Slide Slide

II. Şamil’in Ardından

Dünyanın gözü önünde gerçekleşen soykırımlar ne zamana kadar devam edecek? İnsan hakları denen kavramın içi boş mu? Yoksa tek taraflı işleyen mantıksız, kuru iddia mı? Evet… Ne yazık ki dünyada kana susamış insanlar soy kırımın bizzat içinde. Bu zamanda bilinçli olarak yürütülen bu insan katliamları mutlaka bir gün duracaktır. Çünkü zulmün bâkî kaldığı hiçbir devir olmamıştır. Tarih sahnesi nice barbarlara mezar olmuştur. Her karanlığın ardından güneş doğmuştur.

Dünyadaki zulmü gerçekleştiren devletlerin kendi halklarında bile insaf sahibi nice insanlar var. Lakin sesleri kısık… Zannetmeyin ki azınlıktalar aksine başlarındaki zalimere güçleri yetmiyor. Bir gün insanlık adına onların da sesi gür çıkmaya başlayacak…

Çeçenistan’da bir milletin inançla imanla dünyada rastlanması ender direnişini, mücadelesini seyrediyoruz. Çeçen yiğitler gözlerini kırpmadan canlarını Allah’a emanet ediyorlar, ahirette müminlere şefaatçi olmak için. Türk halkının gönlüne taht kuran Şeyh Şamil, mirasını Şehit Dudayev’e teslim etti. Ardı sıra silah arkadaşları Selimhan Yandarbiyev, Aslan Maşedov ve son olarak da II. Şamil şehadet şerbetini içenler arasına katıldı. Bu isimler yeni nesle kim bilir nice kahramanlık anılarını miras bıraktılar. İnanıyorum ki o mirasa sahip çıkacak yiğitler sıraya girmişler. II. Şamil gerçek bir direnişçi ve gerçek bir kahramandı. O usta bir savaşçı idi ve savaşı insanlığın geleceği ve barış için seviyordu. Kafkas dağlarında inanarak yaşayan ve inançları uğruna her şeyi göze alan, cihat şuûrunu ilke olarak benimseyen bir direniş öncüsüydü.

Onu barışçı olmamakla suçlayanlara kendisi şöyle cevap verecekti.” Bizim mantalitemiz hakkında örnek verecek olursak; bundan 126 yıl önce Ruslar, Çeçenleri görüşmek için çağırdı ve o zamanın direniş lideri 74 yaşındaki Uma Duyev’i hapse attılar, hızlı bir şekilde yargılayıp ölüme mahkum ettiler. Ve infaz anında, hainlerden biri, boynunda ip, ayaklarının altındaki iskemlenin çekilmesini bekleyen Uma Duyev’e yaklaştı ve “Neden direndin? Ruslar’ın senden daha güçlü oldukları ortada, sen de benim yaptığımı yapmalıydın. Şimdi yapmak istediğine ulaşamadan öleceksin, ama ben yaşayacağım.” Bu soruya Duyev’in cevabı neydi, biliyor musunuz; “Hayatını, Allah’a ve insanlarına adamış, özgür ve anavatanına saldıran düşmanlardan bir kısmını öldürmüş biri olarak mutlu bir şekilde öleceğim. Sen yaşayacaksın. Ama değersiz köle yaşamında ne yapacaksın? Büyük bir mısır sepetin olacak ve tuvalet çukurunu temizleyeceksin, hepsi bu!”

Çeçen kahramanların yüreklerdeki imanı idrâke taşıyan nice hatıraları var. O kadar fazla ki çok azı kayda geçiyor. Kayda geçmeye ne gerek var ki, saatin geride kalan her saniyesinde iman dolu yüreklerin icra ettiği kahramanlık hikayeleri tarihteki yolculuğuna başlıyor. Rus savaş uçakları 1995 yılında Şamil’in Vedeno’daki evini bombaladığında ailesinden eşinin ve çocuklarının da aralarında bulunduğu 11 kişi şehadet şerbetini kana kana içtiler.

