Slide Slide

Zorluklarla Başa Çıkma Sürecinde Sabır / Dr. Süleyman Doğanay

Zorluklarla başa çıkma sürecinde “sabır” olgusu ya da halinin nasıl bir değeri var? Niçin sabır?

Sözlük anlamı “engellemek, güçlü ve dirençli olmak, birini bir şeyden alıkoymak, tutmak, dayanmak” olan sabır, terim olarak “üzüntü, başa gelen sıkıntı, musibet ve belâlar karşısında direnç gösterme ve metanet” gibi manalara geliyor. Sabır sadece dayanma ve dayanıklılık değil, bununla birlikte gerçekleşmesi muhtemel bir olayı telaşa düşmeden bekleme ve maruz kalınan musibet karşısında yakınmayı bırakarak mücadele etme manasına gelir. Psikoloji dilinde sabır denince hayal kırıklığı, sıkıntı ve acı karşısında bireyin öfkesini kontrol ederek sakince bekleme eğilimi kast edilmektedir. Sabır, genel anlamda bir zorluk, musibet, dert ve belaya uğrayan bireyin, öfke ve isyan duygularına kapılmaksızın, şikâyet ve serzenişte bulunmaksızın içinde bulunduğu durumu sakin ve soğukkanlı bir şekilde karşılamasıdır.

Moralimiz bozuktur, canımız sıkkındır veya öfkelenmişizdir… Bu hallerin getirdiği tepkisellik ve refleksle bir şey yapmaya kalkışmaktan kaçınmak için sabır lazımdır. Burada sabrın iki temel boyutu ile karşılaşmaktayız. Birincisi ben-merkezci egomuzun tahakkümüne karşı durmaktır. İkincisi ise iyi alışkanlıklar geliştirerek bunları sürdürebilmek için manevi amellerimizde sebat göstermektir. Bu noktada hiçbir ilerleme kaydedemiyor gibi göründüğümüz zamanlarda dahi, manevi vazifelerimizi asla terk etmemek ve disiplini asla bozmamak da sabır kategorisindedir.

İnsanın hoşuna gitmeyen, onu engelleyen, acı ve sıkıntıya yol açan, dolayısıyla sabır gerektiren durumlar üç bölüm altında değerlendirilebilir. Birincisi; kaza, ölüm, yaşlılık, hastalık ve doğal felaketler gibi sonucu ruhsal, bedensel, sosyal ve ekonomik bakımdan zarar ve ziyana uğramaktır. İrade dışı gelişen bu tür olayların insanı yıpratıcı etkilerini azaltabilmek ya da en azından bunları kabullenmeyi sağlayarak mevcut sorunla yaşamayı öğrenmek de sabredebilmekle mümkündür. İkincisi; planlama, eğitim, çalışma, tedavi, bakım, disiplin, korunma ve ibadet gibi kişinin iradesine bağlı olan, çare ve tedbirin daha fazla etkili olduğu olaylardır. Üçüncüsü; kişinin irade ve isteği dışında olmakla birlikte bunlara tepki gösterme gücüne sahip olduğu durumlardır.

İslamî kültürde bireyin ibadetlerinde devamlılığı sağlaması, günah işlememeye çalışması ve Allah’ın takdiri olan imtihanlara veya üzücü olaylara karşı dirençli olması, sabretmesi gereken haller olarak bildirilir. Bu davranışlardan ilk ikisi bireyin kendi iradesiyle yapacağı tutum ve davranışlarıyla ilgili sabırdır. Üçüncü ise, iradesi ve eylemini aşan olaylara karşı tahammül etmesi anlamına gelir. Allah’ın emir ve yasaklarına riayette gösterilen sabır iradî ve gönüllüdür. Ancak kaza ve belalar gibi hususlarda insan O’nun hükmüne teslim olmak zorundadır. Çünkü doğal afetler dâhil olmak üzere pek çok hastalık, kaza ve ölüm gibi ansızın gerçekleşen olaylar insanın gücünü aşan bir niteliğe sahiptir. Buradan hareketle sabır kontrol edemediğimiz hadiselerin sonucuna tahammül edebilmek olarak değerlendirilebilir.

Devamını dergimizden okuyabilirsiniz.

Abone olmak için lütfen tıklayın

Yorum Yap

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Oops...
Slider with alias slider 1 1 not found.

Sosyal Medya

22,246BeğenenlerBeğen
2,952TakipçilerTakip Et
18,500AboneAbone Ol

İlgili Makaleler