Hiç Edince Kendini Hep Olursun/ Zeynep Öymez

Tarih: 2007-09-28

Bir hiç olmak ister bazen insan… Hiçlik deryasında kaybolup gitmek… İşte o an her şeyin zıddıyla mamul olduğu bu yalan dünyada, iki yol çıkar karşısına: Ya hiçbir değeri olmayana çok değer verir ki çoğu zaman insan, bu yolu seçer. Böylece dünyevi istekler, sevdalar, hırslarla kör eder gözleri ve bir hiç olduğunu bilerek kahrolur. İsyan eder hiçliğine… Başarısızlık duygusu, işe yaramaz biri olduğunu hissetmek umutsuzluk doğurur, mutsuz eder. İşte o zaman bir 'hiç' olduğunu bilmek uçurumun kenarına götürebilir insanı. Ateizmin kucağında erir gider.

HİÇ OLMAK DEĞERSİZ OLMAK MIDIR ?

Ya da 'hiç'liğini bilerek her şey olduğunu bilmek sırrına maruf olur. Hiçliğini bilen kendini bilir, kendini bilen Rabbini bilir; böylece kurtuluş yolunu bulur. Bu yolu bulanı, artık ne hiç kimse ne de hiçbir şey üzemez, küçük üzüntüler için kendini mahfu perişan etmez. Tek bir şey içindeki hiçbir şey aslında her şey demekse ve idrak edebilirse insan aslında çok şeydir.

Hiç olmak, değersiz olmak değildir aslında. Herşey maddeyle ölçülmüyorsa tabi… Her şeyden önce hiç olabilmek benliği aradan kaldırarak Yaradan'ı ortaya çıkarmaktır. Bu yolda nefsi, benliği, egoyu çıkarıp atmak gerekir kirli bir gömlek gibi

Saflığa ancak tertemiz ulaşılabilir çünkü
Mevlana ne güzel de özetlemiş bu hali
"Hiç edince kendini, hep olursun"
Ancak hiç olabilirse insan bütünleşebilir Birle insan ancak 'Birde yok olarak' kavrayabilir kendini, Allah'ta yok olarak bulur benliğini.

DÜNYA HAYATI ALDATICI BİR GEÇİNMEDİR

Bir hiçken, nasılda yoktan var edildi insan? Gerçekten idrak edebilse "İnsan, bizim kendisini kerih bir nutfeden yarattığımızı görmez mi ki, şimdi o apaçık hasım kesilmektedir." (Yâsin: 77) ayeti kerimini. O zaman büyüklük taslamasının boşa olduğunu anlayıp 'hiç olmak' istemez mi hiç. "Bilin ki, dünya hayatı oyun, oyalanma, süslenme, aranızda övünme ve daha çok mal ve çocuk sahibi olmaktan ibarettir. Bu, yağmurun bitirdiği, ekincilerin de hoşuna giden, bir bitkiye benzer, sonra kurur, sapsarı olduğu görülür, sonra çer çöp olur. Ahirette çetin azab da vardır. Allah'ın hoşnutluğu ve bağışlaması da vardır. Dünya ha-yatı ise, sadece aldatıcı bir geçinmedir" (Hadîd suresi,20). Gerçeğine vakıf olabilse, dünya malını biriktirmek için gösterdiği çabayı sorgulamaz mı hiç. Dünya hayatının aldatıcı zevkine dalıp gidip (A'li İmran,185) Allah'ı unuttuğunu, Allah'ın da onu unuttuğunun (Tevbe, 67) ne anlama geldiğini bilebilse bu oyuna bir son vermez mi? Koca Yunus ne güzel de söylemiş; 'Nazar ettim şu dünyaya. Kurulmuş tuzağa benzer' Öyleyse bile bile tuzağa düşmek niye… 'Mal da yalan mülk de yalan' sözünü dilimize pelesenk edip dünya makamı için hiçliğinden vazgeç-mek niye…İşte tam da bu nokta da dillerden dillere dolaşan bir hikaye ile satırlarıma son vermek istiyorum. Hiçliğin sırrına eren bu adamın hikayesi, hepimize ibret vesilesi olur inşallah.

NE OLURSAN OL SONUNDA HİÇ OLACAKSIN

Devrin valisi emrindeki yöneticiler ile atının üstünde şatafat içinde girer şehre...

Yol kenarlarında insanlar iki büklüm el pençe divan selamlarlar valiyi... Bütün bu şatafatlı itaat gösterileri arasında valinin gözleri, bir sokağın köşesinde yere çökmüş olan ve etrafındaki hiçbirşey ile ilgilenmeyen bir adama takılır... Perişan kılıklı, saçı sakalına karışmış bu adamın olduğu yere sürer atını vali... Atının üstünden inmeden, vakur ve sert bir ses tonu ile bağırır adama, - "Be hey adam, herkes benim şehre gelişimi el pençe karşılarken sen kimsin ki yerinden bile kıpırdamıyorsun?" Perişan kılıklı adam istifini hiç bozmadan, sakallarının ve uzun saçlarının arasından belli belirsiz gözüken gözlerini valiye çevirerek - "Ben hiçim" der... Vali daha da hiddetlenir, - "Ne demek hiç, senin bir adın, sanın ünvanın yok mu bre adam" der... - "Senin var mı? " der bu kez adam... Vali iyice şaşırır ama cevaplar,

-"Gafil adam, nasıl tanımazsın, ben vali-yim" der. Adam aynı ses tonu ile sorar yine...
- "Peki daha sonra ne olacaksın?"
- "Sadrazam olacağım." der vali...
- "Peki daha sonra?"
- "Padişah olacağım..."
- "Peki ya daha sonra?"
Kısa bir an duraksar vali ve; - "Hiç" der...

Sadece gülümser perişan kılıklı adam...

zeynepoymez@gmail.com


Son Eklenen Yazılar

Allah’a Kul Olmak İçin mi, Nefsimizi Ululamak İçin mi İbadet Yapıyoruz?

Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden İslamiyet’in hangi amaçla geldiğini düşünmeyen, oradaki yüksek gayeyi hedeflemeyen kişi, ibadetleri kendini ululamak için ...

Modern İnsan Kendini Bulamıyor / Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç

Her insanın kendi gerçeğine, ontolojik hikâyesine, maddi-manevi serüvenine, kader bağlamında iradi olan ile kaçınılmaz bağına baktığımızda, bununla ilgili bir hakik...

Benliğin Cilveleri: Kendini Sabotaj ve Kendini Aldatma / Prof. Dr. Ahmet Akın

Kendine sabotaj yapmak ne demektir, insan neden kendine sabotaj yapar? Kendini sabotaj demek kendini yıkma, kendini engelleme, bir bakıma kendini bitirme demekt...