Emr-i bil-Ma'ruf' a Düşkünlüğü

Emr-i  bil-Ma'ruf' a Düşkünlüğü

Tarih: 2007-04-20

Seyyidimizin hayatı bütünüyle hizmet ve cihada endekslenmiştir. Kendisini manen en kötü, işe yaramaz hissettiği zamanlarda bile şöyle düşündüğünü ifade ederdi; "Ben kendimi iyi hissetmesem bile, Rabbimi hallerimden, amellerimden razı edemesem bile; başkalarına benim sohbetim tesir ediyor, o yüzden ölene kadar başkalarını kurtarmak için çabalarım. Ben de nereye giderim ona da karışmam... Allah (c.c) adalet sahibidir, istediği yere koyabilir; dilerse affeder razı olur, dilerse razı olmayabilir... Ama ben O'nun benden razı olmasından da olmamasından da razı olurum... Fakat bu bende ümitsizliğin oluşturduğu bir tembellik meydana getirmez. Başka yol mu var? diye yine hizmete devam eder, kendim, Allah (c.c) korusun, diyelim ki cehenneme gidecek olsam bile, başkalarının cennete gitmesi için çalışırım."

İşte hizmete kodlanmış kenetlenmiş bir insanın, ne kadar ulvi düşünceleri ki; gerçekten bu düşünce O'nun sadece bir fikri değil, hayatına koyduğu bir düsturdur. Nitekim en bitkin olduğu zamanlarda bile, hizmetini terkettiğini gören olmamıştır.

Hakikaten hayatı cihada kodlanmış bir insandır Şenel İlhan... Her anında cihad eder; hayatının hiç bir anını boşa geçirmez... Mesela, fırsat bulursa diliyle, ilmiyle hizmet eder, öyle ki saatlerce konuşur, bazen konuşmaktan dili şişse bile, yine de sohbeti terk etmezler. Evet, gerçekten hayrete şayan bir durumdur ki, saatleri bulan sohbetlerinin sonunda dilinin şiştiğini ve bu nedenle kelimelerin ağzından peltek peltek çıkmasına rağmen sohbete ısrarla devam ettiğini görürdük... Sohbet bitince şakalaşmaları, ayrı bir cihat, ayrı bir hizmetti. Evindeki eşyanın şeklini seçerken ,evdeki yerini belirlerken; içini döşerken cihad ederdi. Evine gelen misafirlere birer kapalı mesajdı evdeki her eşya, herşey... Sebebine gelince, bu durumu; "Benim dinime düşkün bir insan olduğum herkes tarafından biliniyor, eğer beni büyük görürlerse dinimi de büyük görürler. Ben dinimdeki estetik anlayışını evdeki eşyama da yansıtırsam, insanlar dindeki güzelliği görür ve dinlerini yaşamak hususundaki gayretleri de artar... Özellikle ahir zamanda bu ihmal edilmemeli" şeklinde izah etmektedirler.

Etrafındakilere çok cömert davranırdı ki, zaten bu yapısında var... Ama o yapı gereği, cömertlik yapmayı önemli bulmaz, cömertliğin Allah (c.c) için olmasına gayret gösterir ki, etrafındaki insanlar, O'nun şahsında İslamı ve Peygamberimizi tanısın, sevsinler... Kişilerin şahıslarında İslamın güzelliklerini göstermelerinin önemini vurgular, bu arada "Evliya görülünce Allah'ı (c.c) hatırlatır" hadis-i şerifinden hareketle, Allah'ın (c.c) veli kullarında gördüğümüz güzellikler Allah'tandır ve bu manada Allah'ın (c.c) güzellikleridir, bunun böyle bilinmesi gerekir" diye sohbet ederler.

Yürüşünün şekli, insanlara bazı mesajları ulaştırmak açısından önemlidir. Sokakta kesinlikle çok vakur, sağa sola bakmaz, herkesi görmeye çalışmaz, vakarını zedeleyici en ufak bir hareketi ne kendisi yapar ne de o anda yanında bulunanların böyle bir hareketi yapmalarına müsade eder ki; bu hali tamamiyle, anlayana, sohbetten çok daha büyük mesajlar ileten, cihadın en güzel halidir.

