Slide Slide

Şenel İlhan’la Sohbet

FEYZ: Efendim, biliyorsunuz ahir zamanda yaşıyoruz… Ve artık cemaatlerin birleşmesi ekmek kadar, su kadar gerekli hale geldi… Öyleyse bu durumda cemaatler nasıl birleşecek, veya bu sizce mümkün mü?
ŞENEL İLHAN: İnanın müslüman cemaatleri hiçbir babayiğit bir araya getiremez… Hem de müslümanların birlikteliğinin artık kaçınılmazlığını, her müslüman çok iyi bildiği halde…
Dış dünyada Sırpların, Gürcülerin, Ermenilerin zulüm ve işkenceleriyle inim inim inleyen, zavallı, ezilen, üzülen müslümanlara ve İslam aleminde, sistemlerin sancısını alabildiğine çekip kurtulmak isteyen mazlumların, korkunç feryadına rağmen, ve yine biz Türkiye müslümanları utanmadan birleşme türküleri söylememize rağmen dağınık ve pejmürdeliğimizden şamar oğlanına döndük…
Yani biz şucu bucu müslümanlar asla, ama asla birleşemeyiz. Çünkü ne İslami liderlere ne de onların uğurlarına kelle koydukları bağlılarına tüm müslümanlar birleşip içte münafıkla, dışta müslüman kanı içen Sırp ve Ermeni kasaplarla mücadele etmemiz gerektiğini asla kabul ettiremeyiz! Bu mümkün değil! Çünkü bunlar hem Boşnak’a ağlarlar, hem makam koltuklarına kurulurlar!… Hem birleşelim derler, hem de gerçekten birleşelim diyenleri aforoz ederler! Çünkü nefislerinin esiri olmuş, enaniyet duygularına yenilip, ikinci adam olmayı birinci adama veremeyecek kadar sonuncu adamdırlar… Yoksa kim nasıl izah edebilir bu fitneyi, tefrikayı, cemaatler arası dedikoduyu ve ifrat derecedeki sürtüşmeleri. Ama bu birleşme, emin olun bir birleştirilme biçiminde olacak. Yoksa bu lider bozuntuları oturup; yahu bu Ümmeti Muhammed’in durumu ne olacak; gideyim şu falanca efendiye de bana yol göstersin. Ondan sonra da diğer kralları toplayıp bir hal çaresi bulalım diyecek kadar ne ehli ilim, ne ehli takva ne de ehli feraset. O yüzdendir ki bunlar asla birleşmez, ama birleştirilirler dedik. Peki ama nasıl ve kim tarafından birleştirilirler derseniz, haa! işte can alıcı nokta bu: Yani Mehdi ve O’na Allah-u Teala’nın verdiği tasarruf gücü. İşte, ahir zamanda Allah’a yemin ederim ki, başka türlü asla ve asla ne cemaatler bir araya gelir, ne de biz şamar oğlanı olmaktan kurtulabiliriz…
Ve yine, Efendimiz (S.A.V.) açık ve kesin bir şekilde “Kıyamet kopmasına bir gün bile kalsa ehl-i beytimden bir adam hakim oluncaya kadar Allah o bir günü uzatır” buyurmuştur. Ve hiç şüphesiz O da Mehdi ’dir.
Eminim, şu an yazımı okuyan her cemaat mensubu kardeşim bana hak veriyordur. Şayet hak vermeyen de varsa lütfen bize doğruyu versin de kurtulalım olmayan yanlışımızdan veya yanlışlarımızdan! Ve yine ibretle tarihe baktığımız zaman İmamı Rabbani, İmamı Gazali dönemlerinde de yine fitneler vardı, yine cemaatler arası sürtüşmeler ve parti taassubu mantığı yine vardı. Ama ne İmamı Gazali ne İmamı Rabbani bu bin bir maraz dolu kalpli adamları derleyip, toplayıp ehilleştirmekte pek güçlük çekmedi. Üstelik de zamanın Sebe’leriyle, kafirleriyle mücadele edip, kimi Hüccet-ül İslam, kimi ikinci binin yenileyicisi isimlerini aldı, sadece bu iki büyük mü? Hayır, her yüz senede bir gelen dini yenileyici velilerin hepsi, zamanında aynı şeyleri her şeye rağmen, her çileyi çekerek başardı. Yani şimdi bu zamanda müceddid gelmeyecek mi? Cemaatler yasak mı etti? Vallahi gelecek, kafir de çatlasa, münafık da patlasa gelecek. Çünkü Allah’ın Habibi, Kainatın Efendisi, “Her yüz senede bir dini yenileyici müceddid gelir” buyurdular, o kadar…

FEYZ: Efendim, biliyorsunuz günümüzde Mehdi olduğunu iddia edenler var. Ayrıca da,”Ben Mehdiyim” demese de Mehdi gibi tavırlarla hareket eden bir çok cemaat liderinin olduğunu da biliyoruz. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?
ŞENEL İLHAN: İslam tarihine baktığımızda bir çok kimsenin Mehdilik iddiasıyla ortaya çıktığını görürüz… Ama bunların hepsinin ya öldürüldüğünü ya da dışlanıp terk edildiğini anlarız. Tarihte ve günümüzde görülen Mehdilik iddiaları, bazı riyaset sevgisinden kurtulamayan sahte şeyhler veya aklıyla başı dertte gerçek zır deliler ve yine çeşitli sebeplerden kaynaklanan aşağılık kompleksi dediğimiz duygunun alabildiğine esiri bazı hasta zevatların, ancak Mehdi olursa zıddı kadar büyüyeceği küçüklüğünü, ne olursa olsun kamufle etmek çabasından kaynaklanır. Kolayca bir iki delile benzeyen şeyle, kendilerini Mehdi ilan edebilirler. Mesela adı Muhammed’dir veya Ahmet’tir. Tevafuken babasının adı da Abdullah veya Abdullu bir isimse, üf… İşte ona kocaman bir delil. Biraz da mürekkep yalamış, üç dört de yağcı, pohpohçu dalkavuk buldu mu, hiç durmaz, kurar düzenini, başlar cihada mihada, olur hakim dünyaya. O yüzden bu adamlara inanmadan önce şunu çok iyi bilmek gerekiyor ki, gerçek Mehdi kesinlikle “Ben Mehdi’yim” demez. Hem bu açıkça edebe aykırıdır. Hem de tarihe baktığımız zaman kendi zamanının Mehdisi mesabesinde olan bir çok müceddid, müçtehid gelmiş geçmiş, ama hiçbiri “Ben müceddidim” ya da “Mehdi’yim” dememiştir.

Başta İmamı Azam ve diğer üç büyük imam ve tüm diğerleri, hatta İmamı Azam kitaplarını kendi bile yazmamış, bizzat talebeleri derlemiştir. Her ne kadar biz Mehdiyi müceddid üstü görsek de yine de bu durumda Mehdiliğini açıkça söylemesi, yine sahih haberlerle açıkça reddediliyor. Mesela “Beklenen Mehdi’nin Alametleri” kitabının 51. sayfasında aynen şöyle diyor: “Hz. Mehdi istemediği halde O’na biat edeceklerdir. Daha sonra da onlara 2 rekat namaz kıldıracak ve makamın yanında minbere çıkacaktır.” Ve yine bir başka hadisi şerifte şöyle buyruluyor: “Mehdi Medine’den Mekke’ye gelir ve kendisi istemediği halde insanlar O’nu kendi aralarından çıkarıp, rükün ile makam arasında O’na biat ederler.” Bu ve buna benzer bir çok hadisi şerifte gösterildiği gibi Hz. Mehdi, hiçbir zaman kendisi kendisini ilan etmeyecek ve hatta bir rivayete göre içinde birçok kadın veliler de bulunan 313 kişi “Sen Mehdisin. Tüm alametler sende” deyip, hatta ölümle tehdit edecekler. Hz. Mehdi ise onların bu kararlı ısrarlarından ikna olup, biatlarını kabul edecektir. Öyleyse demek ki zamanımızda da sahte Mehdiler, yukarıda saydığımız cinslerden herhangi bir statüde ortaya çıkabilir. Yani; ya manyaktır, ya zavallı bir kompleksli ya da gerçek bir ardniyetli. Onlara inananlarsa onlardan da manyak, onlardan da kompleksli, daha da fazla ard niyetlidir. Ama ne olursa olsun “Ben Mehdiyim” diye ortaya çıkan aklı kıt, kendini savunmak için şöyle diyemez mi? “Tamam kardeşim, doğru söylüyorsun, hakikaten de öyle. Gerçek Mehdi açıkça ben Mehdiyim demez. Mehdi olduğunu açıklamazsa, peki öyleyse insanlar O’na, nasıl biat edecekler veya hem ne biliyorsun ki, etrafıma 313 veli gelip bana zorla “Mehdiyim” dedirtmediklerini?” derse; ona derim ki, “Bak güzel kardeşim, ahir zaman Mehdisinin, senin dediğin gibi bile olsa ki öyle olmaz öyle pos bıyıkları, her gün sinek kaydı traşlı, sakalsız parlak yüzü, son model kravatlı takım elbisesi olsa bile, ki bu mümkün değil nerde senin 313 tane velin, göster de elini öpelim, yolunda ölelim, yok ki, tıpkı aklın gibi. Bir de ne biliyorsun, beni de zorlayarak Mehdi dedirttiklerini demiştin ya! İşte o zaman halt ettin. Neden mi? Çünkü gerçek Mehdi, Mehdiliğini ilan etmeyecek ve sadece etrafındakiler o istemese de ilan edecek ve Hz. Mehdi hatta zaman zaman insanlara görünmeyip, gizlenecek, taa ki bir münadinin “Sen Mehdi’sin” ilanını herkes gibi kendisi de duyuncaya kadar. Yine ayrıca durum böyle olduğu halde yine sahih haberlere göre “Ben Mehdi”yim” demeyecek ve insanlar O’nun Mehdiliğini anlayıp, dünyada her şeyden çok severek biat edeceklerdir. Üstelik de her şeyden önemlisi Hz. Mehdi zuhurundan önce irşadı dört bir yana nam salmış büyük bir Allah dostu ve geniş irşadlarıyla tanınan, ismi, cismi temiz, zaten insanların acaba Mehdi bu mu diye şüphelenecekleri kadar vakarlı, takva, büyük bir mürşidi kamil olacak. O yüzden güzel kardeşim, aklını başına al da vazgeç bu sevdadan. Yoksa inan etrafındakiler en kısa zamanda senden vazgeçecekler. Ve yine tabii aklın senden vazgeçmezse.
Neyse.. Sahte Mehdimizle bu kısa sohbetten sonra artık konumuza dönelim. Birde şu var ki açıkça ilan etmediği halde ima yollu Mehdi gibi davrananlar yok değil elbet. Onlar da hiç şüphesiz ikinci adam olmayı kabul edip birinci adam olan Mehdi’ye biat edecekleri güne kadar ikinci adam veya sonuncu adam olma sınavındalar. Allah yardım etsin de ikinci adam olup kurtulsunlar. Başka ne diyelim…
Nakşibendi Hz.lerinin dediği gibi “Neyleyelim, başka nasıl anlatalım…”

FEYZ: O halde Mehdi kimdir ve O’nu nasıl tanıyacağız veya sizin şu mehdidir diyeceğiniz bir kişi var mı? Varsa açıklar mısınız?..
ŞENEL İLHAN : Ahir zamanda geleceği vaadedilen Mehdinin adı, babasının adı, nesebi, yapacağı işler ve doğduğu yerden tutun da, ne kadar yaşayacağından, başarıp başaramayacağı işlerden alın, saçının sakalının renginden, her şeyinden, her şeyinden açıkça bahseden yüzlerce sahih hadis olduğu gibi, geçmişte yaşayan tüm din büyüklerimizin de ittifakıyla neredeyse tam bir kimlik kartı açıklığındaki işaretlerin gösterdiği üzere Hz. Mehdi ahir zamanda kesin olarak gelecektir. Ve hangi boyutta olduğunu anlamasak da İslam’ın dünyaya hakimiyetini sağlayacak ve yine Mehdi’nin yapacağı bu işleri nasıl yapacağını, yardımcılarının, sancaktarlarının, düşmanlarının nerede, ne zaman ortaya çıkacağından alın, düşmanlarını nerede ne zaman yeneceğine kadar, ayrıntılı bir şekilde; büyüklüğü tartışılmaz İslam alimlerince anlatılmış, ve asırlardan beri de zuhur edeceğinden hiç kimsenin şüphesi olmayacak bir biçimde, yüz milyonlarca müslüman tarafından beklenmiş ve hâlâ da beklenmesi sürmektedir. Yalnız aşağılık duygusundan kıvrılan, ölçüleri bozuk, yarım akıllı birçok müslüman ve onları yönlendiren birkaç münafık, ahir zaman Mehdisinin geleceğini inkar etmemekle birlikte, ne gariptir ki Mehdi’yi bir siyasi lider veya basit şucu imam veya bucu cemaatçi lider olarak bilmek istiyor. Ve üstelik de Hz. Mehdi’nin tüm açıkça anlatılan alametlerine ve özelliklerine rağmen O’nu basit bir entel lider seviyesine düşürmeye çalışıyor.
Bakınız! Ben kendi adıma konuşuyorum. Benim gibi bin kişi hatta bir milyon aydın geçinen, Mehdi’nin tırnağı bile olamayacak kadar, Mehdi büyük bir zattır. Ki yine kendi adıma konuşuyorum, bizim gibi insanların O mübarek zatın tellallığını yapması bile Allah-u Teala’nın bizim gibi acizlere verdiği en büyük makamdır…
Evet… Yine Allah’a yemin ederim ki, benim, aklıma bile böyle bir şey gelemez. Şayet gelirse artık ne o aklıma güvenirim, ne de kendime olan güvenimi yitirmemek için sonradan pişman olacağım şeyleri yapmamayı adet edinen ve çevresinde de öyle bilinen bir insan olduğumdan istifa eder, hem kendime olan saygımı hem de şu pis dünyayı, üç talakla boşardım.
Bunları neden mi yazıyorum? Neden olacak, manyak mı arıyorsunuz, şurdan çıkar fitnecinin biri der ki; aaaa hayret, adama bak, “Ben Mehdi’yim” diyor diye, basar yaygarayı, hem utanmadan, hem de söylediğine kendi bile inanmadan…
Ben kim Mehdi kim? (Haşa) Şu anda zamanımızda tanıdığımız liderler kim, Mehdi kim? O yüzden bizim tanıdıklarımızdan, şahsen benim tanıdıklarımdan demek istiyorum, kendini Mehdi ilan eden yok, hem vallahi, hem billahi yok, varsa başka bir tanımadığımız ama kendisinin Mehdi olduğunu bilen, artık çıksın… Çıksın ki yalancı veya doğru açıklansın. Çünkü yukarda açıkça da dediğimiz gibi Mehdi’nin alametleri belli, adı belli, şanı belli. O yüzden O’nu yani O mübarek zatı açık alametlerinden yine biz aydın geçinenler ve o makamı kendimize yakıştırmanın hatta hayal bile etmenin münafıklık olduğundan şüphemiz olmaması gereken biz, evet biz aydın geçinenler bulacağız. Biz anlayacak ve yine biz inşallah biat eden ve tellalı olanlardan olacağız… Tabii Allah nasip ederse… Yoksa elbette ki Mehdi gelecek, elbet, hiç şüphesiz İslam’ı tüm dünyaya hakim edecek…
Ama bu yıl, ama gelecek yıl veya kıyamete bir gün kala…

FEYZ: Mehdilik meselesi şiadan, Yahudilik veya başka dinlerden esinlenerek müslümanların arasına sokuşturulan asılsız bir iddia mıdır?
ŞENEL İLHAN: Biliyorsunuz her devirde ehli küfür zındıklardan çok çok daha tehlikeli, müslümanların arasına fitneler, tefrikalar sokmada ve bunu ustaca yaymada çok daha uzman münafıklar ve yine onları bilerek ya da bilmeyerek destekleyen, borazancılığını yapan kraldan çok kralcı, cahil, farfara müslümanlar, maalesef her asırda her zaman müslümanların en büyük belası olmuştur. Ama Allah’a şükür her zaman da İmam Gazali gibi ve İmamı Rabbani gibi büyük zatların ilim ve fikir sopasıyla da pusturulmuş ve susturulmuştur. Ve yine adilik ve bin bir düzenle müslümanların arasına sokuşturdukları fitneler ve bozuk fikirler her asırda bu din büyükleri tarafından ayıklanmış, temizlenmiştir. Yalnız ne var ki, imtihan dünyasında yaşıyoruz. Ve bu münafıklar zamanımızda da geçmişteki her zamandan çok daha fazla saçtıkları her zehirden daha çok fikri zehirler saçarak ortalığı mütemadiyen bulandırıyorlar. Sonra biliyorsunuz mütevatir hadisleri inkar etmek küfürdür. Ve Mehdi hadisleri de mütevatir derecesinde sahih hadislerdir. Ve Sahihi Buhari birinci cilt sayfa 102’de yer alan sağlam habere göre de bu adamların hükmü aynen şudur: “Mütevatir olan haber-i Resulün (SAV.) münkiri kafir olur.”
Evet, her ağzına geleni söyleyen, kalbi dilinde, aklı cebinde birçok üç kuruşluk çıkarı için veya bir kuruşluk kişiliğini tatmin edip, kendine çok bilmiş dedirtmek için konuşan, çoğu kafir azı cahil bu insanların, ne ile oynadıkları belli: Kafir ebedi ahiret hayatıyla, cahil imanıyla…
O yüzden, vah efendim Mehdilik şia’dan alınmadır, yok efendim Yahudi mistisizminden veya Hristiyanlıktan alınmadır diye zırvalıyorlar… Ama o halde buyursun ispat etsinler. Şayet, açık söylüyorum! Bir tane fikirlerine delil göstersinler, ben kendi adıma söz veriyorum, hem de dergide baş yazımda o kardeşimizi veya kardeşlerimizi herkese, hem kendinin, hem fikrinin doğruluğunu ilan edeceğim. Hem de kendi yanlışımı itiraf ederek. Buyursunlar, gelsinler… Bekliyorum!.. Yoksa tabi şundan da hiç şüpheniz olmasın, tam zıddını, yani zelilliğini…
Bir de, yine bazı çok bilmişlik taslayan terbiyeye muhtaçlar var. Tek tükler ama saçmalıkları boş teneke misali ses getiriyor. Çünkü halk müsait, cahil bilgisiz. Ve tamtam ruhlu. Ne mi o sesleri? Ne olacak, gerçek zırvalık. Mesela, neymiş efendim Mehdi hakkında Buhari’de hadis yokmuş. Bakın şimdi şu adamın mantıksızlığına; sanki açıkça Tirmizi’deki ve diğer tüm tartışmasız doğru ve sahih hadis dolu tüm Kütübi Sitte’deki haberleri inkar ediyor… Bilmeyerek olamaz… Çünkü insan, bu kadar ahmak zor olur… Şayet bilerekse, durumu zaten belli… Ama, yine ısrarla bilmeyerek inkar ediyorsa, ahmak hem de katıksız…
Hem kim demiş Buhari’de Mehdi hakkında hadis yok diye?.. Bakınız Peygamber Efendimiz (SAV.) ne buyuruyorlar: “Ümmetim kaybolmaya yaklaşınca, saymaksızın servetler saçan bir halife gelecektir”. Buhâri.
Eee… Bu hadis ve mana itibari ile birbirinin benzeri ve birbirini tamamlar mahiyette olduğu açık olan ve yine Hz. Mehdi diye isim vererek başlayan, Kütübi Sitte’deki yüzlerce hadis, sözümüzü zıddı imkansız bir şekilde doğruluyor.
Üstelik her alimin ve aklı başında her araştırmacının da bizim gibi düşündüğünü, yine İslami kaynaklar haber veriyor…
Ayrıca da bakınız yukarıdaki hadiste Allah Resulü (S.A.V.), ne kadar açık bir şekilde söylüyor ki, “Ümmetim kaybolmaya başlayınca” diye açıkça bu zamanda her açıdan yok edilmeye çalışılan müslümanın durumunu göstererek, bu zamana işaret ediyor. Çünkü, geçmişteki her zamanın ümmetinden daha çok bu zamanın ümmeti, her açıdan sömürülüp, yalanıp yutulduysa,-ki öyle- bir de şu var, şimdi kim diyebilir ki bu zamanın müslümanı, Allah Resulünün garip ismiyle namlanmadı, ve yine “Ne mutlu o gariblere” diye teselli edilmedi?.. Hiç kimse, öyleyse demek ki garip biziz, müjdelenen de biz…
Ve Hz. Mehdi de o hadiste bahsedilen halife.
Evet yine öyleyse bu su götürmez bir gerçek…

FEYZ: Bir de Hz. Mehdi’nin dünya hakimiyeti meselesi var. Efendim, bu nasıl mümkün olacak ve muhtevası nasıl bir hakimiyet söz konusu?… Açıklar mısınız?…
ŞENEL İLHAN: Hz. Mehdi’nin İslamı tüm dünyaya hakim etme meselesi, hiç şüphesiz muhtevası tartışılan bir hakimiyettir… Yani şu anda süper güç Amerika’nın tüm dünyaya hakimiyeti gibi bir hakimiyet mi, yoksa İslamın tüm dünyaya hükmü gibi bir hakimiyet mi olduğu tartışmalı bir konu…
Ama bana kalırsa Amerika’nın hakimiyeti gibi değil de, tüm dünya uluslarının İslama dönmesiyle mümkün olacak olan bir hakimiyettir. Çünkü, şayet böyle olmazsa, gelmesi ayetler ve sahih hadislerle sabit olan İsa (A.S.)’nın dünyaya inmesi abes olur ve Hz. Mehdi’den 7 yıl sonra inecek olan İsa’nın (A.S.) sadece Türkiye’ye, Türklere gelmesi demek olurdu ki, bu da muhalin de muhali olurdu…
Ve yine Mehdi’nin tüm batılı insanları müslüman edeceği sahih hadislerle anlatılır. Mesela, hadisi şerifte “İsa gelecek, haçı kıracak, domuzu öldürecek” buyuruluyor. Bu hadis açıkça İsa’nın (A.S.), Mehdiyle beraber tüm dünyayı İslam’a kazandırmak için geleceğini müjdeliyor…
Şimdi bazı, İslam’ı ve müslümanları küçük gören, kompleksli, zavallı beyinsizler, bunu mümkün göremeyebilirler. Ama şaşarım onların aklına ki, Stalin gibi, Mao Zedunk gibi ve Karl Marks gibi habis ruhlu koca kafirlerin dünyayı nasıl etkilediklerini biliyor, normal karşılıyor da geleceği ve tüm dünyaya, Allah’ın izni ile İslam’ı hakim edeceği ayet ve hadislerle bildirilen, İsa (AS.) ve Hz. Mehdi’nin dünya hakimiyeti reddediliyor…
Bu mantık müslüman mantığı olamaz. Bu mantık, batının tahakkümü altında zihni dağılmış, ölçü ve normları bozulmuş, her şeyi maddeyle ölçen ve maddi gücü güç, manevi gücü hayal sayan ehli şirkin iğrenç mantığıdır…
Bakınız komünist Rusya nasıl bir kaç yılda fıs etti. Amerika ise sırasını bekliyor… Eeee diğer Batılı miskinlere gelince; Rabbim neden İsa’sıyla, Mehdi’siyle başlarına bela olmasın?… Neden onca akıtılan yüz binlerce müslüman kanının ve tecavüze uğrayan genç kızların ahını almasın, ve neden bu haşa Allah’a (C.C.) ve İsa’ya (A.S.) ve Mehdiye zor gelsin?…
Şayet bu anlatılanlardan sonra şüphesi kalan varsa neden biz onlarla muhatap olup, kaale alalım? Çünkü bu garip zevatlar süfyanidir… Deccalidir…
Allah bizi sonsuz kudretinden şüpheye düşenlerden ve ehli küfre güç verip, Mehdi’ye dudak bükenlerden etmesin…

FEYZ: Teşekkür ederiz
ŞENEL İLHAN: Ben teşekkür ederim.

Önceki İçerikKalp Gözü
Sonraki İçerikAhir Zaman / Mustafa Hatipoğlu

Yorum Yap

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Oops...
Slider with alias slider 1 1 not found.

Sosyal Medya

22,246BeğenenlerBeğen
2,994TakipçilerTakip Et
18,700AboneAbone Ol

İlgili Makaleler