Sorumluluk Yük mü Şeref mi? / Dr. Selim Sancaktar

Sorumluluk Yük mü Şeref mi? / Dr. Selim Sancaktar

Tarih: 2021-02-02

İnsan reenkarnasyon, deizm vb. sapmalarla sorumluluklarından kaçmanın bir yolunu bulmuş görünüyor. Geçmişte tenasüh vb. farklı isimlerle anılan bu sapkınlıklar, insanın her asırda aynı eğilimleri tekrar ettiğini gösteriyor. Sahih bir inançla şereflenmek yerine, sapıklığa talip olup sorumluluktan kaçmak… Her biri, ehlince ayrı ayrı izah edilmiş bu konular, bir bakıma insan zihninin düştüğü garip tekrarlar diyebiliriz. Sadece reenkarnasyon ve deizm değil, Cebriye de bunlardan biri.

Cebriye nedir?

İnsanlara ait ihtiyarî fiillerin ilâhî irade ve kudretin zorlayıcı tesiriyle meydana geldiğini savunan grupların ortak adı. Bu konuda sahih olan görüş ise insanların bütün fiillerinin kesinlikle kazâ ve kadere göre cereyan ettiği, fakat bu durumun onları zorlamak anlamına gelmediği, yani Allah’ın insanları kendisine isyan etmeye zorlamadığı, kazâ ve kaderin hürriyetlere engel oluşturmadığı, ashabın anlayışı olarak bildirilmiştir. (TDV İslam Ansiklopedisi, Cebriye Maddesi, Müellif; İrfan Abdulhamîd Fettâh) Sonuç olarak, daha çok, insana hiçbir noktada hürriyet tanımayan katı anlayış, ciddi bir biçimde eleştirilmiştir.

“Kul kasteder, Allah yaratır.” düşüncesinden hareketle, insana tanınan büyük hürriyete işaret etmez mi? Kötülüğü bile kastetsen, yaratılıyor. Niyet sahibi de fail de sensin… Daha nasıl bir hürriyet arıyor insanoğlu? Aksi halde kastettiği filler açısından insan sadece iyiliğe mecbur olurdu ki asıl Cebriye o olurdu… “Kötülük ve şer” açısından ele alındığında ise Allah (c.c.), kullarını asla inkâr ve isyana zorlamaz. Bütün dinî metinler insanı iyiliğe, hayra, güzelliğe çağırır.

Günümüzde, insanın sorumluluktan kaçmak için, diline pelesenk ettiği vesvese ve düşüncelerle, Cebriye düşüncesi arasındaki benzerlik, bu konunun günümüzde de eleştirilmesi için bir vesile olmuştur diyebiliriz. Müstakilen bu konunun çok ayrıntıları olmakla beraber, günümüzdeki cılız anlayışların üzerine çullandığı cephesi, genellikle, “Allah ne yapacağımızı biliyorsa niçin bizi imtihan ediyor?” şeklinde tezahür etmektedir. Yani, ne yapacağımız belliyse biz de zaten onu yapmaya mecburuz şeklinde düşünmek ki, insanın güya kendi iradesini yok sayarak tüm sorumluluklarından kurtulmak adına, yaptığı ilginç bir yüceltme / süblimasyondur diyebiliriz. Doğru, ancak bu kadar çarpıtılabilir!.. Yani, ne yaparsan yap, “Ben yapmıyorum ki!..” çarpıtması. Tarihteki Cebriye tartışmalarıyla, bu düşüncenin ilginç ve cılız alakası ne kadardır, bu da bugün üzerinde ayrıca durulması gereken bir durum.

Devamını dergimizden okuyabilirsiniz.

Abone olmak için lütfen tıklayın


Son Eklenen Yazılar

Fiilî Yalancılık / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Elhamdülillah ki bizler mümin insanlarız. “Mümin” demek; Allah’a, O’nun Resulüne ve Resulü aracılığı ile gönderdiği kutsal kitabına ve içindeki tüm bildirilenlere y...

Hz. Ömer’in Liderlik Anlayışı / Dr. Halit Çil

Hz. Ömer denince ilk akla gelenler nelerdir? Ömer b. Hattab’ı “Hz. Ömer” yapan nedir sizce? “Dinde samimiyet, siyasette ehliyet” olarak özetleyebiliriz Ömer’in ...

Dini ve Tasavvufi Antropoloji / Dr. Can Ceylan

Sosyal antropoloji nedir, bunun çeşitli alt dalları ve türleri için ne tür bir eğitim gerekir? Öncelikle şunu söylemek gerekir; ben bunu derslerde de, özellikle...