Ramazan Muhasebesi

Tarih: 2007-05-01

On bir ayın sultanı olan Ramazan ayının gölgesi üzerimize düştü. Her şeyin iyiden iyiye birbirine karıştığı, en basit meselelerin bile büyüyüp içinden çıkılmaz bir hale dönüştüğü, şu ahir zamanda, Allah'ın (Celle Celalühü) yardımına her zaman olduğundan daha fazla ihtiyaç içinde olduğumuz çok açıktır.

Ramazanda gönüller açılır ve rahmet yağmurları ile O ilahi lutufla coşar. Burada dikkat etmemiz gereken bazı noktalar vardır. Ramazan içinde barındırdığı bütün bu güzelliklere rağmen insanların kendilerini psikolojik olarak kendini tatmin etmesi istenmeyen bir durumdur. Günah yığınlarında yüzen insanlık bu ayı bir tövbe vesilesi yapıp, bir önceki halini bırakmak niyeti hakim duygu olmalıdır. Şuna inanınki ne o kötü hayat insanı bırakmak ister nede süflüleşmiş ruh isyan ve günah çukurunu bırakmak ister.
Allah-ü Teala her gün binlerce meleğini yeryüzüne gönderiyor, tövbe kapısına kullarına davet için. Gelmeyenlere merhametinden özel gün ve gecelerde müsaade ediyor. Yoksa mahşerdeki çığlıkların bir kıymeti yok. Sadece insanların çaresizlik çırpınışları.

Ramazan ayı her zaman farklı gelir. Gelirken çok şeyler getirir, giderken de çok şeyler bırakır gider. Çocuklarımıza, gençlerimize maneviyat tohumları genelde Ramazan ayında ekilir. Ramazan ayı içerisinde bir günün hemen 24 saatini insan; ister istemez Allah, kitap, ibadet, sünnet sözlerini duyarak, fiillerini görerek geçirir. Geceleri sahurla başlayan bir günün ibadeti genelde sabah namazlarına kadar camilerde mukabele ile devam eder. Sabah namazları kılınır ve devamlı bir ibadet hali akşama kadar, ister istemez insanda kendini hissettirir. İftarlarda bir bayram havası yaşanır. Müstehcen yayınlarından seyredemediğimiz televizyon, yarım saat olsun ağzını temizler de halkımızın çoğunun isteklerine tercüman olup Müslümanlaşır. Kulaklarımız, gözümüz ve ruhumuz biraz olsun manevi havayı teneffüsle inşirah bulur. Arkasından teravih namazına koşulur. 12 ayda bir ay geleneksel bir İslam havası ve görüntüsü bütün yurdu tesir altına alır. Ramazandan sonra devamını dilediğimiz bu hal bayramla beraber biter bir dahaki Ramazana kadar, her kez yine bıraktığı yerden eski yaşantısına, kötülüklerine avdet eder.

Şüphesiz İslam'ın diğer tüm emirleri gibi oruç da çok yönlü bir ibadettir. Üzerine dikkatlerimizi yoğunlaştırdığımız zaman orucun zengin bir içerik ve geniş bir anlam dünyasına sahip olduğunu görürüz. Bu meyanda sayısız sosyal ve iktisadi faydasından da söz edebiliriz. Ama şurası es geçilmemeli ki biz Müslümanlar, tüm emirlere önce emir olduğu için uyarız. Ondan sonra kapasitemiz oranında o emirlerde hikmet arayışına gireriz. Çünkü dinin temelinde teslimiyet vardır. Şüpheden hareket ederek yola çıkmak ise felsefi görüşlerin karakteridir. Hem öyle ibadetler var ki bu günkü şartlarda hikmetlerine vakıf olamamışız. Eğer hikmet merkezli, faydacı bir yöntemle ibadetlere yönelirsek, bu tür ibadetler anlamsızlaşmaz mı? Doğru olan, her şeyden önce "Allah ve Resulu diyorsa doğrudur" demektir.

Oruçta teravih namazı ve fitir zekatı var. Bunlar da biri önemli bir sünnet olarak, biri de vacip (farz) olarak orucun parçalarından ve mütemmim cüzlerinden. Son on gününde itikaf var, bayram namazı var, mukabeleler var. Ve tüm bunlar Oruçtan ayrı düşünülemeyen, onun anlamını derinleştiren çağrışımlar, Ramazan var diye var olan, Ramazan haricinde söz konusu bile olmayan ibadetler. Ayrıca bu ayda indirildiği için Kur'an ayı olarak da isimlendirilir Ramazan. Öyleyse Ramazan, kendi başına büyük bir kıymet ve anlama sahip olduğu gibi, çağrıştırdıkları sebebiyle de zengin ve geniş kapsamlı bir zaman dilimi.

İmam-ı Gazali'ye göre oruç üç derecedir. Bunlar avamın, havasın, havassül havasın orucudur.

Avamın orucu, yemek, içmek ve cinsi münasebetten sakınmaktır. Bu şartları yerine getiren farziyeti yerine getirmiş ve belli bir sevap almıştır.

Havasın orucu, yukarıdaki esaslara riayet ile beraber gözünü, kulağını, dilini, elini, ayağını ve diğer azalarını günahtan korumaktır. Bu orucun kalbe tesiri büyüktür. Zaten bütün ibadetlerde bir sevap yönü, bir de feyz yani kalbe tesir yönü vardır.

Üçüncü derecedeki havassül havasın orucu ise; avamın ve havasın orucundaki hususlara riayet ile beraber, kalbi Allah'tan başka her şeyden boşaltmaktır ki; işte asıl olan feyzin gürül gürül geldiği bu oruçtur.

"Resulullah Efendimiz, şaban ayının son günü hutbede buyurdu ki; "Ey Müslümanlar! Üzerimize öyle büyük bir ay gölge vermekte ki, bu aydaki bir gece (Kadir Gecesi) bin aydan daha hayırlıdır. Allah-ü Teala, bu ayda, her gün oruç tutulmasını emretti. Bu ayda, geceleri teravih namazı kılmak da sünnetir. Bu ayda Allah için ufak bir iyilik yapmak, başka aylarda farz yapmak gibidir. Bu ayda, bir farz yapmak, başka ayda yetmiş farz yapmak gibidir. Bu ay, sabır ayıdır. Sabır edenin gideceği yer Cennettir. Bu ay iyi geçinmek ayıdır. Bu ayda müminlerin rızkı artar. Bir kimse, bu ayda bir oruçluya iftar verirse, günahları af olur. Hak Teala onu Cehennem ateşinden azad eder. O oruçlunun sevabı kadar ona sevap verilir...

Ashab-ı Kiram, dediler ki; Ya Resulullah! Her birimiz bir oruçluyu iftar ettirecek, onu doyuracak kadar zengin değiliz. O zaman Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki; Bir hurma ile iftar verene de, yalnız su ile oruç açana da, biraz süt ikram edene de, bu sevap verilecektir. Bu ay öyle bir aydır ki, ilk günleri rahmet, ortası afv ve mağfiret ve sonu cehennemden azad olmaktır. Bu ayda işçinin, memurun, askerin ve talebenin vazifesini hafifleten patronları, amirleri, kumandanları ve müdürleri Allah-ü Teala af edip, Cehennem ateşinden kurtarır. Bu ayda dört şeyi çok yapınız. Bunun ikisini Allah'ü Teala çok sever. Bunlar, Kelime-i şehadet söylemek ve istiğfar etmektir. İkisini de zaten her zaman yapmamız lazımdır. Bunlar da Allah'ü Teladan Cenneti istemek ve Cehennem ateşinden Ona sığınmaktır. Bu ayda, bir oruçluya su veren bir kimse, kıyamet günü susuz kalmayacaktır.

Peygamberimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) de Ramazan ayı ile ilgili çok önemli şu müjdeleri vermiştir: "Ümmetime Ramazan ayında beş şey verilmiştir ki, bunlar benden önceki hiçbir peygambere verilmemiştir.

1. Ramazan ayının ilk gecesi olunca, Allah Teala ümmetime rahmet nazarıyla bakar. Allah Teala kime rahmet bakışıyla bakarsa, ona ebedi olarak azab etmez.
2. Akşamladıklarında ağızlarının kokusu, misk kokusundan daha güzeldir.
3. Melekler her gün ve gece onlara istiğfar ederler, Allah'tan bağışlanma dilerler.
4. Allah Teala Cennetine emredip; 'Kullarım için hazırlanıp süslen. Onların dünya meşakkatinden kurtulup, benim yurduma ve ihsanıma istirahat için gelmeleri yaklaştı." buyurur.
5. Gecenin sonu olunca Allah hepsini bağışlar, orada bulunanlardan biri; 'O gece Kadir gecesi midir?' deyince: "Hayır çalışanları görmüyor musun? Onlar çalışıp işlerini bitirince kendilerine ücretleri tam olarak ödenir." buyurdu. (Beyhaki'den)

YORUM YAZ




Son Eklenen Yazılar

İslam’da Dostluğun Önemi / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Efendimiz (s.a.v.) “Başka bir gölgenin bulunmadığı Kıyamet gününde Allah Teâlâ, yedi insanı, arşın gölgesinde barındıracaktır.” buyurmaktadır. Bunlardan birisi de: ...

Mezheplerin Doğuşu Ve Gerekliliğine Dair Bazı Değerlendirmeler / Doç. Dr. Ahmet İnanır

“Mezhep” kelimesi sözlükte “gitmek” anlamındaki zehâb mastarından türeyen ve “gidecek yer ve yol” manasına gelen bir mekân ismidir. Terim olarak “dinin aslî (inanç ...

İslam’ı Doğru Anlamak İçin Kur’an Tek Başına Yeterli Mi?/ Dr. Öğr. Üyesi Süleyman Pak

Kur’ân’ı Kerim tek başına İslam’ı anlamamız ve yaşamamız için yeterli midir? İslam Hz. Âdem’den Resulullah Efendimize (s.a.v.) kadar gelen bütün elçilerin tebli...