Fiilî Yalancılık / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Fiilî Yalancılık / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Nail Başeski

Tarih: 2021-03-01

Elhamdülillah ki bizler mümin insanlarız. “Mümin” demek; Allah’a, O’nun Resulüne ve Resulü aracılığı ile gönderdiği kutsal kitabına ve içindeki tüm bildirilenlere yürekten inanan ve elinden geldiğince oradaki emirlere itaat edip, yasaklarından sakınan kimse demektir. Ama “mümin” aynı zamanda kendisinden emin olunan, kendisine güvenilen kimseyi de ifade eder. Zira âlimler “emân” köküne veya “îmân” masdarına dayandırarak “mümin” isminin, “başkalarını korku ve endişeden emin kılan, onların güvenli olmalarını sağlayan kimse” anlamına da geldiğini söylemişlerdir. O halde mümin aynı zamanda kendisine güvenilen kimse demektir. Nitekim insan ilişkilerinde güven duygusu çok önemlidir. Yani hem biz insanlara güvenmeliyiz hem de insanlar bize güvenmelidirler. Güven duygusu olmayınca ne ailede ne arkadaşlık ilişkilerinde ne toplumda, artık hiçbir güzel değeri sağlıklı bir şekilde bir yere koymak mümkün değildir. Bu nedenle gerek ikili ilişkilerde olsun gerekse sosyal hayatın her alanında olsun, bir insan için eminlik ve güvenirlik, en önemli değer ve en önemli erdemdir.

İnsanlar arası ilişkilerde güveni yıkan veya zedeleyen en tahripkâr fiil ise şüphesiz yalancılıktır. İşte bu nedenle bir mümin asla yalan söylemez ve söylememelidir de... Aynı zamanda kimseyi aldatmaz ve aldatmamalıdır da… Çünkü mümin olmak demek, münafık kişilerin sıfatlarının tam zıddına sahip olmak demektir. Efendimiz (s.a.s.): “Münafıklığın alameti üçtür: Münafık odur ki konuşunca yalan söyler, söz verir sözünde durmaz, emanete hıyanet eder.” (Buhârî, Îmân 24) buyurmuştur. O halde, mümin kişi, bu ikazları dikkate alarak, asla yalan söylemez, sözüne sadıktır, emanete ihanet etmez...

Bu nedenle ben şakadan bile olsa yalana karşıyımdır, bundan dahi imtina ederim ve herkese de bu derece hassas olmayı tavsiye ederim. Zira bir Müslüman’ın en önem vermesi gereken ahlak öncelikle özde ve sözde doğru ve dürüst olmak ve yalandan şiddetle kaçınmaktır. Tabii ki şeriatın yalana müsaade ettiği özel şartlar hariçtir. Nitekim Efendimiz de (s.a.s.) yalan konusunda çok hassastır ve bu konudaki şu hadis-i şerif çok uyarıcı ve dikkat çekicidir:

Hz. Peygamber’in yanına Hz. Ebu Derdâ gelir ve şöyle sorar: Yâ Resulallah! Mümin hırsızlık yapar mı?

- Resulullah (a.s.m.): Evet, bazen olabilir.

Devamını dergimizden okuyabilirsiniz.

Abone olmak için lütfen tıklayın


Yazarın Diğer Makaleleri

Fiilî Yalancılık / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Elhamdülillah ki bizler mümin insanlarız. “Mümin” demek; Allah’a, O’nun Resulüne ve Resulü aracılığı ile gönderdiği kutsal kitabına ve içindeki tüm bildirilenlere y...

İzzet-i Nefs Duygusu Nasıl Kazanılır? / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

İzzet-i nefs, nefsin şerefliliği, üstünlüğü demektir. Zıddı zillettir. Mü’min izzet sahibidir ve bunun farkında olmalıdır. İzzet-i nefs duygusunun içi iyi doldurulm...

Sencillik Ahlakı ve Psikolojisi / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Allah-kul ilişkisi, çok zorlandığımız ve pek de becerikli olamadığımız bir konu. Allah’a (c.c.) inanıyor, iman ediyoruz ama o Yüce Yaratıcı karşısında duygusal anla...
Tüm Yazıları