Sohbet Tarzı

Sohbet Tarzı

Tarih: 2007-04-13

Seyyidimizin sohbetleri ki, dil onu anlatmaya kifayet etmez. Tesbit edip hakkıyla kaleme dökmek de mümkün değildir. Çünkü söylenenden çok, yapılanlarvardır o sohbetlerde... Yani sohbetlerin şekli adeta bir aysbergri andırır. Dışardan görünen kısmından ziyade suyun altında kalan kısmıdır asıl olan.Bunu hangi dille anlatmak lazım bilemiyoruz. Bir psikoterapisttir ki, hem de ne uzman... Aşağılık kompleksi içinde, sofilik bir yana, insanlıktan çıkmış ve insanlarla, toplumla normal ilişkilere giremeyen, diyalog kuramayan bir sürü hastanın; bir anda bir sürü bilinçaltı kazıklarını çıkartır da, o kişi bunun farkına bile varmadan, sohbet dinliyorum sanır. Sonra oradan kuş gibi hafiflemiş olarak ayrılır ve ne olduğunun farkına varamadan hayatına devam eder gider bu insanlar. Daha mutlu, uyumlu ve huzurlu ama, eski özelliklerinden sıyrılmış olarak... Ve hatta ilerde, bu insanların kendine bir numaralı düşman olma ihtimali olsa bile Seyyidimiz yinede onları, topluma kazandırırmıştır.Örnekleri boldur bunun...

Bize, sohbet taktiği ile ilgili bir nasihatinde; yıl 1985 idi o zamanlar... "Bir cemaate sohbet ettiğiniz zaman, o sohbetteki kişilerden, insanların en çok sevmediği birisini kobay seç. Sonra onun şahsında, diğerlerine manevi hastalıklarını sergile. Bu sergilemede her iki taraf da tedavi olsun..." derdi ve burada kobay olarak kullanılan kişiyi öylece de bırakmaz, o da bu arada tedavi edilmiş olurdu. Sonra da gönlünü alarak, mutlu ederek sohbetini bitirirdi. Her hali, Allah (c.c) için, insanlara birşeyler verebilmenin çabası ile dopdolu... Sohbetle bir şey veremeyeceğini anladığı insanlara, kendisinin taktik adını verdiği oyunlarla birşeyler vermeye çalışması ki, hayatında bu halin çok önemli bir yeri vardır. Mevlana Celaleddin-i Rumi Hz.'nin,"Sahtekarlar almak için rol yapar, bizlerse vermek için" buyurduğu gibi...

Evet, bu mübarek tesbit, bir nebze bu hali anlatmaya tercüman oluyor. Psikologların, insanların ekserisinde tesbit ettiği bir korku olayı vardır. Topluma girememe korkusu ki, "sosyal fobi" tabir edilir. Çok az insan hariç,hemen her kişide gramajı farklı olarak bu kompleksi, bu korkuyu görmek mümkündür. Seyyidimizin sohbetleri hep, hem bilgilendirmeye hem de ölçülendirmeye yani bir bakıma psikolojik tedaviye yönelik... Çünkü ölçü, insanın bir konuda nasıl davranacağını belirler. Ölçüleri değiştirmek demekse, insanın neyi nasıl düşünmesi gerektiğini belirlemekle mümkündür. Ölçü ise sadece bilmek demek değildir. Sonuçta ölçüleri değiştirmek, bir bakıma, insanın davranışlarını değiştirir ki, bu da insanın yanlış davranışlarından sıyrılması ve ahlaki anlamda değişmesi demektir. İşte Seyyidimiz, o engin merhameti nedeniyle en azından çevremizde yetişme bozukluğunun çilesini çeken insan görmek istemez, onlara çok acır ve nefsani bir direnç gösterseler bile onlara yardımcı olmaya çalışır... Çünkü onların görünen cephelerine itibar etmeyip, o görüntünün altında yatan düşünceye hitab etmektedir hep...

Nefis okları Seyyidimize dönük olsa bile, bu durum, onlara yardım hususunda Şenel İlhan'ıhiç etkilemez.Bu nedenle de davranışların altında yatan düşünce bozukluklarını düzeltmeyi hedefler. Bu ahlaki enginlik ve geniş düşünme nedeniyle de"İnsan başka, davranışları başkadır!" tesbitiyle konuya girer, birbakıma hem karşısındaki insanın "rol kişiliğini" yakalar, hem de onu gerçek kişiliğiyle buluşturacak tüm yardımları ondan esirgemez. Bu anlamda, herşeye "nefis" deyip geçmez; nefis hastalıklarıyla davranış bozuklukları arasındaki ilişkiyi de insana derinlemesine açıklar ve anlatır, sohbetlerinde. İşte onun başlıbaşına engin merhameti de buraya devreye girer. Çünkü Seyidimiz, karşısındaki insanın, nefis hastalıklarından önce yetişme bozukluklarını dikkate alır; bilinçaltındaki onulmaz izleri, tabir caizse insana sokulan "kazıkları" çıkartmaya, temizlemeye çalışır. İşin zorluğunu anlatmak için de bizlere; "Sizin bilinçaltınız İzmir çöplüğü gibi!.." demektedir.

O harika sohbetlerinden kısa bir kesit sunarak, bu konudaki maharetini anlatmaya çalışalım; 5, 6 ya da 7 kişi oturmayı seviyor,d aha fazla kalabalığı pek tercih etmiyor. "7 tane birbirinde fena olmuş, birbirine dua eden müride, bir mürşide gelen feyz gelir" şeklinde, Saadat-ı Kiram Hazeratından rivayet edilen bir sohbetten dolayı mı, yoksa terapi için en uygun bir sayı da ondan mı tam bilmiyorum... O'nun hassasiyet çizgisinde her ikisi de...

Yukarda belirttiğimiz sayılarda bir arkadaş grubu, genellikle de sohbetlerde Onun evinde oturuyoruz. Ve bu arada ürkek davranan, çekingen bir iki misafirimiz de var. Bu çekingen misafir sıklıkla üst düzeyden günümüzdeki saygın meslek erbabından biri ya da birileri olabiliyor. Seyyidimiz gayet rahat bir şekilde odaya girip çıkıyor, bir vaiz havası vermeden tam bir karşılıklı sohbet ortamının hazırlıklarını yapıyor. Ordan burdan konuşmalar ve misafirlerin ilgi ve kabiliyet alanında dolaşmalarla, onlardaki gerginlik yavaş yavaş boşaltılıyor. Eğer mesleklerinden dolayı bir kibir edası varsa, hemen çok kısa bir iki sözlü "aparkütle", nezaket sınırları içinde ve espirili bir şekilde o havalar da alınıyor. Ortam gayet samimi ama saygılı, bir hoca öğrenci ilişkisi içine giriliyor. Evet, orada herkes, Seyyidimizin sıkıcı olmayan hakimiyetini, ağırlığını hissediyor ve denge, ölçü üzerine çok kısa sürede çok şey kazandırıcı sohbetler; arada espiriler, takılmalar, şaka yollu sataşmalar ve insanların üzerinde kalan son menfi enerji ve gerginliklerin boşaltılması ameliyesi...

Çok ciddi, kesinlikle bilimsel, mantıksal izahlara dayanan, muhatabının hem kalbini hem aklını doyurucu, kesinlikle sadece birine yönelik olmadan hem aklı hem kalbi tatmin edici sohbetler... Ve tekrar bir espri ile ortam yeniden, tabir caizse yumuşatılıyor. Rahatlık son safhalarda, yabancılık ve ürkeklik hemen hemen bitmek üzere; şimdi en önemli rütuşlarda iş... Bu sohbetleri okuyan psikologlarbu tarz bir terapiyi çok iyi anlarlar. Sohbetin içinde kişilik fobileri tedavi ediliyor, sohbetin sonunda da sosyal fobiler...Ve en önemlisi de,"gel bakalım falanca, sende sosyal fobi var, seni tedavi edeyim" demeden!...

Ve herşey olup bitiyor, sohbet dağılıyor, insanlar kuş gibi hafif, hem bilgilenmişler hem de bir sürü yükleri ağırlıkları üzerlerinden atmışlar ve üstelik te ne olup bittiğini anlamadan... Seyidimiz ise, Allah (c.c) için mutlu... İnsanlara çok ihlaslı bir biçimde yardımcı olmanın mutluluğu içinde...

"Ben insanlara yardımcı olup, onları mutlu bırakıp, efsane kahramanları gibi, o vadiden ve beldeden, yalnız olarak ayrılmayı severim. Böylesi beni daha mutlu eder." inceliği içinde...


Son Eklenen Yazılar

Allah’a Dost Olmak Davasında Sebat Etmek / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Tevekkülün Neticesi Teslimiyettir Tevekkül etmek tüm işlerinde Allah’ı vekil kılmak ona teslim olmaktır. Allah’a (C.C.) teslimsen tevekkülün de var demektir. Al...

Din ve Dindarlığın Benlik Saygısına Etkisi / Doç. Dr. Nurten Kımter

Benlik saygısını etkileyen unsurlar nelerdir? Benlik kavramı birtakım yaşantılar sonucunda oluşur. Benliğimiz doğduğumuz andan itibaren, başımızdan geçen sayısı...

Muhabbetin Kıblesi / Doç. Dr. Adem Ergül

Rabbani terbiyenin en önemli şuur dinamiklerinden biri hiç şüphesiz muhabbet sermayesinin doğru bir şekilde kullanılmasıdır. Kişinin gönlü nereye akarsa oradan gıda...