Ha keza giyinişiyle, saçına, bıyığına verdiği şekille; oturmasıyla, kalkmasıyla herşey önceden düşünülmüş ve planlanmış, günün 24 saatinde, yapılması zaruri hareketlerinin özenle hizmete, mesaj vermeye, en uygun ve en güzel olanlarının seçildiğini görürüz... Bu halini Seyyidimize böyle ifade ettiğimizde, çok şeyi böyle yaptığını ama bunlar için önceden her hangi bir hesap yapmadığını söyler; "Allah (c.c) vergisi bir şey, benim her hangi bir şeyin en doğrusunu tesbit etmem ve uygulaman, hemen o anda gerçekleşir. Daha önceden kesinlikle planlamam, fakat davranırken de hata yapmam; bazen kendimi bu yönde inceler ve buna ben de hayret ederim sizin gibi..." diye bizlere ifade etmektedirler.

Etrafındaki insanlarla ayrılık ve düşmanlıklarının hepsi , O'nun emr- i ma'rufa aşırı derecede olan düşkünlüğünden, hassasiyetinden olmuştur... Kendisi hayatını bu yola vakfettiği gibi, etrafındaki insanları da bu hayırlı çizgiye çekmek istemiştir. Bunun için ilk önceleri çok yumuşak nasihatler etmiş,beş sene kadar hiç kızmadanhizmete teşvik sohbetleri yapmıştır. Daha sonra bu işin böyle olmayacağını gördüğü için, bu defa bazen gerçekten, bazen de kendi tabiriyle taktik icabı, sert davranmaya başlamıştır. Etrafındaki uyuşukluklar devam ettikçe sertliğinin dozajını biraz biraz artırmak zorunda kaldı... O arada da etraftan yavaş yavaş eksilmeler kaçmalar başladı... Kimi sadece kaçıyor, kimisi kaçarken çamur da atıyordu. Bir hadis-i şerifte olduğu gibi; "İslamı öyle yaşayın ki, münafıklar aranızda barınamasın..." İşte onun gibi, kimi itikadi anlam da, kimi de ameli anlamda münafık tabiatlı insanlar, birer birer hizmetten, emr'i bil ma'ruftan sıvışıp kaçtılar...

Ama O, ölene kadar; tek başına da kalsa, bu Peygamber mesleğinin yılmaz takipçisi olacağını her zaman ifade ederdi ki, yaşantısı da O'nun hep öyle olacağını gösteriyor zaten...

Evet, yukarıda da anlatmaya çalıştığımızgibi, O'nun her hareketine, düşüncesine, duygusuna kısacası herşeyine, biri diğerinden ayırdedilemeyecek şekilde girmiş temel hareket noktası; ihlasının ve bütün himmetinin o uğurda yoğunlaştığı aksiyonuydu emr-i bil ma'ruf... Ceddinin misyonunu bu asra her yönüyle taşıyor, daima sencil, daima fedakar, alabildiğine verici; ve ümmetin sıkıntı ve dertleriyle dopdolu, imanlarına olan her türlü taarruzdan muzdarip... Bu uğurda öylesine hassas, dertli ve düşüncelidir ki, zaman zaman TV'lerde çıkan yıpratıcı propagandalara, hemen en doğru ve en güzel cevapları vermek ve çevresine, ümmete ulaştırmak, insanların bu yüzden iman sarsıntıları geçirmelerine engel olup, tamir etmektir görevi.. O günlerde sinirli ve gergin olur ki, bu da her türlü imkanı bu uğurda kullanamamanın sıkıntısıdır...

Oysa O, kendi imkanlarını sonuna kadar kullanır hatta bu hususta biri bin yapmayı da becerecek bir birikimdedir.Bu yüzden Allah'tan (c.c) hep güç, kuvvet ister oda bizde...


Son Eklenen Yazılar

Allah’a Dost Olmak Davasında Sebat Etmek / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Tevekkülün Neticesi Teslimiyettir Tevekkül etmek tüm işlerinde Allah’ı vekil kılmak ona teslim olmaktır. Allah’a (C.C.) teslimsen tevekkülün de var demektir. Al...

Din ve Dindarlığın Benlik Saygısına Etkisi / Doç. Dr. Nurten Kımter

Benlik saygısını etkileyen unsurlar nelerdir? Benlik kavramı birtakım yaşantılar sonucunda oluşur. Benliğimiz doğduğumuz andan itibaren, başımızdan geçen sayısı...

Muhabbetin Kıblesi / Doç. Dr. Adem Ergül

Rabbani terbiyenin en önemli şuur dinamiklerinden biri hiç şüphesiz muhabbet sermayesinin doğru bir şekilde kullanılmasıdır. Kişinin gönlü nereye akarsa oradan gıda...