Ecdadı ve Doğumu

Ecdadı ve Doğumu

Tarih: 2007-04-13

Reşadiye'nin, eski ismi Gotanu olan ve şimdiki ismi Taşlıca köyü diye bilinen köyüne, İskefsir'in Güngerit köyünden, oraya da daha önceleri Suriye'den gelerek yerleşmiş ve bu köyde İmamlar ve Hatipoğulları lakabıyla meşhur olmuşSeyyid sülalesi olduğundan tanıtım yazısında bahsetmiştik.

Bu köyde yaptığımız incelemede, özellikle köyün yaşlı ve orta yaşlı kesiminin dilinde hala, bu Seyyidler sülalesinin " 7 " göbek cedlerinin, menkıbeleri dolaşıyor. Ve kime sorarsanız bu Hatipoğulların'dan ve İmamgiller'den hep övgüyle bahsediyorlar...

"Onlar, bizim köyün İmamları, Alimleri ve Mollalarıydı...Köyümüzde çok saygın bir yerleri vardı. İki kişi arasında çıkabilen her türlü niza, gürültü ve kavgada, hemen onların hakemliği devreye girer ve onlar ne derse o olurdu...Köyümüzün ve civar köylerin huzur kaynaklarıydı onlar... Çok cömert insanlardı. Hatta onların cömertliği bizde yerleşik bir deyim halini almıştı. Öyle ki, aç bir insan gördüğümüzde, " Hiç Hatipoğullarının evinin önünden geçmedin mi?" derdik ki, nitekim onlar kapısından geçenlere bile yemek yedirirlerdi.

Köyün orta yaşlılarının bile hatıralarında tazeliğini koruyan, Şenel İlhan'ın dedesi Seyyid Mustafa Efendi'den hala övgü ile bahsediyor ve tek kelimeyle çok muttaki bir insandı, çok derin bir arapça bilgisi vardı; çok alim insandı, bizlere devamlı vaaz-u nasihat ederdi.Çok güzel kaside okurdu ve en çok sevdiği kasideler," Canım kurban olsun senin yoluna-Araya araya bulursam izini- Altımızda taşlar batar, Üstümüzden otlar biter."diye başlayan kasidelerdi, diye anlatıyorlar.

Yine zahiri ilimlerdeki bilgisinin yanında maneviyatının da bulunduğunu şöyle ifade ediyorlar: "Seyyid Mustafa Efendi, maneviyat sahibi bir insandı. Köyümüz ahalisi onun dualarının tesirine çok şahit olmuşlardır. Mesela bir kış günü köyümüz ahalisi başka bir köyden, kendi köylerine gelirlerken, aç kurtların saldırısına uğramışlar. Ama hayretle şahit olmuşlar ki, kurtlar kendilerine hiç bir şey yapmadan çekip geri gitmişler. Bunun hikmetini köye gelince anlamışlar. Zira aynı saatlerde Seyyid Mustafa Efendi, çocuklarından telaşla bir kağıt ve kalem istemiş; sonra kağıda birşeyler yazmış ve arkasından da "şimdi daha onlara zarar veremezler demiş" ve hakikaten de kurtlar aç oldukları halde hiç bir şey yapmadan geri dönmüşler." Köylüler olayın hikmetini köye gelince anlamışlar... Seyyid Mustafa Efendinin, köylülerin dilinde ve kendi evlatlarının dilinde dolaşan, özellikle böyle kurtlarla ilgili bir çok menkıbesi var. Mesela, koyunlarını otlamaya götürür ve etraflarına dualar okuyarak bir çizgi çizer; sonra onları öylece bırakırmış. Ne o koyunlar o çizgiden çıkar, ne de herhangi bir vahşi hayvan o çizgiden geçerek koyunlara zarar verirmiş... Köylüler"Mustafa Efendi çok muttaki ve maneviyat ehli bir insandı, kurtların ağzını bağlardı" diye anlatırlar.

Köyü gezdiğimizde herkes tarafından "Seyyid Ahmed'in Tarlası" diye anılan bir tarlayı görüyoruz. Yine köyden görülebilen bir tarlanın içinde "Hatiplerin Ziyareti" diye anılan bir Allah (c.c) dostu Seyyidin kabri var. Ve bütün civar köylerden, o ziyaret yeri bilinir ve oraya gelerek dua ederlermiş. Eski ismi Kotanı, yeni ismi Taşlıca köyünün mezarlığını gezdiğimizde, kitabesi Osmanlıca yazılmış mezarlara rastlıyoruz. Ve onları okuduğumuzda Seyyid kabirleri olduklarını görüyoruz...

Seyyid Mustafa Efendinin başından iki evlilik geçmiş. İlk hanımından Seyyid Emin Efendi, Seyyid Mehmed Efendi ve Seyyide Hatice hanım dünyaya gelmişler. Sonra bu ilk hanımı vefat etmiş. Arkasından Zeynep isminde bir hanımla tekrar evlenmiş. Ve ondan da Ahmet, İsmail ve İbrahim isminde üç oğlu olmuş. Seyyid İsmail genç yaşta, Seyyide Hatice hanım da 65 yaşlarında vefat etmişler.Seyyide Hatice, Tokat'ta takvalığıyla bilinen, çok mübarek, çok muhterem ve mücahide bir hanım efendiydi. Ve Sivas'taki meşhur Ehramcızade İsmail Efendi' den de dersliydi...

Seyyid Mustafa Efendi çocuklarını toplar ve onlara sık sık,"Biz Peygamber sülalesiyiz, Hz. Hüseyin'in soyundanız. Seyyid Battal Gazi'nin torunlarıyız" diye nasihat eder ve deri üzerine yazılmış bir Seyyidlik şeceresinden söz edermiş. Osmanlı arşivlerinde 1992 yılından beri yaptığımız araştırmalar neticesinde Tokat Defterlerine, Reşadiye Defterlerine ulaşmamız mümkün oldu ve bu şekilde bu mübarek soya ait büyük bir kitap hacminde Osmanlıca belgeye sahip olduk. Bu konuda o kadar çok belge bulundu ki, hatta bu belge bolluğu karşısında, Şenel İlhan Bey'in hanımı Saliha Hanım, hayretini gizleyemeyip; "Vallahi Osmanlı size çalışmış,bu ne kadar belge!" diyerek duygularını ifade etmişlerdir...

Seyyid Mustafa Efendi, en büyük oğlu Emin Efendiyi kendi köylerinden Şerife isimli, ismi gibi şerefli, ahlaklı bir hanım efendiyle evlendiriyor. Oğlu Emin Efendinin asker dönüşünde çok güzel bir oğlu oluyor... Ve Seyyid Mustafa Efendiyle Emin Efendi arasında bu güzel oğlan çocuğuna bir isim koyma tartışması yaşanıyor. Seyyid Mustafa Efendi çocuğun ismini, ceddine atfen "Muhammed Emin" koymak istiyor. Emin Efendi de; "Benim askerde, çok sevdiğim " Şenel" isimli bir yüzbaşım vardı," Eğer oğlum olursa adını senin adından koyacağım komutanım" diye ona söz verdim Baba, bu oğlanın ismi Şenel olsun diye ısrar ediyor. Babası da; "iyi oğlum, ben onun göbek ismini Muhammed Emin koyayım, siz de Şenel diye çağırırsınız! Ama bilin ki, onun adı "Muhammed Emin"diyor ve çocuğun kulağına Mustafa Efendi "Senin ismin Muhammed Emin" diye ezanlı-akametli bir şekilde bu mübarek ismi koyuyor. Böylece Seyidimizin asıl ismi "Muhammed Emin" iken, resmiyette "Şenel" oluyor... Seyyid Emin Efendi'nin, Seyyidimden başka, Seyyid Şeref, Seyyid Mustafa isimli iki oğlu, Seyyide Züleyha ve Seyyide Zübeyde isimli iki de kızı oluyor. En küçükleri olan Seyyide Zübeyde, genç yaşta; iki küçük yavrucak bırakarak 1995 yılında Hakk'ın rahmetine kavuştu. Yeğenleri olan o yavrucaklar, şimdi Şenel İlhan Bey'in bakım ve gözetimi altındalar...


Son Eklenen Yazılar

Allah’a Dost Olmak Davasında Sebat Etmek / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Tevekkülün Neticesi Teslimiyettir Tevekkül etmek tüm işlerinde Allah’ı vekil kılmak ona teslim olmaktır. Allah’a (C.C.) teslimsen tevekkülün de var demektir. Al...

Din ve Dindarlığın Benlik Saygısına Etkisi / Doç. Dr. Nurten Kımter

Benlik saygısını etkileyen unsurlar nelerdir? Benlik kavramı birtakım yaşantılar sonucunda oluşur. Benliğimiz doğduğumuz andan itibaren, başımızdan geçen sayısı...

Muhabbetin Kıblesi / Doç. Dr. Adem Ergül

Rabbani terbiyenin en önemli şuur dinamiklerinden biri hiç şüphesiz muhabbet sermayesinin doğru bir şekilde kullanılmasıdır. Kişinin gönlü nereye akarsa oradan gıda...