spot_img

Dini ve Tasavvufi Antropoloji / Dr. Can Ceylan

Sosyal antropoloji nedir, bunun çeşitli alt dalları ve türleri için ne tür bir eğitim gerekir?

Öncelikle şunu söylemek gerekir; ben bunu derslerde de, özellikle Sosyoloji dersine başlarken de söylüyorum. Şöyle bir yanlış anlaşılma oluyor: Sosyoloji sanki antropoloji ile aynı bilimmiş gibi veya sosyal antropoloji, sosyolojiden çıkmış gibi bir şey var. Tabii, ikisi de toplumu merkeze alan bilim. Ancak, antropoloji, kelime anlamı olarak, “antropo” insan demek, “loji” de bilim. İnsanla alâkalı olmayan bilim var mı, o da ayrı bir konu. Ama şu var: Sosyoloji ile Sosyal Antropolojiyi ayıran en önemli fark: Sosyoloji, endüstrileşmiş toplum, yâni Batı toplumunun kendi içinde geçirdiği değişimi teşhis etmek için geliştirilen Avrupa merkezli bir bilim dalıdır. Yâni Saint Simon ve Auguste Comte’un kurucu babaları olduğu, sanayileşmenin başladığı toplumdaki yaşanan sosyal değişiklikleri ele alan bir bilimdir. Yâni bir anlamda ergenliğe geçen bir insanın, “Ne oluyor bana?” dediğinde, bir uzmanından yardım alması gibi veya bir büyüğünden yardım alması gibi, “Merak etme evladım, sen bunları geçiriyorsun, geçireceksin.” demesi gibi, sosyoloji, sanayileşmiş toplumları anlamak, anlatmak ve sorunlarına çare bulmak için ortaya çıkıyor.

Antropoloji ise sanayileşmiş toplumların dışında kalan toplumları anlamak için yine Batı’nın kendisinin ortaya çıkardığı bir bilim dalı. Bunun da sebebi sömürgeciliktir. Aslında antropolojinin geçmişi biraz kirli, yâni çok masum değil. Batı toplumları, çok daha önceden, yâni sanayileşmeden önce başlayan sömürgecilik döneminde, gittikleri yerleri nasıl daha “iyi” sömürgeleştirsinler, nasıl az sorunlar yaşansın ki bu sömürge süreci daha “verimli” olsun diye, araştırmacılar veya oraya giden kâşifler anayurtlarına sürekli raporlar gönderiyorlar; “Buranın özelliği bu, şöyle yapalım; buranın özelliği bu, böyle yapalım.” diye. Bu, Latin Amerika’dan tutun da Uzak Doğu’ya, Hindistan’a, Afrika’nın içlerine kadar uzanıyor, oralardan binlerce rapor geliyor. Özellikle İngiltere ve Fransa’ya, İngiltere başta olmak üzere. Daha sonra, bu gelen bilgiler bir bilimin doğması için altyapıyı oluşturuyor, bir literatür oluşturuyor. Öncelikle farklı insan ırklarını tanımak için fiziksel ve biyolojik antropoloji ortaya çıkıyor. Tabii, işin kültürel tarafı da var. Dolayısıyla, bu bilim dalı, “bir bilim dalı kuralım da daha sonra kullanırız” manasında değil, tıpkı diğer bütün bilim dalları gibi, ilk önce veriler toplanıyor, daha sonra ayrıştırılarak bir bilim dalı hâline geliyor. Sosyoloji de aslında böyle bir şey. Sanayileşmiş Batı toplumunun değişimlerine anlam vermek için yapılan araştırmalar daha sonra sosyoloji bilimini ortaya çıkartırken; antropoloji de diğer toplumları, yani Batı’ya göre “öteki” olarak kabul edilen toplumları anlamak için ortaya çıkıyor.

Sosyal antropolojinin kültür kavramına bakışı nasıldır?

Sosyal antropoloji, kültür kavramına iyi kültür-kötü kültür olarak bakmaz, kültürün her tarafını inceler. Yâni kan davası da bir kültürdür, yolcuya yemek vermek, ona döşek açmak da bir kültürdür. Dolayısıyla, antropolojinin çok geniş bir bakış açısı vardır. Antropoloji büyük sorular sorar, ama bu büyük soruların cevaplarını küçük yerlere odaklanarak bulmaya çalışır.

Devamını dergimizden okuyabilirsiniz.

Yorumlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_imgspot_img

İlgili Yazılar

spot_imgspot_img

Son Eklenenler

Çok Okunanlar