Şamil bir gün gönüllü iki kişi istiyorum, şayet ben seçersem gitmeyenlerin gönlü kalır; kim gönüllü diye seslenecekti. Bütün komutanları ve askerleri hep birden iştiyakla “ben, ben” deyince kura çekilecekti. Gidemeyenler şekeri elinden alınmış çocuk gibi ağlayacaklardı. II. Şamil “Yâ Rabbi ben bu manzarayı da gördüm, şehit olsam da gözüm arkada gitmeyeceğim.” diyecekti. Nice dostları nice akrabaları da ellerinden uçtu gitti. Onun gibi binlerce yetim, öksüz, dul ve yerinden yurdundan edilmiş insan var. Hangi sebep bu insanlık suçuna mazeret bulabilir ki?.. Unutmayın ki her kan damlası, göz yaşlarına karışacak bir tohum gibi toprağa düşecek bir daha yeşermek ve filizlenmek için…

Ruslar Çeçenistan’da nesli kurutmak için mücadele veriyorlar. Ama ne var ki bir köyde gelişen şu olay ibrete şayandır: Bir yıl içinde tam 17 hanım hamile kalıyor ve hepsinin hem erkek hem de ikiz çocukları oluyor.

II. Şamil; “Eğer Allah’ın çağrısı ve tehdidi bu insanların kalplerini titretmediyse benim, yani Rabbine karşı son derece zayıf ve aciz olan Şamil’in onlardan bir yanıt beklemesi yanlış olur.” “Hafifiyle ağırıyla hepiniz yola koyulun ve Allah yolunda mallarınızla canlarınızla cihad edin. Eğer bilirseniz bu sizin iyiliğinizedir.”

En sonunda görüyoruz ki Allah’ın merhamet ettikleri hariç kimse yerinden kıpırdamadı. Ama eğer Amerika onları tehdit etmiş olsaydı kalpleri korku ile çarpar ve emirleri harfi harfine yerine getirirlerdi. Şunu açıkça belirteyim ki, İslam toprağını müdafaa etmek bir zorunluluktur, farzdır. Cihadın sıkıntısından kaçan ve ona hazırlık yapmayanlar, yaptıkları hiçbir şeyden yarar elde edemezler. Ve öyle bir zaman gelir ki onlar da çiğnenenler gibi çiğneniverirler. Allah’ım bizi ve bütün Müslümanları kafirlere karşı muzaffer kıl. Âmîn…

Şahadet haberi düşmanlarını sevindirmiş, dostlarını ise üzmüştür. O özgürlüğü seven ve ruhunun derinliklerine kadar onu tatmak isteyen bir direnişçiydi. 10 Temmuz 2006’da İnguşetya’nın Ekazevo köyünde askeri bir konvoyda seyreden Basayev, konvoydaki bir patlayıcının infilak etmesi sonucu şehitlik makamına mazhar oldu.

İstanbul Fatih Camiî’nde bir araya gelen müthiş kalabalık, Şehit’i son yolculuğuna uğurladı. Cuma namazı akabinde Fatih Camiî avlusuna toplanan onbinin üzerinde insan Şehit Şamil için ve şu an yeryüzünün çeşitli coğrafyalarında müstekbirlere karşı savaşırken şehit düşen bütün kardeşlerimiz için gıyabî cenaze namazı kıldı.

Maksat soykırım değilse amacınız ne? Bu savaşı Rusya başlattı ve barışa açılan kapının tüm anahtarları, Kremlin’de. Vatanını savunan ve huzur içinde yaşamak isteyen bir halk ne zamandan beri terörist oldu. Yeryüzünde adaleti sağlama görevi suçluların elinde olunca, akıl almaz zulümler doğal olarak meşrûymuş gibi bütün dünyanın gözü önünde sahneleniyor.

Yorum Yap

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Oops...
Slider with alias slider 1 1 not found.

Sosyal Medya

22,246BeğenenlerBeğen
2,883TakipçilerTakip Et
18,100AboneAbone Ol

İlgili Makaleler