Feyz' in Doğuşu

Feyz' in Doğuşu

Tarih: 2007-04-13

Feyz hizmetinintemeli,özellikle üniversite camiası, hoca ve öğrencilerine yönelik maddi ve manevi her konuda yapılan yardım ve çalışmaların neticesinde, adeta toprağa ekilen bir tohum gibi atılmıştır. Git gide genişleyenbu hizmet, yeni açılımları da beraberinde getirmiştir.Çünkü Şenel İlhan'ın,öyle küçük ideallerin arkasına sıkışıp kalacak bir yapısı yoktur... O çok büyük düşünüyordu, Türkiye çapında, hatta dünya çapında büyük...

Kitapve dergi çıkartarak, gazete, televizyon ve her türlü iletişim aracını kullanarak herkese hitab edebilmek istiyordu. Bunun için en büyük sermayesi Allah (c.c) vergisi olankocaman bir aklı, O'nu hep insanlara yardıma iten merhameti, fedakarlığı, mücadele azmi ve ilmi idi...

Burada kısaca Feyz'den önce olan bir dergi denemesinden bahsetmekte fayda görüyoruz. Bu dergi Tokat merkezli çıkan "Birikim" adlı bir dergi olup, ileride "Feyz" dergisinin ekibi ile aynı ekip olup olmadığımız sorusu ile sıksık karşılaşılacaktır."Birikim"ismi ile yayınhayatına geçen bu dergininkesinlikle Şenel İlhan'la uzaktan yakından bir bağlantısı bulunmamaktadır. Nitekimdergiyi çıkartan kardeşlerimizin bir takım hataları, iki sayı sonra derginin kapatılmasıyla neticelenmiştir.Bunu niye anlatıyoruz?.. Çünkü Feyz Dergisi de yine Tokat'ta çıktığı için, zaman zaman abonelerimiz arasında ikisinin de aynı dergi sanılması durumu ilekarşılaşıldı. Dergimizin yayın hayatına atıldığı ilk zamanlar dabu sebebe bağlı olarakhizmetimize tepkisel yaklaşan kardeşilerimizoldu... Oysa biz, Feyz'le Birikim'in, ikisinin de Tokat'ta yayın hayatına başlamış olmasından başka hiçbir ortak noktalarının olmadığının özellikle bilinmesini istiyoruz.

İşte bu dergidenemesinden yaklaşık iki yıl sonra Seyyidimiz Şenel İlhan, dergi çıkarmak fikrini yeninden gündeme getiriyor. Ama bu arada;"Önce kitap mı çıkarsam, insanların bozuk ölçülerini düzeltebilecek olan çok faydalı bir eser mi yazsam; yoksa dergiden mi başlasam?!.." şeklinde tereddütleri var... Neticede dergi çıkartılmasına karar veriyor.

Ve şimdi Muhammed Raşid Hz.'ne (ks) gidip izin almada sıra... Seyyidimizin, bu noktada bir takım kuşkuları var; zira daha önce çıkartılan ve kapatılan ve Seyyidimizle ilgisi olmayan "Birikim" adlı derginin menfi izleri henüz hatıralardan silinmiş değil... Bu nedenle Seyda Hz.'nin dergiye izin vermesi konusu biraz şüpheli... Bu şüphe de, izin konusunu epeyce heyecanlı bir bekleyiş haline getiriyor... Evet, neticede dergi çıkarmaya kesinlikle karar verildi, izin konusu için Seyyid Muhammed Raşid Hz.'ne gidilecek gün ve gidecek kişilerin tespitinde sıra...

Rahmetli Seyda Hz. o günlerde Adıyaman'da değil, Ankara'da... Pursaklar denilen bir mevkide, Seyyidlerimizin ön ayak olmasıyla o günlerde inşaatı devam eden bir caminin bodrum katında Cuma günleri, hem Cuma namazını kılıyor hem de ziyaretçileri kabul ediyor. Biz bunu haber alır almaz uygun bir ortam diye, hemen derginin izni içinHikmet Başeski'nin arabasıyla; Nail Başeski, Cemal Servi ve Hikmet Başeski üç kişi olmak üzere Cuma'ya Ankara'ya yetişmek için sabah namazından sonra, Seyyidimizin talimatıyla yola çıkılıyor. Tam Cuma saati Cuma namazı henüz bitmişken,o mevkiye vasıl olunuyor.

Bundan sonrasını Nail Başeski'den dinliyoruz;"Ortalık ana baba günü... Ankara'nın içinden olsun, Ankara'ya yakın diğer vilayetlerden olsun; büyük bir ziyaretçi akını var her zamanki gibi... Bu kalabalıkta heyecanım ve korkum bir misli daha artıyor. Zira konuşacağımız mesele çok önemli, normal şartlarda bile anlatılması zor bir mesele ve ben bu anormal şartlarda Seyda Hz.'yle acaba konuşabilecekmiyim? Buna müsade edecekler mi? Bir de üstüne üstlük Seyda Hz. o günlerde maalesef rahatsızlar... Neticede korktuğum gibi oldu; Seyda Hz.'nin korumaları Mübareğin yanına kimseyi yaklaştırmıyorlar... Bütün ısrarlarıma rağmen bana da yasak...

Çok ısrar edince Seyda Hz.'nin Oğlu Seyyid Fevzeddin Efendiden izin almam koşuluyla, Seyda Hz.'yle konuşmama müsade ediyorlar. Ben hemen yanımda Cemal, Hikmet ve Ankara'dan Ali Duran olmak üzere Seyyid Fevzeddin Efendinin yanına gidiyorum. Ve Seyda Hz.'yle mutlaka konuşmam gerektiğini izaha çalışıyorum. Niçin görüşmem gerektiğinde ısrar edince, beni Tokat'tan Şenel İlhan'ın gönderdiğini, dergi çıkarmak için Seyda Hz.'nden izin almamızı istediğini söylüyorum. İlk tepkisi; "Seyda Hz. kesinlikle dergiye izin vermez, boş yere konuşmuş olursunuz" şeklinde oluyor.

Ben ısrar ederek; "Seyyidim, bizim zorla izin almak gibi bir düşüncemiz yok, Seyda Hz. izin vermezse, "başım üzeri" deyip gideceğim. Ama ben burada elçiyim bana verilmiş bir görev var, mümkünse Seyda Hz.'yle konuşayım; "hayır!" diyecekse de o desin ki; ben bu kararı Şenel İlhan'a götüreyim... Bu arada şunu da belirtmek lazım ki, Seyyid Fevzeddin Efendinin tepkileri aslında gayet normaldi. Zira daha önceki "Birikim Dergisi'nin"acı izleri hala silinmiş değildi. O nedenle Seyda Hz.'nin yeni bir dergiye izin verebileceğine ihtimal vermiyordu. Seyyidim Şenel İlhan da aslında bu olayın farkındaydı. AmaO şuna inanıyordu ki, Seyda Hz., önceki dergiyi değil, o dergide yapılan gafları cezalandırmıştı. Bu yüzden Seyyidim Şenel İlhan kendisinin çıkaracağı dergiye izin verileceği hususunda bayağı ümitvardı. Çünkü Seyyidim, Allah'ın (c.c) izniyle kendisine güveniyordu.

Neticede, Seyyid Fevzeddin Efendiye durumu izah edip, Seyda Hz.'nin ağzından çıkan emre aynıyla uyacağımızı belirttikten sonra; konuşmamız için izin verdi. Bu izin üzerine Seyda Hz.'nin korumalarından müsade alarak Seyyid Muhammed Raşid Hz.'yle konuşmak için yanına yaklaştık. Halimizi en kısa bir şekilde anlatmak üzere; "Sultanım Tokat'tan Seyyid Şenel Sofi dergi çıkarmak istiyor ne buyurursunuz?.." sözümüze mukabil; başını da sallayarak "evet" diyor. Ben neredeyse kulaklarıma inanamıyor, tekrar soruyorum... "Çıkarsın mı Efendim ?.." Yine başını sallayarak"evet" diyor. Ben yine tekrar ediyorum, kesinlikle emin olmak istiyorum, çünkü büyük mesele; hassas mesele... Seyda Hz. bir yandan yürüyor, bir yandan da bana dönerek tekrar "evet" diyor... O anda orada dört tane de şahit var ki, onlardan biri kardeşim Hikmet, (Makina mühendisi olarak görev yapıyor) Ziraat mühendisi Cemal Servi, Ali Duran (halen Ankara' da Diyanet işleri Başkanlığında görev yapıyor) ve eğitimci İsmail Yıldızlı ki, İsmail Yıldızlı Bey'in şahitliği gayri ihtiyari; o anda Seyda Hz.'nin yanında bulunduğu için olmuştur. Hatta daha sonra kendisini ziyaret ettiğimizde; " O gün Seyda Hz.'nden dergi için izin aldığınızda ben de oradaydım, izin aldığınıza ben de şahidim..." diye bu durumu ifade etmek durumunda kalmıştır.

Neticede Seyda Hz.'nden izin almanın verdiği büyük bir sevinçle dönüyoruz. Bizde ve bizi sevenlerde bayram havası... İşte, böyle bir sürü şahidin huzurunda gayet açık ve gayet net bir şekilde alınan bu izin dahi, sonraları hasetçiler tarafından hep tartışıldı durdu... Ve Mübarek, zaman zaman, bu hususta gereksiz yere rahatsız edildi.

Neyse, biz sevinçli bir şekilde Ankara'dan Tokat'a döndük. Şimdi derginin basım işinde sıra... Bu arada Seyyidimin ihlasının gayet açık bir belirtisi olan bir olaydan da bahsetmeden geçemiyeceğim... Elimizde yazılar hazır, izin alınmış, yani derginin basımı için herşey hazır... Bu zamana kadar derginin çıkması hususunda ısrarla gayret gösteren Seyyidim, şimdi ise dergiyi basıma göndermiyor!.. İki aya yakın bir zaman, "Yarın akşam hazırlanın, İnşallah sizi göndereceğim" diyor, sonra da vazgeçiyor.

Bizler dahi ne olduğunu anlayamıyoruz; bize niçin ertelediğini de açıklamıyor, böylece yaklaşık iki aya yakın bir zaman geçiyor... En sonunda elimizde yazılarla, Dr.Metin,Cemal Servi veben, bir gece basım işi için gönderiliyoruz. Ve bu arada da Seyyidimizin dergiyi iki ay niye geciktirdiğinin sebebini yine kendi ağzından öğreniyor ve ihlası karşısında bir kere daha hayran oluyoruz ki; Seyyidimizin açıklaması şöyle; " Ben iki aydır nefsimi kontrol ediyor, bu dergiyi çıkarma işinde Allah (c.c) rızasının dışında en ufak başka bir düşünce, bir niyet var mı diye, kendimi test ediyor, kontrol ediyorum. Bugün gayet emin olarak söylüyorum ki, bu dergi hizmetinde sadece ve sadece Allah (c.c) rızasından başka en ufak bir düşüncem yok. O yüzden şimdi dergiyi basıma gidebilirsiniz..." İşte böyle, bütün işlerinde niyet konusunda, oldum olası son derece hassastır Seyyidim..." şeklinde sözlerini tamamlıyor, Sayın Başeski..

Evet, ilk hedef beşbin adet dergi çıkarmak..."Bismillah" deyip işe girişiliyor, önce gidip, bir matbaa ile anlaşıp,hemen ardından dizgi işleri; orijinal bir kapak ve bir hafta gibi kısa bir zaman sonra ilk dergiler hazır... Beşbin adet dergi... O zaman bize dağ gibi gelen bir dergi yığını... Ve "Feyz'in ilk sayısını" Ankara'dan Tokat'a gönderme işlemi. Böylece 1983 yıllarında başlayan bir güzel düşünce, 1991 yılında meyvelerini veriyor veDergi düşüncesi gerçek oluyor.

Artık "Feyz Dergisi" yayın hayatındadır...


Son Eklenen Yazılar

İzzet-i Nefs Duygusu Günahlara Karşı En İyi Kalkandır / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

İzzet-i nefs duygusunun öneminden her zaman bahsediyoruz. Bunun anlaşılmasına çok önem veriyoruz. Gerçekten bu duygu o kadar önemli ki, bir kişi, manen çok üst düze...

Müslümanların Astronomi Tarihine Katkıları / Prof. Dr. Ali Bakkal

İslam Astronomi Tarihinde bir milat belirlemeye kalksak nereden başlamak gerekir? Teşvik edici unsurlar nelerdi? Ayet, hadis, fıkıh anlamında nasıl teşvikler vardır...

Sağlıklı Bir Kişilik İnşası İçin Benlik Saygısının Önemi / Doç. Dr. Nurten Kımter

Kişilik, kimlik, karakter, mizaç, benlik kavramları biraz birbiriyle iç içe ama farklı kavramlar… Hepsi de varlığın insandaki yansımaları… Bu konuda neler söylenebi...