Profesör Sabahattin Zaim Bey Gerçekten Övgüye Layık Bir Zattı

Profesör Sabahattin Zaim Bey Gerçekten Övgüye Layık Bir Zattı

Tarih: 2008-01-19

İnsanları övme konusunda cömert değilimdir. Merhum Profesör Sabahattin Zaim bey gerçekten övgüye layık bir zattı. Güler yüzlüydü, hep tebessüm ederdi. Nezih, afif, temiz bir aydındı. Samimî ve muhlis bir Müslümandı. Muvahhid idi, mü'min idi, musalli idi, müstakıym idi. Ehl-i Sünnet inancına bağlıydı. Yüce İslâm dinine sadece hizmet etmiştir. Onun din ve mukaddesat istismarı ve bezirganlığı yaptığı görülmemiştir. Mütevazı idi, dünya alâyişinden uzak dururdu. Ömrünün sayılı nefeslerini tamamladı ve 81 yaşında olduğu halde büyük yolculuğa çıktı.

Allah rahmet eylesin, mekânı Cennet olsun.

Yeri doldurulur mu? İktisatçı olarak doldurulsa bile insan olarak, Müslüman olarak doldurulması çok zor...

Cumhurbaşkanının ve Başbakanın, cenazesine gelmeleri bir kadirşinaslık olmuştur.

Camide yer bulamadım, avluya serilen kağıtlar üzerinde namaz kıldım, Fatih Camii rüzgarlıdır, epey üşüdüm.

Merhum üstad Sabahattin Zaim'in cenaze namazını muhterem Emin Saraç Hoca kıldırdı. Ben kalabalık dolayısıyla orada iken göremedim. Cumhurbaşkanı ile Başbakan tabutu omuzlamışlar, bir müddet taşımışlar. Bu taşıma kime şeref kazandırdı? Merhuma mı? Hayır, taşıyanlara...

Bir toplum için en büyük felaket, faziletli büyüklerin yerlerinin doldurulamamasıdır. Yabancı ülkelerde çok bilgili, uzmanlık bakımından çok güçlü, birkaç dil bilen elemanlar yetiştirebiliriz ama bunların bilgileri ve uzmanlıkları kadar ahlâkları, karakterleri, faziletleri de yüksek olmalıdır...

Biz Müslümanlar üç şeye muhtacız:

- Bilgi ve kültür üstünlüğü.
- Ahlâk ve karakter üstünlüğü.
- Güzellik, estetik, sanat üstünlüğü.

Hafızasını yitirmiş bir toplumuz. Genç nesiller Sabahattin Zaim ve benzerlerini tanımıyor. Sebilürreşad mecmuası sahibi Eşref Edib'i bilen kaç genç çıkar?

Bir ülkenin, bir devletin, bir halkın üç zamanı vardır: Geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman... Sadece şimdiki zamanla ayakta kalmak mümkün olmaz. Binlerce büyüğümüzün hatıralarını yaşatmamız bizim için bir vefa ve sadakat borcudur.


Son Eklenen Yazılar

Korkusuzluk Nedir? / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

  Bir Müslüman Allah’tan (C.C.) başka hiçbir şeyden korkmamalı, cesur ve korkusuz olmalı… İşte bu şecaatli duruşu Allahu Teâlâ bütün Müslümanlardan istiyor…...

Sevgiye Dair / Doç. Dr. Hatice Toksöz

  Temelde “sevgi” konusu, kalbî ve ruhî bir meleke midir? Her güzel huyun bir eğitimi ve mücadelesi olabileceği gibi, “sevgi eğitimi” de var mıdır? Tüm bunlar ç...

Yardım ve Zafer Allah’tandır / Doç. Dr. Halil İbrahim Kutlay

  “Allahım! Bize -Müslümanlara- düşmanlık edenlere karşı sen bize yardım eyle.” (Tirmizi, Deavat 80, 5/528 Hadis No: 3502) Müminin mücadelesi,“Saadete Davet...