Sencillik Ahlakı ve Psikolojisi / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Sencillik Ahlakı ve Psikolojisi / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Nail Başeski

Tarih: 2021-01-01

Allah-kul ilişkisi, çok zorlandığımız ve pek de becerikli olamadığımız bir konu. Allah’a (c.c.) inanıyor, iman ediyoruz ama o Yüce Yaratıcı karşısında duygusal anlamda nasıl bir duruş sergileyeceğimizi bilemiyoruz. Bunun ayarını yapmak şüphesiz, cidden herkesin başarabileceği bir iş de değil. Genellikle Rabbimizi ürkütücü ve korkutucu bir güç olarak telakki ediyor, bu soyut ve muazzam güçle bir kul olarak ilişkimiz nasıl olmalı konusunu ayarlayamıyoruz. Dolayısıyla Rabbimizle ilişkilerimiz sıcak olmuyor. O’na yalvarırken, dua ederken ve huzurunda namaz kılarken, o çok uzaklarda bir yerden sanki bize bakıyor gibi geliyor. Aramızda duygusal bir yakınlık bulamıyoruz. Gerek Allah-kul gerekse kul-kul gibi ikili ilişkilerde en önemli ahlak “sencillik”tir. Allah’a karşı sencil olmanın adı da teslimiyettir. Allah’tan gelenlere rıza göstermek, emir ve yasaklarını, bencil isteklerimizle değişmemek teslimiyettir.

Ben, olayları değerlendirirken kendim merkezli değerlendirmem. Bencil tabiatlı değilim. Ben kendimi bildim bileli böyleyim. Her zaman karşımdaki kişinin istekleri benim isteklerimden önde gelmiştir. Bu benim tabiatımdır. Bu durumda ben, arkadaşlarımla olan ilişkilerimde bile önce arkadaşımın isteğini gözetirken Allah’a (c.c.) gelince mi bencil olacağım!? Asla nefsim için böyle bir şeye müsaade etmem! Bencil adamdan ne iyi bir kul ne iyi bir baba ne iyi bir eş ne de iyi bir arkadaş olur. Allah ile ilişkileri düzeltmek, O’nun isteklerini kendi isteklerimize tercih etmek istiyorsak bunun için önce insanlara karşı sencil davranmayla işe başlamamız gerekir. Zira insanlara karşı sencil olabilen biri, Allah ile olan ilişkilerinde de kendi isteklerini kolayca yok sayabilir.

Allah ile ilişkilerinde sencil olamazsan Allah’a olan teslimiyeti nasıl göstereceksin? Ben ilkokula giderken sıra arkadaşımdan silgi istemiştim. O da bana “Benim bir tane silgim var, vermem.” demişti. Onun üzerine arkadaşımdan soğudum ve onunla olan arkadaşlık ilişkimi bencil davranışından dolayı bitirdim. Ancak bu ilişkiyi bitirmek bende doğal olarak gerçekleşti. Düşünüp taşınarak yaptığım bir davranış değildi. Bu ahlak çocukluğumdan beri bende hâlen devam etmektedir. Örneğin, biri bana yumruk atsa onun yumruğunu bir elimle savuştururken diğer elimle o kişiye yemek yedirecek bir ahlak var bende… Nitekim ben çevremdeki insanlardan her gün böyle bir sürü manevi yumruk alırım; hasetlik, düşmanlık, fesatlık gibi… Ben ise bunun farkındayımdır ve onların bu hamlesinden kaçınırken karşımdaki kişinin ihtiyaç duyduğu her ne ise onu vermekten imtina etmem. Fedakârlık ve sencillik ahlakımdan dolayı bunu yapmak bana gayet tabii ve kolay gelir. İnsanlarla olan ilişkilerimdeki bu ahlakımı nasıl önemsediysem ve onlar adına fedakârlık ettiysem, nefsimin isteklerini de Rabbimin istekleri karşısında o şekilde değerlendirerek hareket ettim. Yani Allah’ın razı olmayacağı hiçbir davranışı yapmayı tercih etmedim. Tercihim Allah’ın razı olduğu davranışlardan yana oldu.

Allah ile anne sevgisi birbirine benzer. Anneye karşı duyulan sıcak hisler Allah’a karşı da olmalı. Mesela, insan “Anne” dediğinde ne hisseder, neler yaşar, ona bir baksın... Sonra “Allah” dediğinde kendinde ne olduğuna bir baksın... Allah kuluna nasıl bakar, sen kendine öyle bir bakabilsen kendinin nerede olduğunu görürsün. Neler hissediyoruz, Allah ile paylaşımın neresindeyiz?

Mesela, Allah bize her günah işlediğimizde nasıl bakıyordur? Kerih bakmaz mı? Dolayısı ile bir günah işlerken Allah’ın bize bakışını da empati yaparak değerlendirelim. Ayrıca biz Allah’tan isterken hep kendi isteklerimiz doğrultusunda dua ederiz. “Ya Rabbi! Şunu da ver, bunu da ver…” diyerek hep kendimiz içiniz isteriz. Hatta evliyalığı ve cenneti dahi isterken bencil bir duygu ile isteriz. Bu sebeple Allah’ın zatını, kendisini isteme noktasında hep eksik ve bencil kalmışızdır. İşte burada empatimizi bir daha gözden geçirerek Allah’ın cephesinden bakalım. O zaman Allah’ı istemek değil de hep kendi menfaatlerimiz doğrultusunda bir iletişimde olduğumuzu görürüz. Hâlbuki Rabbimizin istekleri bizim isteklerimizin önüne geçmeli. Ben merkezli, kendi merkezli yaşayan insanlar, Allah ile olan ilişkilerinde de hep kendi isteklerini ortaya koyarlar. Ama insanın şartları ne olursa olsun aldırmadan, Allah’ın istekleri hep önde olmalıdır. Niye bu böyle, niye şu şöyle deme… Allah ile ilişkilerinizde iradeniz ikide bir neden devreye girsin ki? Yani Allah’a rağmen kendi varlığını ortaya koyuyorsun. Allah’ın isteklerinin yanında senin isteklerin nasıl var oluyor?..

Devamını dergimizden okuyabilirsiniz.

Abone olmak için lütfen tıklayın


Yazarın Diğer Makaleleri

İzzet-i Nefs Duygusu Nasıl Kazanılır? / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

İzzet-i nefs, nefsin şerefliliği, üstünlüğü demektir. Zıddı zillettir. Mü’min izzet sahibidir ve bunun farkında olmalıdır. İzzet-i nefs duygusunun içi iyi doldurulm...

Sencillik Ahlakı ve Psikolojisi / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Allah-kul ilişkisi, çok zorlandığımız ve pek de becerikli olamadığımız bir konu. Allah’a (c.c.) inanıyor, iman ediyoruz ama o Yüce Yaratıcı karşısında duygusal anla...

Hakkı ve Sabrı Tavsiye Etmek / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

Kur’ân-ı Kerîm’deki ayet ve sûrelerin hepsi, yüce Rabbimizin kelâmı olmak hasebiyle çok kıymetli olsalar da içlerinden bazısı Efendimizin (s.a.v.) beyanları ile dah...
Tüm Yazıları