Ayhan Dal Hoca Efendinin Efendimizin Yokluğuna Alışamamak Konulu Konuşmaları

Ayhan Dal Hoca Efendinin Efendimizin Yokluğuna Alışamamak Konulu Konuşmaları

Tarih: 2008-04-22

Akşam namazı ve ikram için verilenmolanın ardından başlayan Programın ikinci bölümünde; Değerli Hocamız Ayhan Dal'ın "Efendimizi Anlamak ve Yokluğuna Alışamamak" konulu yapmış olduğu duygusal konuşma tüm konuklarımız tarafından büyük bir heyecanla dinlendi. Efendimizi anlamak konusunda özeleştiriye yönelten ve O'na özlemlerimizi tazeleyen bu konuşmaya göz pınarlarında oluşan şebnemler hakimdi.

Sahabe hayatından örneklerin verildiği konuşma da Efendimizin vefatının ardından onu yokluğuna alışamayanların yaşadıklarına değinilmiştir.

Ayhan Dal sözlerinde; "Hz. Bilali Habeşi (ra) Peygamberimizin vefatından sonra ayrılık acısına tahammül edemeyerek, bir daha ezan okuyamamıştır.Resulullah'a olan muhabbetiyle her gün yanıp tutuşuyor, gözyaşı döküyordu. Sonra da Medine'de kalmaya tahammül edemediği için, zamanın halifesi olan Hz. Ebû Bekir'den izin alıp Şam'a gitmeye karar verdi. Böylece Şam'a gidip yerleşti. Hz. Ömer'in hilafetine kadar da orda kaldı

Bir gece rüyasında Resulullah Efendimizi gördü. Sevgili peygamberimiz kendisine sitem ettiler: "Bunca ayrılık yetmedi mi, ya Bilal! Hâla beni ziyaret etmeyecek misin?" Hz. Bilal'ın zavallı yüreği duracak hale geldi. Heyecan ve ter içinde uyandı. Hemen hazırlığa başladı. Şafak sökerken ince, uzun ve garip deveciyle; mübarek Medine yollarına düştü. Biricik efendisine yaklaştıkça havayı kokluyor, taşları toprakları okşuyor ve göz yaşı döküyordu. Issız çölleri yara yara Medine'ye ulaştı.

Ona rastlayanlar selam veriyorlardı. Sonra da yanındakilere diyorlardı ki: "İşte Bilal, Bilal-ı Habeşî! İşte Hazreti Peygamberin müezzini! Bu dünyaya onun gibi ezan okuyan gelmemiştir." Fakat o hiçbirini duymuyor, görmüyordu. Sanki çok kuvvetli bir mıknatıs onu kendisine çekiyordu. Peygamber Efendimizin mübarek kabrine doğru ilerledi. Yüce makama erişirken Kur'an-ı Kerim okudu, en sonunda sevgilisinin kabrinin yanına varınca bayılarak yıkıldı.

Ayıldığı zaman, başucunda sevgilisinin sevgili torunları Hasan ve Hüseyin hazretleri saçlarını okşuyordu. Sanki dünyalar onun oldu. Sarıldılar, kucaklaştılar, ağlaştılar. Hz. Bilal "Yavrularım! Ne kadar da dedeniz Hz. Resulullah gibi kokuyorsunuz." dedi.

Hz. Hasan sordu: "Dedemiz seni de çok severdi. Acaba O'nun hatırı için bir şey istesek yapar mısın?" Hz. Bilal çok şaşırdı; "Bu ne biçim söz? Bu köleniz ne emrederseniz yerine getirir." Hz. Hasan "Senden bir defa daha ezan dinlemek istiyoruz. Ricamız sadece buydu." dedi.

Ertesi sabah Bilal-i Habeşî, son ezanını Mescid-i Nebevî'de okuyordu... Yanık ve hasret dolu sesiyle: "Allahu Ekber! Allahu Ekber!" dediği zaman, bütün Medine halkı ayağa kalktı. "Eşhedü enlâ ilahe illallah! Eşhedü enne Muhammeden Resulullah!" deyince kadın-erkek, genç-ihtiyar, çoluk-çocuk, hatta yatağındaki hastalar bile sokaklara döküldüler, Mescid-i Nebevî'ye koştular. Fakat ezanın arkası gelmiyordu. Hz. Bilal Ezanı tamamlayamadı. Sorduklarında; Ben her ezan okuduğumda "Eşhedü enlâ ilahe illallah! Eşhedü enne Muhammeden Resulullah!" derken, Efenmizin (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)Mescidi Nebeviyegeçtiğini görürdüm. Yine O' geçecek diye baktım ama o geçmiyordu... diye açıklamış ve ezanının o yüzden tamamlayamadığından bahsetmiştir. Halk ise o kadar coşmuştu ki bir an Peygamber Efendimiz yaşıyor sandılar. Vefatında olduğu gibi gözyaşları sel oldu. O günden beri dünyada bir daha böyle bir ezan okunmadı. Bilal-i Habeşi hazretleri de bundan sonra ezan okuyamadı.Zaten bu olaydan sonrada çok yaşamadı vevefat eyledi. Rabb(Celle Celalühu)'im şefaatine layık eylesin!" şeklinde sözlerini tamamlamıştır.

Saygıdeğer Hocamıza, bizleri böyle bir atmosfere taşıdığı için teşekkür ediyor ve Efendimize verilmesi gereken ehemmiyetin sözden öteye geçerek, duygu olarakta desteklenmesi gerektiğini bizlere hatırlattığı için kendilerine minnettarlığımızı ifade ediyoruz.


Son Eklenen Yazılar

Korkusuzluk Nedir? / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

  Bir Müslüman Allah’tan (C.C.) başka hiçbir şeyden korkmamalı, cesur ve korkusuz olmalı… İşte bu şecaatli duruşu Allahu Teâlâ bütün Müslümanlardan istiyor…...

Sevgiye Dair / Doç. Dr. Hatice Toksöz

  Temelde “sevgi” konusu, kalbî ve ruhî bir meleke midir? Her güzel huyun bir eğitimi ve mücadelesi olabileceği gibi, “sevgi eğitimi” de var mıdır? Tüm bunlar ç...

Yardım ve Zafer Allah’tandır / Doç. Dr. Halil İbrahim Kutlay

  “Allahım! Bize -Müslümanlara- düşmanlık edenlere karşı sen bize yardım eyle.” (Tirmizi, Deavat 80, 5/528 Hadis No: 3502) Müminin mücadelesi,“Saadete Davet...