Halkın Kulları

Halkın Kulları

Tarih: 2007-04-27

Şenel İLHAN

Riyakar insanlar aslında kendilerini ve halkı amaç edinen hasta insanlardır. Onlar Allah'a değil Allah kavramına inanır ve bu imanlarıyla da şeyh olur, alim olur, mücahid olur, abid olurlar ve tüm fiilleri, ibadet, muamelat vs. her kıpırdanışları kendini satma veya tatmin olma diyebileceğimiz, eziklik duygularını kamufle etme çırpınışlarıdır. Böyle olunca da amaçları, halkın onları takdir etmeleri ve insanların kendilerinin kabulü ve rızasıdır. Bu da açıkca hadis-i şeriflerde belirtildiği gibi gizli şirktir. Şimdi; aslında, avam havas tüm müslümanların çok iyi bildiği riyayı bir de biz anlatmak istemiyoruz.

Ayrıca amacımız; bizim yani FEYZ elemanlarının da yukarıda anlatmaya çalıştı-ğımız türden insanlar olmadığımızı ima etmek olmadığı gibi, ihlaslı adamlarız havası estirmek de değil. Amacımız şu; bizim güzelim dinimizi istismar ederek, basit, küçük dünyevi amaçlarını elde etmek için İslam'ı kullanan ve bu gayeyle de ortaya çıkan şarlatanlardan olmadığımızı okuyucumuza göstermek ve bir iki tatmin olacağım, üç beş münafığın gözüne gireceğim ve onlar tarafından adamdan sayılacağım diye bize harp açan zavallılardan ve onların komik saldırılarının bizi yıldırmayacağını bizi gerçekten seven okuyucularımıza göstermektir.

Yalnız bu kadar da değil; bir amacımız da onbinlerce FEYZ okurunun ve çok büyük kesiminin de oldukça yüksek kültür düzeyine sahip insanlar olduğu ve ayrıca mektuplarından da samimi ve ihlaslı müslümanlar olduklarını, hiç tanımadıkları, sadece dergiyle tanıdıkları FEYZ elemanlarına çok sıcak yaklaştıklarından anlıyoruz. Ve şunu demek istiyoruz: Rabbım bize yardım ediyor, evliya ve salih kişiler yanımızda.

Bu yüzden hasetçilerimiz bunu böylece bilsin ve böylece çok değerli saygıdeğer FEYZ okurları da sevinsin, mutlu olsunlar. Çünkü size söz veriyoruz; kesinlikle davadan vazgeçmeyeceğiz. Değil yılmak, İslam'ın her eve, her gönüle gireceği güne kadar coşkuyla ve erkek gibi cihadımıza devam edeceğiz. Çünkü biz, "De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, yakınlarınız, kazandığınız mallar, durgunlanmasından korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden meskenler size Allah'tan, Resulü'nden ve O'nun yolunda cihattan daha sevgili ise o zaman Allah'ın azabı gelinceye kadar bekleyiniz. Allah, kendisine itaattan çıkmış fasıklar topluluğuna yol göstermez..." (Tevbe-24) ayetini biliyor, inanıyor ve korkudan, Allah korkusundan titriyoruz. Nasıl olur? Hayret!...

Nasıl inanırlar bu bir iki ehl-i bid'at ve futbol takımı taassubu içinde zavallı cemaatçı ve ikibuçuk çatlak hilkat garibesi görünüşlü kendini derviş sanan ruh hastaları bize mani olacaklarına ve yukarıdaki ayetin değil de kendilerinin bizi korkutacaklarına nasıl emin olabiliyorlar anlamıyorum. Ve şunu demeden de geçemeyeceğim; biz, açıkca ihlaslıyız diyecek kadar riyakar da olabilir veya riyakar denilmesine aldırmayacak kadar da ihlaslı. Buna siz sevgideğer okuyucularımız karar verecekler. Ve biz diyoruz ki, davamızda samimiyiz, ihlaslıyız. Amacımız, "ilahi ente maksudi ve rizaike matlubi" derken kendimizi yalancı hissetmemek. Elhamdülillah hissetmiyoruz da.

Ve şundan eminiz, yazımızı okurken bir çoğunun öfkesinden kıpkırmızı olduklarını da, bize söğüp saydıklarını da biliyoruz. Ve bu vesile ile devamlı abonemiz olan telefon ve mektup sapıklarımızın artacağını da tabii. Ve şöyle diyeceklerini de duyar gibiyiz: "Vaay gördünüz mü? İşte bakın, bakın biz evliyayız diyor, yok efendim şeyhiz diyor" diye sıkılmadan yaygara koparacaklarını da biliyoruz. Ve onlara diyoruz ki; ayıptır, vazgeçin artık, böyle bir yere varamazsınız. Biz ne şeyhiz ne de evliya. Daha mı açık söyleyelim? Yukarıdaki gibi hatta daha da iddialı konuşmak ve yazmak için evliya olmak gerekmez. Çünkü o zaman cihad yalnız evliyaya farz olurdu. Bunu iddia eden de sanıyorum yoktur. O zaman gelin siz de evliyayı sevin, onun tellalı olun. O zaman bizi anlar ve hak verirsiniz.

Taklidin tahkik olacağını bilin ve artık anlayın ki, biz tahkike ulaşmak isteyen taklitçileriz. Ya Rabbi sana şükürler olsun. Bize evliyanı sevdirdiğin gibi taklidimizi tahkike çevir de zavallı muarızlarımız haklı çıksın. AMİN.

Allah (Celle Celalühu) yar ve yardımcınız olsun.


Son Eklenen Yazılar

Manevi Tasarruf Haktır / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Ehl-i Sünnet ve’l Cemaat mezhebi âlimleri, Allah’ın (C.C.) veli kullarında görülen kerametlerin hak olduğuna inandıkları gibi, onların ruhlarının başka varlıklara t...

İnsanın Yetkinleşebilmesinin Şartı Toplum İçinde Yaşamasıdır / Doç. Dr. Osman Mutluel

Yetkinlik kavramından bahseder misiniz? “Yetkinlik” veya eskilerin ifadesiyle “Kemâl”, nitelik bakımından daha üstün bir durumun olmaması, bir şeyin her açıdan ...

Koronavirüsün Sosyolojik Etkileri / Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı

Küresel tehdit haline gelen koronavirüs salgınının, üretimden tüketime, uluslararası ilişkilerden eğitime, ulaşımdan eğlenceye, dini ibadetlerden spor etkinliklerin...