İnsan ve Evren hakkında hala çok az şey biliyoruz / Şenel İlhan beyefendi’nin Sohbetinden

0
78

Derleyen: Nail Başeski

Bizler dünya kurulduğundan bu yana belki ahlakî ve fikrî anlamda insanlığın en çok zora ve dara düştüğü bir zamanın bunalımlı, buhranlı, çileli ve acınacak haldeki insanlarıyız. Bu zamanın diğer zamanlara göre zorluğunun en büyük nedenlerinden biri şüphesiz ki özellikle bilgi kirliliği anlamında daha önce hiç görülmemiş bir zamanı bizlere yaşatan, küreselleşme denen olgudur. Yani biraz daha açığı, bilişim çağındaki gelişmelerle birlikte internet ve sosyal medya platformları ve herkesin elinden düşürmediği, gözünü ayırmadığı cep telefonları, şüphesiz ki bu çağı diğer çağlardan ayıran en önemli etkendir. Şu anda bütün insanlık ellerindeki telefonlarla dünyanın hangi köşesinde olursa olsun birbirini görebiliyor, hislerini, duygularını, fikirlerini, ideolojilerini, inançlarını paylaşabiliyor, böylece iyi veya kötü, faydalı veya zararlı bir şekilde birbirlerini etkileyerek adeta sanal âlem üzerinden birbirlerine dokunabiliyorlar. İnsanın sosyal bir varlık olması nedeniyle bu gelişmeyi olumlu değerlendirmek de mümkün ama maalesef sonuçları itibarıyla hiç de olumlu olmuyor. Zira insanlığın kahir ekseriyetinin, sapık inanç ve dinlere tâbi, şeytan ve nefsin pençesine düşmüş, behimi arzularını, egolarını tatmin peşinde koşan bencil varlıklar olması nedeniyle, sosyal ağlar daha çok olumsuz olan fikir, inanç ve ahlakî duyguların yayılmasına ve bir moda gibi çılgınca herkesi sarmasına neden oluyor.

Bu denli sancılı dönemlerde Rabbimizin sünnetidir ki böyle toplumlara her zaman peygamberler gönderir ve içerisinde bulundukları karanlıklardan onlara çıkış imkânı sunardı… Ama kutsal kitabımız kıyamete kadar artık yeni bir peygamber gelmeyeceğini haber veriyor, bizler de elbet böyle inanıyoruz.

Ne var ki Efendimizin (s.a.v.) “Ümmetimin âlimleri, İsrâiloğullarının peygamberleri gibidir.” (bk. Râzî, Tefsir, VIII/302; Neysâbûrî, Tefsir: I/264; Keşfu’l-Hafâ: II/64) hadisini kendimize rehber alırsak, bu durumda Efendimizin (s.a.v.) Benî İsrâil peygamberlerine denk tuttuğu İslam âlimleri bizim için çok önemli bir çıkış yolu olarak görünüyor. Yani açıkça bu zor zamanda onları bulmanın ve onlara can simidi gibi sarılmanın, bu ümmetin kurtuluşu için tek bir yol olduğu gerçeğini akl-ı selim düşünebilenlere haber veriyor…

Bir âlimin peygamber varisi olması ne anlama geliyor, bunun da burada açıklamasını yapmak gerekiyor ki her âlime bu gözle bakmayalım ve onu kurtuluşumuz için tek çare sanmayalım. Zira İslam ümmeti bu yanlış önder ve rehberlerden de çok çekti ve maalesef yine çok çekiyor…

Yazının devamını dergimizden okuyabilirsiniz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz