Slide Slide

Kalp Gözü

Müzeyyen Kandemir
1962 Tokat doğumluyum. 1980 yılında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesini kazandım. Ailemin tesiri ile İslami konulara sıcak bakan, pişmanlıklar içinde de olsa haram işlemekten de bir türlü kendini alıkoyamayan birisiydim. İlk defa aile ortamından uzak, hiç tanımadığım insanlarla beraber olma durumundaydım. Fikir, yaşayış ve dünyaya bakış açısından birbirine taban tabana zıt arkadaşlarla konuşup, tanışıyordum. Ancak Tıp Fakültesinde okuyan başörtülü bir ablamız vardı ki; O’nun hareketleri, insanlara merhameti, şefkati, meselelere yaklaşımı ve sohbetleri beni çok etkiliyordu. İşte bu ablamızın bir gece sohbetini dinlerken, Allah dostlarının kimler olduğunu, insanların gerek dünya, gerekse ahiret saadetleri için ne denli önemli görevler icra ettiklerini, benim gibi inandığı halde bir türlü inandıklarını yaşayamayan insanların, bu Allah dostu velilere ne denli ihtiyacı olduğunu çok teferruatlı bir şeklide öğrendim. İçime bir kıvılcım düşmüştü. Her gün yeni yeni sorular ve yeni yeni sorunlarla ablamızı ziyaret edip, saatler süren, insanı başka alemlere, başka iklimlere götüren sohbetlerle içimdeki ateşin hareketini hissetmeye başladım. Bir hafta sonu ablamızın “haydi gidiyoruz” direktifi ile aylardır özlediğim, görmek için can attığım, Allah dostluğu yanında Peygamber Efendimizin (S.A.V.) o pak soyundan gelme yani “Seyyid” olma özelliğini de üzerinde taşıyan “Güneydoğu’daki O Büyük Allah Dostu”na giden bayanlar kafilesinde yerimi aldım. Tarih Kasım 1982
 Biran önce görmek, bir an önce varmak telaşı ve heyecanı ile karışık, her dakikası asırlar gibi gelen uzun bir yolculuktan sonra o büyük “Gönüller Sultanı”nın köyüne ulaştık. Köyün yan tarafındaki arazi, ziyaret için gelen kafile arabaları ile doluydu. Aman Yarabbi!.. Ne kalabalık, ne kalabalık. Gözlerden uzak, bir küçük ücra köyde Türkiye’nin, hatta dünyanın dört bir yanından binlerce insan… Eeee.. “Rabbim isterse sular, büklüm büklüm burulur” ve bu binlerce insan manevi cazibenin tesiri ile buralarda toplanır… Arabadan inip, bayanlar için ayrılan bölüme geçtik. Karmakarışık duygu ve düşünceler seli içinde geçen saatler sonunda, öğle namazı için camiye giderken “Gönüller Sultanı”nı gördüm. Birden bire içimden bir şeylerin kayıp gittiğini, içimi tarifi imkansız huzur ve sevincin kapladığını hissettim. Sanki başka bir alemde başka birisiydim… Daha sonra Seyyide Annemizin vasıtası ile biat edip tövbe aldık. Yatsı namazı sonrası arkadaşların “çabuk, çabuk gel, şuraya bak” demeleriyle pencereye koştum. Gördüğüm manzara karşısında hayretler içindeydim. Caminin üzerinde gövdem kalınlığında camiyi kuşatır şekilde nurdan bir halka ve halkanın tam ortasında gökyüzünde dolunay. Herkes hayran hayran seyrederken ben olayın hikmetini soruyordum kendi kendime. Yaklaşık bir saat kadar devam eden ve herkesin gözleriyle müşahede ettiği bu harika görüntü daha doğrusu “keramet”, “Gönüller Sultanımın camiden çıkması ile aniden kayboluverdi. Genelde arkadaşların dikkatini nurdan halka çektiği halde, benim asıl dikkatimi çeken yaklaşık bir saat boyunca, dolunayın hiç hareket etmeden sanki gökyüzüne çakılmış gibi yerinde durmasıydı. O anda aklıma Peygamber efendimiz (S.A.V.)’in “şakk-ı kamer” yani bir parmak işareti ile ayın ikiye bölünüp, tekrar birleşmesi “mucizesi” geldi. Her şeyin sahibi, Kadiri mutlak olan Allah, Habibi (S.A.V.) için nasıl ayı ikiye bölüp, birleştirmişse; dostunu bu komalık hasta insanlığa tanıtmak içinde dolunayı saatlerce yerinde tutar, nurdan halkalar yapar.

Karmakarışık duygu ve düşünceler seli içinde geçen saatler sonunda, öğle namazı için camiye giderken “Gönüller Sultanı’nı gördüm. Birden bire içimden bir şeylerin kayıp gittiğini, içimi tarifi imkansız huzur ve sevincin kapladığım hissettim.
Evet, Allah dostu, veliler, “Peygamberlerin varisleridirler”. Bu varislikten bir cüz olarak onların kapısında, şahsında “kerametler” zuhur eder ve bu tabi oldukları peygamberin mucizesinden sayılır. Bu kerametler sonucu, aklın çözüm getiremediği, kavramakta aciz kaldığı mucizelere olan iman, ilm’el yakîn derecesinden ayn’el yakîn hatta hakk’el yakîn derecelerine ulaşır.

Rabbim cümlemize, her haliyle, hareketiyle ve kerametleriyle peygamberimizin varisliğini üzerinde taşıyan Allah dostlarının kapısında, hakkıyla teslim olup, hizmet ve gayret üzere amel edenlerden olmayı nasip eylesin

Yorum Yap

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Oops...
Slider with alias slider 1 1 not found.

Sosyal Medya

22,246BeğenenlerBeğen
2,883TakipçilerTakip Et
18,100AboneAbone Ol

İlgili Makaleler