Slide Slide

Her Yönüyle Ramazan

Ramazan ayı üç ayların sonuncusu olarak kapımızı çalmış bulunmaktadır. Hayır, rahmet ve bereketin insanlığın üzerine sağanak halinde indiği kıymetli zaman dilimlerinden olan ramazanı şerifin ve orucun ilk günü, 01 Eylül 2008 tarihine denk gelen Hicri 1 Ramazan 1428 günüdür. 

Ramazan Ayının Fazileti

Ramazan ayı bir çok fazilet ve bereketi de içine alan ve dolu dolu geçirilmesi gereken bir öneme haizdir. Ramazan ayının bu kadar önemli ve değerli olmasının sebebi, Kuran-ı Kerim’in ramazan ayı içinde insanlara bir hidayet kaynağı olarak gönderilmiş olmasındandır. Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ramazanla ilgili; “Eğer kullar ramazan ayındaki üstünlükleri bilselerdi bütün senenin ramazan olmasını isterlerdi” (1) buyurmak suretiyle bizlere konunun önemini vurgulamaktadır. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de Yüce Allah (Celle Celalühü); ” Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı.” (2) diye emrederek ramazan orucunun farziyetini bizlere bildirmektedir.

  Kur’an-ı Kerim’in Kadir Gecesinde İndirilmesi

Ramazan ayının önemini artıran bir diğer husus da “Kadir Gecesi”nin ramazan ayı içerisinde yer almasıdır. İşte, taşıdığı bu önem nedeniyle ramazan ayı “onbir ayın sultanı” unvanı ile anılmıştır. Bu unvanı almasındaki gerçek pay, içinde kadir gecesinin bulunması olduğu kadar, insanlığa hayat nizamının ölçülerini anlatan ve istikametimizi belirleyen yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’in kadir gecesinde indirilmiş olmasındandır. Nitekim bu hususu Yüce Allah (Celle Celalühü) ; “O sayılı günler, insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa onu oruçla geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Allah size kolaylık diler, zorluk dilemez. Bu da sayıyı tamamlamanız ve hidayete ulaştırmasına karşılık Allah’ı yüceltmeniz ve şükretmeniz içindir.” (3) buyurarak bizleri uyarmaktadır.

Yardımlaşma Ayı

Ramazan, hayatımızda ilahi rüzgarların esmesine vesile olmakla kalmayıp, aynı zamanda sabrımızın da test edildiği, testi geçebildiğimiz de ise karşılığının cennet olduğu kaçırılmaması gereken ilahi bir fırsattır. Ramazanda Allah’ın (Celle Celalühü) kullarına karşı sonsuz bir merhameti vardır. İnsanlara yağdırdığı nimet ve bereketle rızıklarımız artar, hatalarımıza duyulan pişmanlıklarla a-yıplarımız örtülerek affedilir. Ramazan ayı gerçekten Allah nezdinde çok kıymetli ve şerefli bir ay olduğundan bu kıymetli zamanlarda yapılan dualar da kabule şayandır. Ameli hayatımıza yönelik tutulan amel defterimizdeki hatalarımıza yapacağımız nedamet tevbeleri, ayların sultanında tertemiz hale gelebilmemiz için gidilecek en kestirme yoldur…

Tevbe Kapılarının Açılması

Ramazan ve bu günlerde tuttuğumuz oruçlar hürmetine Allah’a (Celle Celalühü) tevbe edenlerin günahlarını, bağışlanma dileyenlerin affını, dua edenlerin duasını kabul etmekte ve taleplerini yerine getirmektedir. İbn-i Hibba’nın Hz. Selman (ra) dan rivayet ettiğine göre; “Resul-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bir gün hutbe irad ederek şöyle buyurmuştur; “Ey insanlar! Büyük ve mübarek bir ay sizi gölgeledi. Öyle bir ay ki bin aydan daha hayırlı olan kadir gecesi o aydadır. Yine öyle bir ay ki Allah (Celle Celalühü) gündüzlerinde oruç tutmayı farz kıldı. Gecelerinde teravih namazı kılmayı nafile kıldı. Kim bu ayda hayırlı bir işle Allah’a yaklaşırsa başka aylarda bir farz eda etmiş gibi olur. Kim bu ayda farz olan bir ibadeti yerine getirirse başka zamanda yetmiş farz yerine getirmiş gibi sayılır. Bu ay sabır ayıdır. Sabrın karşılığı cennettir…” (4)

Yine Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem); “Her kim inanarak ve karşılığını sırf Allah’tan bekleyerek ramazan orucunu tutarsa onun geçmiş günahları bağışlanır.” (5) buyurmaktadır. Her konuda olduğu gibi ramazanın ihyası noktasında da hayatın yorucu ve boğucu temposuna kapılarak iş, güç vs. gibi konuların kıskacına düşmekten dolayı hakkı ile ramazanı yaşayamamaktayız. Halbuki, bu ramazanın bizim son ramazanımız olabileceğini hiç aklımıza getirmiyoruz..! O yüzden ramazanı bir fırsat bilerek bu günlerin ihyası için sağlığımız ve şartlarımız da elvermişken tefekkürle ve güzel amellerle değerlendirerek imanımızı kuvvetlendirmeliyiz. Yaptığımız amellerin meyvesi olarak da ahlakımızı güzelleştirip nefs terbiyesi ve kalp hastalıklarımızın tedavisi noktasında mücadele ve gayret içinde olmalıyız.

