Zâhirî Güzellikler Aldatıcıdır / Abdulkadir Yılmaz

Evde büyüttüğümüz çiçekler beni hep farklı duygulara götürür. Bazen bu çiçeklerle konuşur ve onlara derim ki: “Koca bir mevsimde birkaç gün, birkaç ay çiçek açar, sonra solar gidersiniz; hep böyle kalsanız olmaz mı? Zira biz çiçekleriniz için sizleri saksılarda büyütür ve evlerimizin en güzel, en müstesna köşelerini sizlere ayırırız.” Onlar da Yunus’un lisanı ile bana sanki şöyle der: “Solmayan, hatta durmadan büyüyen ve çoğalan çiçekler cennette; burası solanların, fanilerin yeri.” Burada ömürler sınırlı… Dünyanın da ömrü sınırlı, üzerinde açan çiçeklerin de… Ve yaşayan her canlının, her varlığın da…

Yine gönlümce derim ki; çocuklar büyümeseler, hep böyle sevimli tatlı kalsalar, sevgileriyle gönlümüze gelen neşe ve süruru hep böyle devam etse… Gençlik gitmese, zenginlik bitmese, ağaçlar yapraklarını dökmese, her şey güzelliğini her daim muhafaza etse… Lakin hiçbiri beni dinlemez. Bu âleme hâkim sonsuz bir gücün mahkûmiyeti ile istemeden yaşlanır, istemeden solar ve en nihayet yok olur giderler. Öyle ki gözlerden, kulaklardan, hislerden kaybolarak giderler. Onları tanıyanlar da ölüp giderse artık hatıralarda bile adları, nişanları kalmaz. Nitekim bu şekilde bu fani âleme gelip gitmiş milyarlarca insan vardır, kimsenin hatırlamadığı, bizim de hatırlamadığımız ve hatırlayamayacağımız… Fakat faydalı kitap, çeşme, cami okul gibi arkalarında bir eser bırakanlar için maddi olmasa da manevi yaşam şansları, dünya durdukça devam edecektir.

Aslında bu konuya, içinde yaşadığımız şu fani âlemdeki güzellik algımızı biraz sorgulamak ve bu nedenle, nasıl anlaşılmaz yanlışlara düştüğümüzü görebilmek için bir giriş yapmak istemiştim. Malumdur ki bu âlemde iki türlü güzellik vardır: Birisi zâhirî güzellik, diğeri de manevi güzellik. Güzel bir çiçek, güzel bir çocuk, güzel bir kadın, güzel bir hayvan gibi göze hitap eden güzellikler zâhirî güzelliğe örnektir. Ve gözle görülen bu güzellikler hep üzerinde yaşadığımız âlem gibi geçicidir; güzelliklerini, değil sonsuza kadar, bir ömür dahi sürdüremezler. Ama bizler bu güzellikleri hemen fark ederiz ve cazibelerine kapılır, gideriz.

Bir de zâhirî olmayan yani gözle görülmeyen güzellikler vardır ki onlar hemen fark edilmeyebilirler. Akıl, güzel ahlâk, ilim, maneviyat işte bu güzelliklerdendir. Bu güzellikler, insanla birlikte yaşlanmaz. Nitekim bir insanın bedeni her geçen gün tazeliğini ve güzelliğini kaybetse de (eğer hastalık gibi marazi bir hal başına gelmez ise) aklı, ahlâkı, anlayışı, ilmi, maneviyatı hep genç kalır. Zaman onları eskitemez, aksine geliştirir, daha da olgunlaştırır. Bu nedenle zâhir çok aldatıcıdır. Nitekim zâhirî güzelliğine âşık olup evlendiğiniz eşlerinizin, zamanla şahit olduğunuz kötü huyları yüzünden belki sonradan çok pişmanlıklar yaşayabilirsiniz.

Yazının devamını dergimizden okuyabilirsiniz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz