Geceler

Geceler

Tarih: 2007-04-25

Mürşidini bulmuş, uykularını yitirmişti... Üç güne varan uykusuzluklar, öyleyken yatınca uyuyamamak, dinlenememek onun için gerçekten çok büyük problemdi. Rahmete, feyz'e alabildiğine açık manevi antenler, vücudunu bir yangın alanına çevirmiş; müthiş bir lezzetle beraber feyz, rahmet yorgunlukları. ..

Kimi zaman, sabah namazını kaçırma korkusu, kimi zaman en mahrem sırlara gebe gecelerin güzelliği, kimi zaman rahmetten kebap gibi yanan yüreği gece uykularını yitirmesine sebep olmuş ve bu uykulara 20 yıla yakın bir süre "elveda" çekmişti. Evet, tek bir gece bile uyumadan, gözünü kırpmadan hem de... Yeni yeni bu gece uykularına vücudunu alıştırma çabaları ki, o da Kur'an'dan ilhamla..."Allah uykuyu, geceyi, size dinlenmek için yarattı" ayet-i kerimesinden hareketle... Çünkü herşeyi ile Rabbine aşık bir insan ve O'nun her türlü yaratmasının hayranı bir zat..."Allah (c.c) öyle diyor; gece uykusu, dinlenmek için,organizmamıza en uygun olanı... Ben senelerce, gece uyuyamadım, o da elimde olmadan öyle oldu. Ama şimdi en güzeli, gecede bir miktar uyumak, Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) efendimiz gibi. Sonra, gece teheccüde kalkmak en güzeli... Şüphesiz Efendimizin (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) yaptığı, en güzeli..." Evet, yine de bugün Seyyidimiz geceleri uyumamaya devam ettiğini görüyoruz. Onun ifadesiyle; "Uyuyamıyorum!"

Seyyidimizden bu hususta bir espri, 30 yaşında olduğunda yaşını ikiyle çarparak; "Ben 60 yaşındayım,"derdi. "Çünkü hem gece hem gündüz yaşadım, siz geceleri uyudunuz."der ve gülerler...

Ve geceler, O'nun hayatında en büyük öneme haiz... Sabah hizmetle yorgun geçen gündüzlerin, hesapları gecelerde... Sofilerin, bir türlü sofilik yapmak istemeyen sofilerin dertlerine neşter vurulurdu gecelerde... Kitaplar okunur ve sofilere aktarılmak üzere özümsenirdi gecelerde... Allah (c.c) ile başbaşa kalmanın hazzı vardı gecelerde... "Ben aslında yalnızlığı, tefekkürü çok severim, ama hizmet duygusu ve sorumluluğu beni sizlerle ilişkiye itiyor" diye sık sık itiraf ederler. O yüzden olacak, gecelerin gönlünce tadını pek çıkaramadı. Çünkü evinde gece tedaviyi bekleyen manevi hastalar hiç eksik olmaz. Öğrenciler, hocalar, her meslekten yakın arkadaşları, yakın akrabaları; hep terapiye, sohbete, gayrete muhabbete muhtaç insanlar... O'nun muhabbeti, bütün bu insanları götürmeye yetiyordu. Ama bizlerden şikayet ve serzenişleriyle beraber... "Sizler 1.Dünya Savaşı'ndan kalma Magırus kamyonlara benziyorsunuz, itmeyince gittiğiniz yok; biraz çalışıyor, sonra hemen bozulup, duruyorsunuz. Hem kendimle hem sizle uğraşmaktan gerçekten çok yoruldum". Biraz şaka, biraz mizahla güldürerek düşündüren tesbitler...

