Fikir Çilesi-II

Fikir Çilesi-II

Tarih: 2007-10-31

Birinci bölümde de anlatmaya çalıştığımız bu çileler Şenel İlhan'ın , kelam ilminde, derinlemesine bilgi, anlayış ve idrak sahibi olmasına ve bu ilimlerin bir daha unutulmayacak şekilde hafıza ve kalbine nakşolmasına vesile olmuştur. Veya bu gibi akli ve irfani konuların halledilmesinde kullanılmak üzere, özel bir idrak melekesine sahip olmasına zemin hazırlamıştır... Yine bu çileler, O'nu son derece olgunlaştırmış, O'nun ispatçı yapısını daha da geliştirmiş, salt akılla ve kalbini devreye sokmadan tahkiki imana ulaşmasına vesile olmuştur ki; sadece kuru akıl, mantık ve objektif ilmin verilerinden hareketle, imanı; Allah'ı arayanlara rehber olsun, bir kapı açılsın diye. Veya şöyle; ilk önce ruhuyla, kalbiyle yürümüş, bulmuş... Sonra da o yerlere salt akılla çıkmış, yine bulmuş...

O başlı başına çile yıllarını Seyyidimiz şöyle anlatır; "Kalbimde iman dağlar gibi. Bir taraftan bütün vücudum, bir taraftan etrafımda bütün kainat, "Allah Allah" diye zikrederken ve ben her an bütün bunları kalp kulağıyla işitirken, bir taraftan da salt akıl ve mantıkla Allah'ın varlığını, birliğini bütün isim ve sıfatlarını ve sonsuzluğunu, Kur'an'ın Allah (c.c) kelamı olduğunu, Peygamberin hak olup, O'na Kur'an'ın indiğini, vahyin gelişini, şeytanların, cinlerin müdahale edip edemeyeceğini, Ehl-i Sünnet ve'l Cemaat itikadını, mezhebleri bütün dinleri ve onlardaki mezhebleri ve hatta en ilkel dinleri ki, fanatik olmamak için hinduizmi, budizmi, taoizmi, Hristiyanlığı, Yahudiliği, uzaylılarla ilgili bütün ekolleri, reenkarnasyonu, ruhu, melekleri, cinleri, cennet ve cehennemi, şeytanı, onun mahiyeti ve yaratılış gayesini ve dünyadaki bütün mevcut küfür ekollerini, onların olabilme ihtimallerini ve 2000' li yıllarda hatta daha ileriki yıllarda olması muhtemel küfür vesveselerini, kıyamete kadar olabilecek bütün vesvese şekillerini o korkunç aklımla hem ürettim hem çürüttüm, hem ürettim hem çürüttüm...Aman Ya Rabbi, aklımda binlerce soru ve binlerce cevap, öyle bir savaş ki ben nasıl anlatayım. Nefes almakta zorlandığım, boğulur gibi olduğum zamanlarda, etrafımda inleyen "Allah" sesleri ve tenimin her zerresinde hissettiğim "Allah" zikirleri imdadıma yetişiyor ve mübarek Şeyhimden gelen aşırı derecedeki feyz denizinde biraz rahatlıyor, ferahlıyor, sonra tekrar savaşa başlıyordum. Bir yangın ki vücudum, bütün zerrelerim tavada, kızgın yağda kavruluyordu sanki. Bilgi hazinem bu sorular yüzünden hınca hınç bilgi dolu, okumadığım kitap, araştırmadığım hiçbir felsefi görüş, din ve mezhep kalmamış ve elhamdülillah aklım bu savaşta galip... İslamı, Kur"an"ı, Peygamberi ve komple bu dinin hak oluşunu, akla gelecek ve gelmeyecek her türlü soruyla ilk önce eleştirmiş, sonra da cevaplarını verip, isbat edip kapatmışım."

Şenel İlhan Beyefendibu fikri-ilmi savaşlar sırasında birbirinden güzel pek çok manevi haller yaşıyor; bazılarını Şeyhine anlatmak sadedinde üstlendiğimiz görev anında bir kısmını öğrenebildiğimiz, bir kısmını ise hiç bilemediğimiz haller.. Her şeye rağmen, bu hayatın, bizzat şahit olduğumuz gerçeklerini etrafında bulunan ve Feyz Araştırma Grubunun içinde olan arkadaşlarımızdan öğrenerek yazdık... Bugünün insanına anlaşılmaz ve ulaşılmaz gibi gelebilecek bazı ifadeler, belki nadir insanlara ve gelecek nesillere çok şey ifade edebilir, kimbilir...