Oruç Tutmanız Sizin İçin Hayırlıdır

Ramazan ayının ifa edilmesinde en önemli mükellefiyetlerimizden birisi oruç ibadetidir. Çünkü; ramazan ayı, aynı zamanda oruç ayıdır, Kur’an ayıdır. Ramazan dışında yapılan ibadetlere nispetle, bu ayda yapılan ibadetlere 70 kat daha fazla sevap verildiği İslam alimle-rince rivayet edilmektedir. Kur’an-ı Kerim’de Yüce Mevla’mız; “Oruç, sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler ise bir yoksul doyumu fidye verir. Bununla birlikte, gönülden kim bir iyilik yaparsa mesela fidyeyi fazla verirse o kendisi için daha hayırlıdır. Eğer bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.” (6) buyurmaktadır.

Bin Aydan Daha Hayırlı Bir Gece

Ramazan ayına önem ve anlam katan bir diğer durum ise; bu ay içinde kadir gecesinin olmasıdır. Allah (Celle Celalühü) Kur’an-ı Kerim’de bu geceye verdiği değer nedeniyle kadir suresi ismi ile bir sureyi de nazil etmiştir. Bu surede; “Şüphesiz, biz onu Kur’an-ı Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin! Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir” (7) şeklinde buyurarak geceye verilen değer anlatılmıştır.

   Ramazanda Ahlakımız Düzelir

Ramazan ayının getirdiği bereket ve kazandırdığı güzel ahlak ile kulluğumuza daha bir özen gelir, ruh ve gönül dünyamız coşku, heyecan ve manevi zevklere kavuşur. Katılaşmış gönüller, ramazan sayesinde yumuşar ve düşküne, fakire, yetime, ihtiyaç sahibi-ne, hasta ve yakınlara karşı daha müşfik ve daha duyarlı hale gelir. Ramazan ayında şeytanların zincirlendiği ve cennet kapılarının açıldığı konusunda Sevgili Peygamberimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) “Ramazan ayı girdiği zaman cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır. Şeytanlar zincire vurulur.”(8) diyerek bizleri müjdelemektedir. O halde, tutulan oruçlarla ve yapılan nefs mücadelesi ile oluşan düzen ve disiplin, nefsin manevra alanını kısıtlamakta ve bu kutsal ayın manevi bereketinden aldığımız mücadele gücü ile daha olgun insan olma yolunda kazanımlar ve güç elde etmiş olmanın imkanını elde etmiş oluruz. Bu nedenledir ki ramazan ayı kutlu zaman dilimlerinin en baştacı edilmesi gerekenlerindendir. Bu günlerde insanlardaki rikkat düzeyi daha da derinleşmektedir. Gönüller Allah’ın nuru ile bezenmekte, feyz ve bereket sağanak sağanak kalplerin derinliklerine inmektedir. Böylelikle inkişaf eden bir gönül zenginliğini, ramazan ayı her geçen gün daha da büyütmektedir. Maneviyat adına gerek fert gerekse toplumsal olarak da büyük mesafeler kaydedil-mektedir. Kadir gecesinde yapılan final ile ramazanın da sonuna yaklaşılmaktadır. Arefe günü ve bayram gecesinin nihayetinde ise onbir ayın sultanında Allah’ın istediği gibi bir kul olma azminde verilen mücadelenin bir meyvesi olarak bayram etmeye hak kazanılmış olunmaktadır.

 Toplumsal Kaynaşmaya Vesiledir

Ramazanda oruç tutmak ve teravih namazı kılmanın yanı sıra oruçluları iftar ettirmek, tevbe, zikir, istiğfar ve tefekkür etmek, fakir ve düşkünlere sadaka vermek, yakın akrabayı ziyaret, küçüklere şefkat, büyüklere saygı, dili, gözü ve diğer azaları haram olan şeylerden korumak, namaz vakitlerini cemaat ile kılmak, bol nafile ibadetler ve secdesi uzun namazlar kılmak, güzel ahlakın üzerimizde sıfatlaşması için mücadele etmek, başkalarının yapacağı kötülükleri önlemeye çalışmak, yetimlere ikramlarda bulunmak, kısacası bu ayın gündüz ve gecelerini dolu dolu geçirmek dünya ve ahiret menfaatimiz açısından oldukça elzemdir.

Günahlar Bağışlanır

Herhangi bir mazeret nedeniyle oruç tutamayanlar da teravih namazlarını kılmalı ki böylelikle ramazanın ruhundan uzaklaşılmamış olsun. Nitekim bu hususta Ebu Hureyreden (ra) rivayet edilen bir hadis-i şerifte Sevgili Peygamberimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ; “Kim iman ederek ve sevabını da Allah’tan bekle-yerek ramazan gecelerinde kaim olurda teravih namazını kılarsa daha evvel yaptığı günahları bağışlanır” (9) buyurmaktadır.

Efendimize (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Çok Salat ve Selam Getirmeliyiz

Ramazan ayı içerisinde her zaman olduğundan daha fazla Peygamber Efendimize (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) salat ve selam getirmek, ramazan ayının son on gününde şartların müsait olması halinde itikafa girmek, içinde Kur’an inen bu ayda hatimler indirmek, Kur’an sureleri ve ayetlerinden ezberler yapmaya çalışmak, tefsirler okuyarak Kur’an ayetlerini anlamaya ve kavramaya çalışmak, Rabbimizden bol bol bağışlanma dilemek, yakın çevremiz ve tüm İslam alemi için dua etmek, kalbimizi gafletten alıkoymak ve Allah’ın (Celle Celalühü) zikri ile gönlümüzü doldurmak açısından yapılacak amellerin hepsi ayrı ayrı önem taşımaktadır. Bu amellere ilave olarak gece ibadetlerini yoğunlaştırmak, azalarımızı Allah’a (Celle Celalühü) isyandan muhafaza etmek, tartışma ve malayani sözlerden kendimizi korumak, sabırlı olmak, doğru insanlarla arkadaşlık etmek, yalan, iftira, boş söz, kötü zan ve gıybet gibi olumsuz davranışlardan kaçınmak geçmişleri-mizin ruhlarına Kur’an-ı Kerim okuyarak hediyeler göndermek, ramazanın içinde kadir gecesini aramak ve Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı içinde kadir gecesi olmayan bin aydan daha hayırlı olan bu geceye mahsus, özel itina göstermek, sahura kalkmak ve iftar etmek maneviyatımıza önemli kazanımlar sağlayacaktır. İşte yapılacak bu ameller sayesinde kazanılan güzel ahlakın bir getirisi olarak, iradeler güç ve kuvvet bulacak ferdi hayatımıza da denge ve istikamet gelecektir.

Bu Fırsatı Değerlendirelim

Şayet ramazan ayını gereği gibi değerlendiremezsek, anlatılan fırsatları tekrar yakalayabilmek için ömür sermayemizde bir yıl daha varsa, gelecek ramazanı beklemek gerekmektedir. Ayrıca, ramazan ayının bize vereceği güzellikleri de kaçırmış olacağımızdan azalmış olan maneviyat stoklarını çabuk tüketmek suretiyle her türlü mücadelemizde direncimizin de zayıflığı dikkatlerden kaçmayacaktır! Tuttuğumuz oruçlar ile yaptığımız ibadetler bedenimizin bir sadakası niteliğinde olması nedeniyle, bir yıl boyunca çalışmaktan yorulan midemiz ve diğer organlarımıza da nefes alma ve dinlenme fırsatını tanımamış olacağımız aşikardır. Bu durumda bir yıl daha kendimizi katlamalı olarak yormaya devam edeceğimizden Allah’ın emaneti olan bedenimizi yine O’nun nimetlerinden mahrum bırakarak, emaneti iyi kullanmadığımız anlamı taşıyacaktır.

Geceler Bulunmaz Bir Nimet

Öyleyse, bu ay, gün ve gecelerin her zaman ele geçen fırsatlardan olmadığının idraki içinde olalım. Ramazan ayını değerlendirmek suretiyle faziletlerini de elde etme bilinci içinde elimizden geleni yapalım.

Ramazanınız Mübarek Olsun

Bu vesile ile ramazan ayının ve kadir gecesinin tüm İslam alemine hayır ve güzellik getirmesini, yaptığımız amellerin ve tuttuğumuz oruçların da Cenabı Mevla’mızın (Celle Celalühü) katında kabule şayan olmasını niyaz ederiz.

İsa DİKMENLİ / e-mail: isadikmenli@hotmail.com

    KAYNAKLAR : (1)(Taberani) , (2)(Bakara 183) , (3)(Bakara 185), (4)(el Fıkıh el Müyesser 1.cilt /Ahmet İsa Aşur) ,  (5)(Kütübi Sitte), (6)(Bakara 184) , (7)(Kadir Suresi; 1-5) , (8)(Buharî) , (9)(Mişkat el-mesabi cilt 1 / M. b. Abdullah el Hatip et-Tebrizi)

Yorum Yap

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Oops...
Slider with alias slider 1 1 not found.

Sosyal Medya

22,851BeğenenlerBeğen
3,049TakipçilerTakip Et
18,900AboneAbone Ol

İlgili Makaleler