Sohbetleri, kesinlikle, sıkıcı olmaktan çok uzaktır. Aksine insanlar O'nun yanından gayet mutlu, huzurlu, dinamik ve tekrarını dört gözle bekler ya da yanından hiç ayrılmak istememecesine bir halet-i ruhiye içinde ayrılırlardık. Onun sohbetleri, başlıbaşına bir mutluluk kaynağıdır; ölesiye sevilir, kıyasıya dinlenir. Hiç kimseye torpil yapmaz, gerekeni gerektiği şekilde verir ve sindiresiye kabul ettirir. İkna kabiliyeti çok yüksektir. Hem akla hem ruha hitabederler. Kendisini dinleyenleri derinlemesine işler ve derinden etkiler. Gereksiz konuşmaz, mutlaka bir amaca matuf ve kuşatıcı, kafalarda hiç soru işareti bırakmayan sohbetler yapar. Anlattığı şeyi sadece dinletmez, aynı zamanda yaşatırda.Yaşayarak ve yaşatarak verdiği ölçü sohbetleridir anlattıkları...

Ve kişinin hayatına ciddi biçimde yön verir, söyleneni yapmadığında da, kişiyi kendi kendine muhasebe yaptıracak bir seviyeye getirirdi. Yani insanı, bir sanatkar inceliğiyle işler... Ama ne sanat... Ve kendini ifade etme gücü, kıyas götürmez bir şekilde çok yüksektir. Evet, Seyyidim ceddi gibi, çok müthiş bir hatiptir... Sohbetin ağırlaşıp, gecenin bir yarısında uykular bastırınca, hem uykuların dağılmasını sağlamak, hem sofiler arasında yakınlaşma ve kaynaşmayı sağlamak, hem de insanlardaki bazı kompleksleri giderme amacına matuf olarak, gençlik yıllarında öğrendiği ve kendi zekasıyla da geliştirdiği döğüş veya güreş tekniklerinden birkaç oyun göstermeyi de ihmal etmezler. Şüphesiz burada gaye; soğuk, resmi insanları daha sıcak, daha sevecen hale getirmektir. "Elini şöyle tutacaksın, şöyle karşılayacaksın, kendini şöyle koruyacaksın!" şeklinde, kişinin kendine güvenini artırıcı çalışmalar yapar ve yaptırır. Bir anda hem uykular dağılır gözler açılır ve aynı zamanda insanlar arasında iyi bir kaynaşma sağlanır böylelikle.

Seyyidimizin her türlü meziyeti karşısında şaşarak derdik ki; "Seyyidim, sizin bilmediğiniz, en güzel bir şekilde yapamadığıniz hiçbir şey yok mu? Sohbette ustasın, insanların kalbini kazanmada ve herşeyde öyle..." Bu hitabımıza; "Doğru söylüyorsunuz, benim 10 parmağımda 11 marifet var ve ben bütün bu özelliklerimle övünmüyorum, biliyorum ki bütün bunları veren Allah (c.c). İşte bütün bu özelliklerimi de O'nun yolunda kullanmak istiyorum. Bütün amacım buna yönelik..."

"Bu kabiliyetlerimi ben eğer dünyayı elde etmek için kullansam, çok kısa zamanda "köşe" olurdum. Ama bakın, bir sürü maddi manevi sıkıntılara razı oluyor, katlanıyor; Rabbimin yolunda O'nun rızasından başka bir şey istemiyorum. Sizlerin feda edecek, Allah (c.c) için pek bir özelliğiniz olmadığı ortada iken, neyinizden vazgeçemeyip de bu yola kendinizi tam olarak veremediğinize de şaşıyorum..." diyerek bizi düşünmeye sevketmektedir....


Son Eklenen Yazılar

Allah’a Dost Olmak Davasında Sebat Etmek / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Tevekkülün Neticesi Teslimiyettir Tevekkül etmek tüm işlerinde Allah’ı vekil kılmak ona teslim olmaktır. Allah’a (C.C.) teslimsen tevekkülün de var demektir. Al...

Din ve Dindarlığın Benlik Saygısına Etkisi / Doç. Dr. Nurten Kımter

Benlik saygısını etkileyen unsurlar nelerdir? Benlik kavramı birtakım yaşantılar sonucunda oluşur. Benliğimiz doğduğumuz andan itibaren, başımızdan geçen sayısı...

Muhabbetin Kıblesi / Doç. Dr. Adem Ergül

Rabbani terbiyenin en önemli şuur dinamiklerinden biri hiç şüphesiz muhabbet sermayesinin doğru bir şekilde kullanılmasıdır. Kişinin gönlü nereye akarsa oradan gıda...