İstanbul Semalarından Kayan Yıldız; Molla Yahya El Abbasi Hz.

Âlimler bir memleketin nurlu kandilleridir. Onların aramızdan ayrılışı ve kendileri açısından da vuslata ermelerinin ardından, o memleketi aydınlatan kandillerden birisinin daha sönmüş olacağı bir hakikattir. Fakat manevi feyzleri ve kendi yerlerine yetiştirdikleri ehliyetli insanlar kanalıyla bıraktıkları miraslarının devam etmesi hali, bu durumun tek istisnasıdır. 

Hakka hizmet etme noktasında öncü olmuş ve hakkın kullarına faydalı olma şerefine ermiş büyük zatlar, elbette ki kıymetli eserleriyle yaşarlar. Hiç şüphesiz ki eserlerinin en önemlisi de yerlerini dolduracak ve kutlu yollarını devam ettirecek kıymetli insanlardır. Onları, bizlerin istifadesi için yine bizlere emanet bırakmışlardır. İşte farklılıkları da bu özellikleriyle, bir kez daha netlik kazanmaktadır. Çünkü onlar, sadece hoca ya da sakallı bir hacı amca olmayıp, ilim ve tasarruflarıyla her boyutta çepeçevre kuşatabilen “mürşid-i kâmil” olma vasfına ulaşmış donanımlı insanlardır, yani “veli”lerdir. 

Geçen zamanın dünyamızı iyice ihtiyarlattığı ve vaktin sonlara doğru yaklaştığı bir zamanda; cennet atmosferlerinden çevresine hep güzellik ve örnek bir hayat sunmaktan başka meşgalesi olmayan bir büyük insandı, Molla Yahya Pakiş Efendi. Merhamet denizinden sunduğu incilerle, İnsanlardan binlercesinin günah bataklığından kurtulmalarına vesile olmuş, onların aydınlık ve güzellikler iklimine yelken açmasını sağlamış bir büyük Zat’tı O. Yine, bir büyük altın silsilenin, günümüzdeki temsilcisi ve maneviyat dünyamızın en belirgin temel yapı taşlarından biriydi…

Tevazu bir insandı. Yapıcı sohbetleri, maneviyat aşkı, sevgi kaynaklarına muhabbeti, sadece talebelerine değil, bütün insanlara karşı merhametiyle bilinen bir sevgi sultanıydı. Gönüllere misafir olmuş, o gönüllerde yer tutmuş, ilim ve feyzleriyle memleketimizi bereketlendiren bir gönül eri… Ömrünü ilim öğretmeye ve insanların güzel ahlaklı olmalarına adamıştı. Böyle büyük bir gönül sultanını anlatmak elbette ki benim kapasitemi aşan bir husustur. Bu konuda acizliğimi ve haddimi bilerek sadece duygularımı sizlerle paylaşmak istedim.

Dünya denilen şu koca handa, en güzel yatırımın insana yönelik olduğunun farkında olarak hizmet ettiler. İnsana hizmette, insanlık kalitesinin zirvesine ulaşarak, Hz. İnsan ve Allah (Celle Celalühü) dostluğu gibi bir rütbenin sancaktarlarından olmayı başarmıştı Molla Yahya Efendi.

Mümtaz değerlerimizden olan Molla Yahya Efendi’yi,  İstanbul başta olmak üzere, Ülkemizin her yöresinden ve yurtdışından da birçok insan ziyaret etmekteydi…

Elbette Allah dostları, hayatı temiz ve güzel yaşarlar. O yüzden ölümleri de aynı güzellikte olur. Geride örnek bir yaşantı ve kutlu izler bırakıp, öylece giderler… “Molla Yahya el-Abbasi el-Haşimi “ namıyla tanınan bu değeli maneviyat büyüğümüz de, izi takip edilecek kutlu önderlerden biri olarak, Allah’ın (Celle Celalühü) rahmet kapısında af ve umut bekleyen, gözü yaşlı, gönlü yanık âşıklar yetiştirdiler. Bu talepli insanlar, büyük Allah dostunun gönül ikliminde buluşarak, dertlerine ve sancılarına çözüm aradılar. Dara düşmüş gönüllerini, âlimleri vesile tutarak tevbe pınarında yıkadılar. Ne mutlu bir defacık olsun elini öpebilene.. Müjdeler olsun, onun cennet kokuları saçan atmosferinde bulunup, izinden yürüyenlere. Ne mutlu…

Evet Allah dostu veliler; “Peygamberlerin gerçek varisleridir.”  ve “Âlimin ölümü, âlemin ölümüdür.” Onlar için bela, mihnet ve yük olan bu dünya, sadece hizmet kapısıdır! Kendisinden önce gelen ve hizmetini tamamlayanlar gibi, Molla Yahya Efendi de imtihan dünyasındaki 68 yıllık hayat sınavını  tamamlayarak İstanbul Yeditepe Hastanesinde, sonsuzluk kervanına katıldılar.. Bu vuslat ile ülkemizin maneviyat semasındaki bir büyük yıldız  daha sonsuzluk ülkesine kaymış oldu..! Geçici olan bu diyardaki vazifesini tamamlayan bu maneviyat büyüğünün, Allah’ın rahmetine kavuşmuş olması, elbette ki bizim için büyük bir kayıptır.