Yine o günlerde iken bir halini şöyle anlatmıştı: "İlk önce -haşa- bir ateist gibi düşünüp, nefsimi, aklımla Allah'a iman ettirdim, sonra bir deist kabul edip İslam'a iman ettirdim, sonra İslam"ın 73 fırkasını inceleyip nefsimi Ehl-i Sünnete iman ettirdim. Ehl-i Sünnet içinde tasavvuf ehli olmayı da gerekli bulduğumu, nefsime ispat ettim. Böylece çok tanrılı ve tek tanrılı bütün dinleri, kesinlikle ön yargılarımı, bütün dini ve mezhebi taassubu bir kenara bırakarak, tamamen yeni müslüman olmaya aday bir inançsızın, hem de çok akıllı ve kendine fanatik olmayı yakıştıramayan bir inançsızın kafa yapısını kendi kafama koyarak inceledim. Hatta birşey var ki, bir ateist gibi düşündüm kendimi (haşa), ama ben bir müslümanım, tarafsız olamam belki, düşüncelerimde İslam lehine karar veririm diye kendimi o kişinin yerine koyarak İslam'ı inceledim ki, tarafsız düşüncem bozulmasın...

Aynı şekilde Yahudiliği ve mezheplerini, Hristiyanlığı ve mezheplerini, bütün semavi dinleri, sonra budizmi, taoismi, hinduizmi, hatta en ilkel "tam tam" kabilelerinin dinlerini inceledim. Olmadı, bütün felsefi görüşleri araştırdım. Sonra, geçmişteki felsefi görüş ve dinleri bir kenara bırakıp, günümüzle ilgili görüş, ekol ve teorileri olabilir mi acaba diye didik didik ettim. Hatta o da olmadı, bu sefer kendim ekoller üretmeye, en mantıklı görüşler icad etmeye çalıştım. Fakat hiçbirisinin İslamiyet karşısında, kesinlikle bir alternatif olamayacaklarını defalarca ispat ettim ki, o en korkunç aklımla..."

Bu çilenin akabinde Seyyidimiz bizlere şu çok önemli uyarıyı yapmıştı:"Bütün bu çilelerin neticesinde şunu anladım ki, bir insanın benim yaptığım gibi bütün bu şeyleri ispat etmesine gerek yok. Peki siz niye yaptınız derseniz, bunun gereksizliğini birisinin ispat etmesi gerekirdi ki, insanlar bunu bilebilsin bununla uğraşmasınlar. Nitekim bu anlamda Fahrettin Razi bütün ömrünü böyle şeylerle harcadıktan sonra son nefesini verirken "Bu gün avam bir insanın imanıyla ölüyorum" demek zorunda kalmış ve yaptığı işin gereksizliğini çok manidar bir şekilde ifade etmiştir."

Hatta başka bir zamanda yine bu konu üzerine şöyle demişti: "Bunca ispat olayından sonra aslında İslami hakikatleri ispat etmenin lüzümsuzluğunu ispat ettim ve hatta "İslami hakikatleri ispat etmenin lüzumsuzluğunu ispat!.."adında birkitap yazmayı bile düşünüyorum..."

Yine bu meyanda; "Aslında iman etmek çok kolaydır, öyle çok fazla akıllı olmak da gerekmez" demişlerdir...


Son Eklenen Yazılar

Allah’a Dost Olmak Davasında Sebat Etmek / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Tevekkülün Neticesi Teslimiyettir Tevekkül etmek tüm işlerinde Allah’ı vekil kılmak ona teslim olmaktır. Allah’a (C.C.) teslimsen tevekkülün de var demektir. Al...

Din ve Dindarlığın Benlik Saygısına Etkisi / Doç. Dr. Nurten Kımter

Benlik saygısını etkileyen unsurlar nelerdir? Benlik kavramı birtakım yaşantılar sonucunda oluşur. Benliğimiz doğduğumuz andan itibaren, başımızdan geçen sayısı...

Muhabbetin Kıblesi / Doç. Dr. Adem Ergül

Rabbani terbiyenin en önemli şuur dinamiklerinden biri hiç şüphesiz muhabbet sermayesinin doğru bir şekilde kullanılmasıdır. Kişinin gönlü nereye akarsa oradan gıda...