11 Yıllık Çilenin Meyveleri

11 Yıllık Çilenin Meyveleri

Tarih: 2007-04-25

Yıllarca gecesini gündüzüne katarak çalıştığı ve aşılmaz denecek dağları aşarak geldiği; üstelik de bir saati bir yıl gibi geçen bu çilenin neticesinde, onun iç aleminde ulaştığı manevi doyum ve terakki, O'nu her boyutta geliştirmiş ve ilmi, fikri, ahlaki ve akli manada zirvelere taşımıştır. Tabii olarak da asrın o ezici hengamesinde; fikri ve ahlaki boyutta boğulmuş, bunalıma düşmüş ve hastalanmış ya da sağlıklı görünse de her boyutta eksik insanlara -Allah'ın (c.c) izniyle- reçeteler sunacak hale gelmiştir. Hem de her boyutta... Çünkü sonunda bu çile; "Kafa ve kalp izdivacını yakalama, hikmeti devşirme, yaradılış gayesine göre biçimlenme, ilahi inayet kanatları altında olma; evham ve hayale yenilmeksizin; ahlakın zirvelerinde, merhametin enginliğinde, akl-ı selimin burçlarında ve tam bir ihsan şuuru ile yaşama..." şeklinde nihayet bulmuştur.

Evet, yine o yıllarda fakülteden, Seyyidimin ününü duymuş, üç tane inançsız öğrenci, tanışmak için geldiler. Bunlar fakültedeki o grubun sorumlu liderleri ve kendi alanlarında da kendilerince son derece kültürlüler... Kendi görüşündeki insanları toparlama, yeni adamlar, öğrenciler kazanma görevleri de var üzerlerinde... Belki de gelirken, böyle bir insanı kazanabilirsek, davamıza çok büyük bir hizmet ederiz diye düşünüyorlardı. İki saatlik bir sohbet oldu ve "Lailahe illallah "diyerek gittiler ve sonra da sık sık ziyarete gelmeye başladılar... Vesveselerini tefekkür sanan birinin "Din bu mu?" kitabındaki bütün fikircikleri de dahil, bu iki saatlik sohbetin içinde bitivermişti; küfrün ve din tanımazların bütün görüşleri de... Bu tür olayların sayısı da, buna şahit olan arkadaşların sayısı da hesaba sığmayacak kadar çok...

Evet, çekilen çilenin ürünleri yavaş yavaş devşiriliyor; etrafında kafası karışmış felsefi görüş, din veya son zamanlardaki ekollerin herhangi birisi yüzünden bunalıma girmiş bir kimse için en etkili, en ikna edici ilaçlar hazır... Birer ikişer saatlik sohbetler ve durulan akıl ve kalpler... Ve bazen de yine bir vesvesenin sarhoşluğu yüzümüzde, yanına yaklaştığımızda biraz da sert bir şekilde uyarılıyoruz..." Allah'ın (c.c) izniyle ben varken kafanızın karışmasına sebeb yok! Aklınıza gelen bu vesveseleri, nasıl olsa Seyyidim o konuyu da düşünmüş ve ispat etmiştir" deyin ve rahatlayın! Sizi temin ediyorum ki, hakikat de böyledir.! Hangi konuyu isterseniz sorun...

On dakikada çürütmezsem ve size de bunu ispat etmezsem o zaman ne isterseniz yapın!.. Ki hakikaten, sorulmadık sorular ve özellikle meşhur vesveselerden ve ordaki en kültürsüz en akılsız insanlardan en kültürlü insanlara kadar ikna edilmedik kimse kalmıyordu, sohbet çevremizde... Ve Seyyidimin bu şekilde," beni aklınıza getirerek rahatlayın " şeklindeki vesvese çürütme yöntemi, benim ve arkadaşlarım için her zaman geçerli bir ispat yöntemi olmuş, -İnşallah- ömrümüz oldukça da geçerli olmaya devam edecektir. Ama bu durum, tabii ki akli yönden tatmin yolunu ararken o zorlu tahkik yollarında insanların boğulmamaları için böyledir. İşte bu, o tarz bir tahkikin, taklit edilmemesi gereken cephesi... Hem akli hem de kalbi tatmin ise ayrı bir konu... Zaten Seyyidim de Allah vergisi o muhteşem aklıyla; ilham da dahil binbir türlü manevi yardımlarla, her bakımdan yakin hasıl olmasıyla bu konuları aşmıştır ki, bu da başlıbaşına Allah'ın yardımı demektir...

