Bencillik ve Diğerkâmlık / Dr. Ahmet ÖZBAY

0
61

Röportaj: Dr. Metin SERİMER

İnsanın diğer insanlarla olan diyaloğu, bencillik ve diğerkâmlık gibi iki farklı ahlâkı mümkün kılıyor. Bu çerçevede, bencilliği görünür kılan bencillikle ilgili kavramlar nelerdir? Günümüzdeki görüntülerine dair neler söylemek istersiniz?

Bencillik; insanın kendini beğenmesi, başkalarının çıkarını hiçe sayarak her şeyde kendi rahat ve çıkarını araması, dünyanın eksenine kendisini koyması, sadece kendi menfaatlerinin önündeki engelleri ortadan kaldırmak için çaba göstermesi ve bu menfaatlerinin paylaşılmamasını istemesidir. Günümüzde doyumsuzluk, açgözlülük, kibir, haset, cimrilik gibi sebeplerle bencillik ön plana çıkarken başkasının ne düşündüğü, ne yaptığı, hangi durumda olduğu göz ardı edilmektedir. Psikolojik bencillik savunucuları insanın doğası gereği bencil olduğunu ileri sürerken etik bencillik savunucuları da insanın sadece kendisini düşünerek hareket etmesi gerektiğini iddia ederler.

İnsan tabiatında yerleşen bencilliği maddi ve manevi konular olmak üzere ikiye ayırabiliriz. Maddi bencilliği görünür kılan hususların en başında cimrilik vardır. Cimrilik, servet edinme tutkusuyla karşılıksız harcamaktan ve hayır yapmaktan kaçınma eğilimi olup Farsçadan Türkçeye geçmiş bir kavramdır. Cimrilik; bireyi yalnızlaştıran, paylaşmaya kapatan, diğer insanlarla aradaki mesafeyi artıran bir davranıştır. Cimriliğin ve malı gerektiği yerlere harcamaktan kaçınmanın insanın köklü bir ruh hali, bir karakteri olduğunu ifade eden ayette de şöyle buyrulmaktadır: “De ki: Eğer siz Rabbimin rahmet hazinelerine sahip olsaydınız, o zaman da tükenir korkusuyla cimrilik ederdiniz. Zaten insan çok cimridir.” (İsrâ 17/100) Birikimleri sayesinde her şeyin üstesinden kendi başına gelebileceğini düşünen insan, sadece kendine güvenerek bencilliğe doğru yol alır.

Maddi bencillik görüntülerinden bir diğeri de insanları aldatmaktır. Mesela; alışveriş, eski çağlardan beri insanların ihtiyaçlarını karşılama yöntemlerinden birisidir. Fakat kendi menfaatlerinden başka bir şey düşünmeyen insanları, meşru dairedeki imkânlar tatmin etmeyince alışverişte de hile ve aldatmaya yönelebilirler. Kur’ân-ı Kerîm’de bencilliğini başkalarını aldatma gibi ahlâka aykırı davranışlarla gösterenlerin kınandığı ayette şöyle buyrulmaktadır: “İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline!” (Mutaffifîn 83/1-3)

Bir de haksız kazanç elde etmek için ürünlerin piyasada azalmasını bekleyen, insanların ihtiyaç duyduğu ürünleri çok yüksek bedellere satmak için stoklayan, kara borsacılık yapan bencil insanlar vardır. Karaborsacılık; istifçilik, vurgunculuk ve tekelcilik anlamında bir terimdir. Hz. Peygamber de (s.a.v.) bu duruma işaret ederek bir kimsenin haksızca menfaat elde etmesinin yanlışlığını dile getirmiştir: “Pazara mal sunan rızıklanır, karaborsacılık yapan mahrum bırakılır. Kim müminlerin bir gıdasını onlara karşı saklar, karaborsacılık yaparsa Allah onu iflasa ve cüzzam hastalığına uğratır.” (İbn Mâce, Ticârât, 6) Karaborsacılık yapan kimse, kendi menfaati için başkalarını sıkıntıya sokan ve sadece kendi çıkar ve menfaatini düşünerek içinde yaşadığı topluma haksızlık eden bencil bir kimsedir. Örneklerini çoğaltabileceğimiz maddi bencilliğin yanında bir de manevi bencillik vardır.

Özellikle, ilginç bir kavram olan “manevi bencillik” nedir? Maddi bencillikle kıyaslamak mümkün müdür?

İnsanın manevi çıkar ve menfaat elde etmek için çalışması veya inanç, ibadet, ahlâk gibi konularda insanın sadece kendi çıkarlarına göre hareket etmesi manevi bencilliktir. Bencil insanların gösterecekleri tutumların en tehlikelisidir. Çünkü bir yönüyle bu konularda gösterilen bencillik dinin yaşanmasında eksikliklerin ve hataların oluşmasına yol açarken dinin yayılmasına da engel olmaktadır. Kitlelerin dinden soğumasına ve uzaklaşmasına fırsat vermektedir. Diğer yönden; elle tutulur, gözle görülür olmadığı için bunu fark etmek, önlemek veya ortadan kaldırmak güçleşmektedir.

Manevi bencillik konularının başında son zamanlarda üzerinde çokça konuşup fikir yürüttüğümüz din istismarı gelmektedir. İstismar; menfaat sağlama, bir şeyi kendi çıkarına kullanma, sömürme, iyi niyeti kötüye kullanma anlamlarına gelir. İstismarın; hedefe ulaşmada her yol mubah anlayışıyla ve her türlü meşru-gayrı meşru yöntemi kullanma şeklinde Müslüman toplum hayatının her safhasında görüldüğü söylenebilir. Kur’an-ı Kerîm’de yer alan şu ayet, konuyu açıklayıcı mahiyettedir: “Aralarında hüküm vermesi için Allah’a (Kur’an’a) ve peygambere çağırıldıkları zaman, bir de bakarsın ki içlerinden bir grup yüz çevirmektedir. Ama gerçek (verilen hüküm) kendi lehlerinde ise boyun eğerek ona gelirler.” (Nûr 24/48-49)

Röportajın devamını dergimizden okuyabilirsiniz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz