Savaştan Sonra Bosna-Hersek

Bosna geziniz vesilesi ile oradaki Müslümanları ziyaret etme imkânınız oldu. Boşnak kardeşlerimizle Osmanlı’dan günümüze kadar gelen bir kardeşliğimiz, bir bağımız var; orada neler gözlemle diniz? 

Bosna’da bir hafta kaldık. Gitmeden önce de Balkanlar’a gidip gelenlerden şunu duyardım: “Bosna aynen Bursa’ya benziyor.”

Bu konu Yahya Kemal’in bir şiirinde de yer alır, “Üsküp’ü Şar Dağı’nın eteğinde Bursa’nın devamı” olarak nitelendirir. Ben de gittim, hakikaten coğrafya olarak bizim Karadeniz gibi dağları var. Şehir şehir baktığımda ise Saraybosna hakikaten Bursa gibi, hem mimari özellikleriyle hem yeşilliğiyle aynen bizim Bursa.

Travnik’e gitmiştik mesela. Her haliyle bizim Amasya’ya çok benziyor. Hem şehrin içinden bir akarsu geçiyor bizim Yeşilırmak gibi, hem de şehir epey çukurda kalıyor. Yemyeşilin ortasında aynı bizim Amasya, oraları çok çağrıştırıyor.

Özellikle Saraybosna’da birçok şey Türkiye’nin devamı. Şehrin bir kesiminde alabildiğine Osmanlı mimarisi, Osmanlı sokakları, Osmanlı camileri, Osmanlı evleri… Her şey Türkiye’nin, İstanbul’un, Bursa’nın devamı konumunda. Hiç yabancılık çekmiyorsunuz orada. Bir camide namaz kılarken sanki daha önce defaaten namaz kıldığınız bir camideymişsiniz hissi sizi kaplıyor. Mihrap aynı, okunan Kur’an İstanbul tarzı. Fakat yılların verdiği eski Yugoslavya ve özellikle Tito’nun yaptıkları dinden uzaklaştırma politikalarının tesiri hissediliyor. Bosna Avrupa’nın tam ortası, dolayısıyla Osmanlı’nın vitriniydi bu topraklar.

Gayet mütevazı yerler ama şehrin Ilıca diye bir kesimi var. Oraya doğru çıktığınız zaman hemen Batı mimarisinin özellikleri başlıyor. Yine orada şehirleşme olarak dikkatimi çeken şey, tramvayın ilk örneklerini orada denemişler, tramvaylar hâlâ orada çalışıyor. Bosna’da Başçarşı ve etrafı tamamen Osmanlı mimarisi. Savaşta ne kadar hasar gören cami varsa hızla onarılmış ve şu andaki mimarisiyle aynı İstanbul’daki, Anadolu’daki camiler gibi. Karaca Ahmet Hüsrev Camii diye söyleniyor, Karaca Ahmet Bey o camiyi orada yaptırmış, hemen arkasında da medresesi bulunmakta.

İkinci günümüzde Mostar’a geçtik. Bosna Hersek tarihten beri coğrafi olarak da tarihi olarak da iki kısım: “Bosna” ve “Hersek”. Güney kısmına “Hersek” diyorlar, kuzey kısmına (Saraybosna’nın da bulunduğu kısma) “Bosna” diyorlar. Mostar, Hersek kısmında kalıyor. Bizi götüren şoför, bir tünelden geçerken “Bundan sonrası Hersek.” dedi. Bosna kısmı Karadeniz gibi, Hersek kısmı ise daha kurak ve daha çok İç Anadolu’ya benziyor. Mostar’a gittik, küçük bir şehir, köprü tekrar inşa edilmiş, köprüyü gezdik, biraz da kalabalıktı, yoğun turistler vardı.

Mostar’ın hemen ilerisinde Blagay’da güzel ve etkileyici bir dergâh var. Blagay Tekkesi, Mostar ve civarında önemli bir manevi merkez. Çok etkileyici, Buna nehrinin doğduğu bir yer. Nehir, büyük ve kayalıklı bir dağın dibinden çıkıyor. Sarp bir dağ, bir uçurum; o uçurumda 25 tane kuş türü neslini devam ettiriyor. Kurak bir yer, kurak derken yukarılara göre daha kurak bir yer. Karşınıza birden masmavi, tertemiz, buz gibi bir su çıkıyor; nehir doğuyor dağın dibinden. Oraya Osmanlılar Blagay Tekkesini kurmuşlar, “Sarı Saltuk Tekkesi” olarak da biliniyor. TİKA (Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı) orayı restore ediyor. Tekke’nin içini gezme imkânımız olmadı, dışarıdan baktık; çok mükemmel bir yer. Oradakiler şöyle anlattılar: Rivayete göre Fatih Sultan Mehmet Han, fetih için gittiği zaman özellikle o suyu gördüğünde, yanındaki vezirine, “Lala! Çeşm-i Cihan (dünyanın gözü, dünyanın göz bebeği) burası olsa gerek.” diyor. Harika bir yer, yaşanacak yerler ama sıkıntılar devam ediyor.

Bosna Hersek’e gittiğimizde benim edinmiş olduğum izlenim, orada yoğun olarak üç ayrı etnik millet yaşıyor. En kalabalık millet %50 Boşnaklar, %30 civarında Sırplar var, %15 civarında da Hırvatların olduğu söyleniyor. %5 diğer milletler ve Arnavutlar var. Dünya siyasetinde Hırvatistan oradaki Hırvatları koruyor, Hırvatların sözcüsü durumunda. Sırpların arkasında Sırbistan var, yine aynı şekilde koruyor. Fakat Boşnakların arkasında bir Bosna devleti veyahut onları koruyacak bir devlet de yok. Türkiye, her haliyle Türkiye… Konuşma esnasında şöyle söylediler; “Burada Müslümanlar adına her şey Türkiye’ye bağlı. Türkiye’de bir siyasi iktidar, istikrar, ekonomik büyüme varsa, Türkiye eğer bir güçse burada bir problem yok. Türkiye ne zaman güçten düşerse burada sıkıntılar baş göstermeye başlıyor.

Burada seçimden önce Hırvatlardan, sağdan soldan sesler duymaya başlamıştık. Tayyib Erdoğan’ın seçimden sonra yaptığı balkon konuşmasıyla bunlar bıçak gibi kesildi. Başbakan; “Bugün Saraybosna kazanmıştır, bugün Kudüs kazanmıştır… ” diye bir açıklama yapmıştı ya… Hakikaten Türkiye her şeyiyle Bosna Hersek’te, Hırvatistan’ın etkili olmasından, Sırbistan’ın etkili olmasından daha fazla etkili. Neden? Birincisi tarihi bir bağı var. Nereye gitsen Osmanlı’dan kalma bir çeşme, nereye gitsen Osmanlı’dan kalma bir cami, her şeyiyle Osmanlı’nın en uç kalesi konumunda. Sadece Osmanlı oraya bir şeyler vermiş değil, Bosna Hersek de Osmanlı’ya çok şey katmış. Travnik’e gittik, Travnik vezirler şehri… Neden vezirler şehri? Tarihte Osmanlı’ya çok sayıda vezir yetiştirmiş bir şehir.

Osmanlı gittiği topraklarla bir dostluk ilişkisi kurmuş. Mesela orayı fethetti ama orada Batının yaptığı gibi köle-efendi ilişkisi, sömüren-sömürülen ilişkisi kurmadı. Boşnaklar Osmanlı’da görev almış ve İslam’a hizmet etmiş bir millet…

Kesinlikle oraya huzur götürüyor, bu biliniyor zaten. Bu uygulama sadece Boşnaklara yönelik de değil; Sırplara, Hırvatlara da yönelik. Mesela birçok Boşnak Paşa var Osmanlı’da. Onlardan biri de Boşnak İsmail Paşa, Osmanlı paşası ve Budin valisi. 1 Ağustos 1664 tarihinde cereyan eden St.Gotthard Savaşı’nda süvari kuvvetlerini komuta etti ve bizzat katıldığı çarpışmalar esnasında şehit düştü. Onlar tam sadakatli idiler ve bugünkü dünyada hâkim olan etnik kimlik anlayışıyla değil, İslam kimlikleri ile olaya baktılar.

Osmanlı, taşımış olduğu İslam’ın adalet değerlerini oradaki halka götürüyor. Bosna Hersek’ten bir saatlik mesafede bir bölgeye gittik. Burada yerden maden suyu çıkıyor, çeşmeden maden suyu akıyor, o kadar bol, bereketli bir belde. Orada akşam bir camiye gittik. Fatih Sultan Mehmet orayı fethettiğinde karargâhını oraya kuruyor, karargâhını kurduğu yere cami yapılıyor; etrafında yerleşim birimi oluşuyor, bir dağ eteğinde. Zamanla yerleşim aşağı taşınıyor. Cami hâlâ yerinde, çevresinde Osmanlı mezarları da var. Orada bir tane belge getirdiler. Fatih Sultan Mehmet’e oradaki kilisenin papazlarından bir tanesi müracaat ediyor: “Ben sana güveniyorum, sözünde sıkıntı yok ama sen buradan İstanbul’a döndükten sonra buradaki yerel yönetim tarafından da bizim güvende olduğumuzu gösteren bir belge yaz.” diyor.

Orada ilk defa insan hakları beyannamesi niteliğinde bir beyanname yazıp ona veriyor. Bir sözleşme, filanca ibadethane bizim korumamızdadır, şeklinde. Oradaki kiliseleri dahi kendi korumasına alıyor; kesinlikle bir yıkım, bir harap etme söz konusu değil. Batı ile mümkün değil kıyaslanamaz. Çünkü bundan 16 yıl önce yaşanmış zulüm, sıkıntılar problemler hâlâ varlığını koruyor. Gittik gördük. Minare yıkılmış veya minare duruyor camiyi yıkmışlar ya da cami yerinde hiç yok. Binalara rastgele ateş edilmiş, delik deşik binalar… Özellikle Gorazde diye bir yere gittik, tamamen Sırp bölgesinin içinde ama %100 Müslüman. “Kanton” diyorlar ona, bir kasaba, %100 Müslümanlar yaşıyor ama etraf komple Sırp. Savaştan sonra bir Sırp general gelip oraya bakıyor ve Sırp askerlerine kızıyor. Diyor ki: “İnsan buraya bırak mermiyi-tankı tüfeği, taş atsa burayı almanız lazım.” Bu kadar küçük bir yer ve burası o kadar direnmiş ve düşmemiş…
Gorazde şehrinde, yeri gelmişken söyleyeyim Drina nehri var; şu anki Bosna Hersek ile Sırbistan’ı bölen nehir. Sırplar en büyük katliamları Drina nehri boyunca yaptılar. Orada düşmeyen tek yer ise bu Gorazde şehri…

Yine Drina nehrinin boyunda kalan bir yer Srebrenitsa. Srebrenitsa, Birleşmiş Milletler tarafından güvenli bölge ilan edilip en büyük katliamların yapıldığı yer… Sırp kasabı Miladiç’in askerleri, en büyük katliamı orada yapıyor.

Devamı Feyz Dergisi 244.Sayımızda,

Yorum Yap

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Oops...
Slider with alias slider 1 1 not found.

Sosyal Medya

22,858BeğenenlerBeğen
3,333TakipçilerTakip Et
19,700AboneAbone Ol

İlgili Makaleler