O'nun öyle bir yapısı vardı ki bir konuyu her yönüyle ve tüm alternatifleriyle düşünür, ortaya koyar ve sonra bütün bu olumsuz yönleri çürüte çürüte hakikati bulur, sonra bulduğu hakikate, bizim bazen yeterli şekilde inanmıyor gibi görünmemiz bile O'nu öfkelendirirdi ki, " Siz beni hala tanıyamadınız mı? Ben bir şeyi ispat ettim dediysem, mutlaka ama mutlaka ispat etmişimdir! Başka bir türlüsünü yapabilmek, yani fanatiklik mümkün değil, benim yapımda yok! Hatta ben bu yüzden fikir çilesi çektim ve bu fikri yoğunluğun bazen son derece şiddetli olup beynime sanki binlerce iğnenin saplandığını hissettiğim zamanlarda, ne olur biraz ben de bu etrafımdaki normal insanlar gibi olabilseydim, birazcık fanatik olmayı başarabilseydim dediğim çok olmuştur. Ama benim için böyle bir şeyin mümkünatı yok... Ben inanıyorum ki bu çileyi etrafımdaki insanlar, beni tanıyan veya tanıyacak olan insanlar rahat etsin diye çektim. Beni Rabbim bu çileye sizler için soktu... Ben kesinlikle böyle inanıyorum; hatta bazen "Siz mi kıymetlisiniz, ben mi kıymetliyim?.." diye anlayamadığım ve bu soruya da cevap aradığım olmuştur." diye gülümsemiş, çok ince bir tevazu örneği de sergilemişti...

Kafası ve kalbi karışmış insanları ise; "Vesveseye aldırmayın, vesveseye aldırmak da vesvesedir" diye de uyarırlardı... İnsanların, hakkıyla inanmak için bütün küfür vesveselerine cevap vermeye kalkmalarının gereksizliğini ve zararını ifade etmek için de ;"insanın, bütün küfür sorularına cevap vermek suretiyle iman etme yolunu seçmesi, kendi kendine atacağı en büyük kazıktır" der ve insanların bu konuda benim yaptığımı yapmaya ve beni taklit etmeye kalkması akıl işi değildir;insanlar için en güzel iman şekli, Peygamber Efendimizin (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) - En sağlam iman kocakarı imanıdır - şeklinde ifade ettiği iman ve teslimiyet şeklidir." derdi. Hakikaten de bu anlamda, taklit duygusu,can kurtarıcı bir yelek hükmündedir.

Seyyidimin, çok yoğun akli diyalektiklerle uğraşıp didinerek çektiği, o 11 yıllık çile, herkesi mutmain eden muhteşem sohbetler şeklinde meyvelerini veriyordu.


Son Eklenen Yazılar

Allah’a Dost Olmak Davasında Sebat Etmek / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Tevekkülün Neticesi Teslimiyettir Tevekkül etmek tüm işlerinde Allah’ı vekil kılmak ona teslim olmaktır. Allah’a (C.C.) teslimsen tevekkülün de var demektir. Al...

Din ve Dindarlığın Benlik Saygısına Etkisi / Doç. Dr. Nurten Kımter

Benlik saygısını etkileyen unsurlar nelerdir? Benlik kavramı birtakım yaşantılar sonucunda oluşur. Benliğimiz doğduğumuz andan itibaren, başımızdan geçen sayısı...

Muhabbetin Kıblesi / Doç. Dr. Adem Ergül

Rabbani terbiyenin en önemli şuur dinamiklerinden biri hiç şüphesiz muhabbet sermayesinin doğru bir şekilde kullanılmasıdır. Kişinin gönlü nereye akarsa oradan gıda...