Çünkü O, ülkemizin manevi dinamiklerinden birisiydi. Seyyid Muhammed Raşid (ks) Hz.nin; “Dünyada ilim kalksa, ilim kitapları yansa ve yok olsa, Molla Yahya (ks) hepsini tekrar yazar” övgüsüne muhatap olmuş büyük bir ilim ve hizmet insanıydı. Ve Gönüller Sultanının bizlere yadigarıydı.. Şimdi aramızdan ayrılarak hasretini duyduğu sevdiklerine kavuştu. Sadece bağlıları değil, onun gönül ikliminde buluşan ve vefatını duyan bir çok insan, son vazife için cenazesine yetişmek üzere İstanbul’a koştu… Haberdar olan ve yetişebilen tüm sevenlerinin sükûnetle akan gözyaşları ve mahzun gönüllerinden taşan dualarla, son yolculuğuna uğurlandı.

 Büyük ilim ve irfan insanı Yahya Efendinin, Hakk’ın rahmetine kavuşmasından sonra, sevenlerinin uğrak mekanı artık,  Gebze ilçesine bağlı Tepecik köyünde bulunan Molla Fenari’deki  aile kabristanlığıdır.. Vefatları, onu tanıyanları ve bağlılık duyanları olduğu kadar, onu uzaktan sevenleri de derinden üzüntüye sevk etmiştir.

Tesellimiz odur ki, manevi mirasını devam ettirecek, kendisinden sonra zincirine eklenen yeni halkalar bırakmış olmasıdır… Talebelerinden istirhamımız ise; O’nun örnek hayatını ve yaşantısını anlatan, bizlere ışık tutacak eserler kaleme almaları, sohbetlerini derlemeleri ve bu çalışmalarıyla sevenlerini buluşturmalarıdır. Yine, her yıl Yahya Efendiyi ve onun misyonunu hatırlatan “anma günleri” düzenleyecek çalışmalar içerisinde olmalarıdır…

Ülkemizin içinden geçmekte olduğu bu zor dönemde, birlik ve beraberliğe her geçen gün daha da çok ihtiyaç duyduğumuz hakikati tüm çevrelerce zikredilmektedir. İşte bu birlik yapısının harcı ve çimentosu konumunda olan manevi liderler,  her zaman vazgeçilmezlerimiz arasında yer alacak ve arkalarında hep büyük bir boşluk bırakacaklardır. Üstad Necip Fazıl bu durumu; “Ne kervan kaldı, ne at, hepsi silinip gitti, iyi insanlar iyi atlara binip gitti.” şeklinde ifade ederek, böyle büyük değerlerin yerlerinin öyle kolay kolay doldurulamayacağına dikkat çekmiştir. Evet, onlar sevdiklerine kavuştular. İnşallah bizde onları hakkıyla sevenlerden olur ve öbür alemde de onlarla komşuluk hakkı kazanırız…

Bundan sonra Yahya el- Abbasi hakkında; kendisini tanıyanlarca, hep onun kemalinden, sevgisinden, Allah aşkından, Peygamber hasretinden bahsedilecektir. Yeni yetişen nesil ise, onun zamanına yetişememiş olmaktan üzüntü duyacaktır. Ülkemiz, bir daha böyle büyük değerler yetiştirebilecek midir bilinmez, ama… Oda bir nasip, gayret ve layık olma işi…

Bizim tek tesellimiz ise, manevi tasarruflarının hep üzerimizde devam edecek olmasıdır. Yine büyük fikir adamı Şenel İlhan’ın ifade ettikleri; “Hiç kimsenin şüphesi olmasın ki, kıyamete kadar bu yol, yolcularını mütemadiyen Allah’a ve Resulüne taşıyacak ve daha nice veliler, Allah dostları ve gözü yaşlı âşıklar yetiştirecektir.”  sözlerinde karşılığını bulan ümitlerimizdir…

Manevi mirasının devam etmesinin sevinci ile büyük dava adamı ve gönül insanına Allah (Celle Celalühu)’tan rahmet diliyoruz.  Mekânı cennet olsun.

Yakınları başta olmak üzere, tüm sevenlerinin de tekrar başı sağolsun…

İsa DİKMENLİ / e-mail: isadikmenli@hotmail.com

Yorum Yap

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Oops...
Slider with alias slider 1 1 not found.

Sosyal Medya

22,858BeğenenlerBeğen
3,376TakipçilerTakip Et
19,800AboneAbone Ol

İlgili Makaleler