Rabbinin “Bir esenlik ve bereket olmak üzere (gemiden) in.” sözüne mazhar olması kolaylık şeklinde değerlendirmek mümkündür. Kavmine darılıp (Allah’tan izin almadan) onlardan dargın olarak ayrılması ve balık tarafından yutulması Hz. Yunus için zorluk; balığın karnından çıkarılıp onun için geniş yapraklı bir bitkinin yetiştirilmesi, yüz bin veya daha fazla kişiye elçi olarak gönderilmesi ve bir süreye kadar güzelce geçindirilmesi kolaylık olarak görülebilir. Hz. Nuh ve Hz. Yunus’un sosyal çevre bağlamında yaşadığı zorlukların kolaylığa dönüşmesinin örnekleri olarak zikredilebilir. 

Hz. İbrahim’in eşini ve oğlunu ekin vermez bir vadiye yerleştirmesi zorluk; fakat “Birtakım insanların gönüllerini onlara yönelt, şükretmeleri için ürünlerden onları rızıklandır.” duasında bulunması ailesi için kolaylıktır. Bu olay, eşini yaban diyarda bırakmak durumunda kalan baba ile, eşine teslim olmuş ve yavrusuna meftun bir annenin zorluğu yaşamasına karşı akabinde suyun çıkması ve insanların yerleşmesi; birbirine teslimiyet ve dayanışma uyumu içinde olan eşlerin yaşadığı bir kolaylıktır. Hz. İbrahim’in Hz. İsmail’i rüyada boğazladığını görmesi zorluk ama Allah’tan bir kurbanlığın gelmesi kolaylık olarak değerlendirilebilir. Bu durum, ev halkının teslimiyet ve sadakati ile sonucun mükâfata dönüşmesine örnek olarak verilebilir. Hz. Musa’nın nehirdeki sandığa konulup bırakılması zorluk fakat sarayda öz annesinin sütüyle beslenmesi kolaylıktır. Hz. Musa’nın Firavun’a elçi ve peygamber olarak görevlendirilmesi zorluktur; ama kardeşi Harun’un ona yardımcı verilmesi kolaylıktır. Firavun ve adamlarının Hz. Musa ve İsrailoğulları’nın peşine düşmesi zorluktur; ama denizin yarılıp Hz. Musa ve beraberindekilerin kurtarılması kolaylık olarak değerlendirilebilir.

Röportajın devamını dergimizden okuyabilirsiniz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz