Kervan Yürür

Kervan Yürür

Tarih: 2008-02-11

Değerli Okurlarımıza,

26. sayımızda aynı coşku ve sevinçle yine beraberiz. Hazırlayacağımıza söz verdiğimiz "Feyz Özel Sayısı" ile karşınızdayız. Bu özel sayıyı okuyucularımızın bizi bilmesi ve tanıması amacıyla hazırladık. Amacımız, bizi çok değişik ve farklı addeden okuyucumuza, farkımızın "misyonumuzda" olduğunu anlatmak...

Evet... Feyz Dergisi olarak katmerli katmerli güçlükleri aşarak bugünlere geldik. Sizlerle yaşadığımız beraberlik, Allah'ın (Celle Celalühu) izniyle bizleri bu günlere taşıdı. İslam kardeşliğinin, manevi yardımlaşmanın en güzel örneklerini yaşadığımıza inanıyoruz. "Hepiniz toptan sımsıkı Allah'ın ipine sarılın" ayeti emrince bu duygularımızı karşılıklı olarak gün be gün geliştireceğiz. Siz okuyucularımızsa bizleri yeterince tanıdınız. Daha da tanıyacaksınız. Bizler Feyz Dergisi olarak yayın hayatımıza başladığımızdan bugüne kadar sadece ve sadece Allah (Celle Celalühu) rızası için sizlere ulaşmaya, her türlü problemlerinizle ilgilenmeye çalıştık. Ve sizden de bunu bekledik. Günü birlik sıkıntılar içinde bunalmış insanımıza, bir nebze soluk aldırabildiysek, ne mutlu bize...

Cihadımız, farkımızı göstermektedir. Bu nedenlerdir ki, "Bu dünyada bir mü'minin müşkülünü giderenin, Allah {C.C.) de ahiret'te müşkülünü giderir" anlayışı, hayat düsturumuz oldu. Nitekim Feyz'le, yazılı ve sözlü olarak, pek çok intihar sınırına gelmiş insana ve değişik ce pheleriyle problemli insanımıza yardımcı olabildiğimiz için mutluyuz. Onların duası, bir iki çatlak sesi çoktan bastırdı. Başka bir itici güçse, asla aramadık; Allah sevgisi ve Allah korkusu...

Evet, amacımız tabiri caizse tabu yıkmak. Bizler, bu sayımızda, bizatihi sağ, kanlı canlı, yaşayan üstün insan ve değerlerin de açıkça anlatılabileceğini açıkça gösterdik. Hem de "Ne riyakarmış bunlar" denmesinden korkmadan!..

Özellikle Seyyid Şenel İLHAN Bey'den çok bahsettik. Çünkü O, Feyz demekti, Feyz de O... Kesinlikle Seyyidimiz Şenel İlhan'ın Seyyidliği, tüm çevresinde ve köyünde biliniyordu. Biz de biliyorduk. Ama O, "Vakti gelmeden tüm Türkiye'ye ilan etmeyeceğim" dedi ve ancak "Feyz Özel Sayısı'nda" ilan etti. Bu bizler için de müjdeydi. Çünkü Seyyidliğin ilanının vaktinin gelmesi, aynı zamanda artık, daha aktif ve daha güçlü bir cihadın, vaktinin de gelmesi demekti. Bizler, bunu ayrıca, sizlere müjdelemek istedik. Ve artık madden ve manen yeterince güçlendik. Gücümüzün gereklerini ise her geçen gün bir bir göstereceğiz. Tabu yıkmak dedik...

En büyük eksiklerimizden biri, günümüzde, değerli insanların yeterince anlatılmaması ve "riya" perdesi altında güzelliklerinin gizlenmesi... Nedense bizim toplumumuzda, ölen bir ressamın tablosu, ölen bir şairin şiiri değer kazanır. Ne yazık ki, yaşarken kadri ve kıymeti bilinmez. Tarihte de bu, böyle olmuştur. Oysa İslam'da, aksini gösteren deliller pek çoktur. Nitekim, Resulullah (SAV); "Ben Abdullah'ın oğlu Muhammed'im, Allah'ın Resulüyüm, siz beni ister tasdik edin, isterse tekzip..." buyur muyor mu? Yine aynı şekilde Resulullah'in (S.AV); "Ya Rabbi, beni başkalarının gözünde büyült, kendi gözümde küçült ki sözüm dinlensin" demesinin, hikmeti nedir? Nitekim, İmam-ı Rabbani Hz.'leri "Muktubat'ın" pek çok yerinde kendinden bahsetmiyor mu? Hem de övünme amacı taşımaksızın... Demek ki insan, gerektiğinde, ihlasla kendini anlatabilmelidir.

Kıymetli okurlarımız, iftira belalarıyla bize yaklaşan insanlara, İmam-ı Rabbani Hz.'nin dediği gibi; "Bela, bu taifenin en iyi nimetlerinden dir" deyip, onların övmesine ya da yermesine aldırmadan Allah'a (Celle Celalühu) tevekkül etmek, İslam'ın kendisi olsa gerek...

Topluma malolmanın güzel örneklerini, sizlerden gelen teveccühle anladığımız gibi; müslü-man toplumun nabzını elinde tutan, ismi bizde mahfuz pek muhterem cemaat liderlerinden aldığımız dua ve övgüler de, bizim için en güzel işaretler oldu. Ayrıca bu hususta 26 Haziran'da dergimizi ziyaret ederek bizlere güç ve onur veren pek Muhterem Mehmet KIRKINCI Hocaefendi'ye de teşekkür etmeyi bir borç biliyoruz.

Övülmesi ya da yerilmesi, kendisine aynı gelen insanlardan olmamız dileğiyle...

Bu zamana kadar biz dinledik ve biraz da biz konuşalım istedik...

Allah'a (Celle Celalühu) emanet olunuz.


Son Eklenen Yazılar

Arapça Bilmek Kur’ân’ı Yorumlamak İçin Yeterli mi? / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Kur’ân’daki hüküm bildiren muhkem ayetleri, Rasulullah ile ehlullah aynı şekilde anlayamaz, arada mutlaka derin farklar olacaktır. Ehlullahın anlaması ile de normal...

İslam’da Eğitimin Amacı Allah’ın Razı Olduğu İnsanlar Yetiştirmektir / Prof. Dr. Şakir Gözütok

Amaç açısından din ve eğitim ilişkisini değerlendirir misiniz? Normal şartlarda eğitim bilimi, eğitimin amaçlarını belirlemez, ahlâk ilmi belirler. Çünkü ortaya...

Ekonomi-Politik Açıdan Zekat / Melih Turan

Kavram ve ıstılah olarak zekât nedir? Günümüzde fakirlikle mücadele, ekonomik imkânların yaygınlaştırılması, insanca yaşamak konuları üzerinde çokça duruluyor. Zekâ...