Ahlaki Olgunluk ve Namaz / Doç. Dr. Nurten Kımter

Ahlaki Olgunluk ve Namaz / Doç. Dr. Nurten Kımter

Tarih: 2020-12-01

Ahlâk ve ahlâkî olgunluk nedir?

İngilizcede ahlâk kelimesinin karşılığı olarak Yunanca kökenli olan “moral, morality” ve “ethics, ethic” “character” kelimeleri kullanılmaktadır. Türkçede tekil anlamda kullanılan ahlâk kelimesi Arapça kökenli olup “hılk” ya da “hulk” kelimesinin çoğul şeklidir. “Hılk” ya da “hulk” ilk olarak yaratılış (fıtrat) ve insanın yaratılış ve ruh özelliklerinin tümünü ifade eden “huylar, karakterler, alışkanlıklar” anlamına gelirken, ikinci olarak “yaratılmış” veya “yaratıklar” başka bir ifadeyle halk veya toplum manasına gelmektedir. Terim anlamıyla ahlâk, insanın yaratılıştanmış gibi gözüken fakat sonradan kazanılan ve ruhuna yerleşen alışkanlıklar bütünüdür. Sürekli yapılageldiği için insanda alışkanlık haline gelmiş olan ve zorlanmadan davranışa dönüştürebilen huylar bütününü teşkil eden ahlâk, toplum içerisinde yaşanılarak kazanılan iyi veya kötü huylardır. Eğer bu huylar iyi ise, birey “iyi ahlâklı”, kötü ise “kötü ahlâklı” birisi olarak isimlendirilmektedir. Bu nedenle günlük dildeki yanlış kullanımın aksine ahlâksız insan olmayıp iyi ya da kötü ahlâklı insan mevcuttur. Bireyin iyi ya da kötü ahlâklı olmasında ise aldığı eğitimin, sosyal çevrenin ve bilhassa da dinî duyarlılığının etkisi büyüktür.

Ayrıca ahlâk; Budist ahlâkı, Hristiyan ahlâkı, iş ahlâkı, meslek ahlâkı gibi hayat tarzlarını ve davranış kurallarını ifade etmede de kullanılan bir kavramdır. Başka bir deyişle insanın karakter yapısı, yapıp etmeleri yani davranışlarını düzenleyen ve bunlarla ilgili değerlendirmelerini içeren kurallar bütünü olarak nitelendirebileceğimiz ahlâk, esasen insan ve insan davranışları ile ilgili bir fenomendir. Bu bağlamda ahlâk, insanın kendisine, Allah’a ve diğer bütün insanlara hatta tüm mahlûkata karşı yerine getirmekle yükümlü olduğu vazifeler bütünü olarak da ifade edilebilir. Bu nedenle pek çok disiplinle de ilişkisi olan ahlâk, önceleri felsefenin ve dinin konusu iken daha sonra sosyoloji, psikoloji, tarih ve antropoloji gibi birçok ilim dalının ilgi ve inceleme konusu olmuştur. Dolayısıyla bu ilim dalları ile uğraşanlar da kendi bakış açılarına göre ahlâkı değişik şekillerde ele alarak tanımlamaya ve incelemeye çalışmışlar, birbirinden farklı pek çok ahlâk teorisi ortaya koymuşlardır.

Tarih boyunca ahlâkı değişik şekillerde temellendirenler olmuştur. Ahlâk teorilerini genel anlamda dinî ve din dışı ahlâk teorileri olmak üzere iki kısma ayırmak mümkündür. Ahlâkı din dışı temellendiren filozoflardan bazıları ahlâkın temelinde akıl, bazıları sezgi, bazıları da duygu olduğunu ileri sürmüşlerdir. Bazı düşünürler ise din dışı ahlâk teorilerine değişik yönlerden itirazlarda bulunmuşlar ve ahlâkı din ile temellendirmeye çalışmışlardır. Bu itirazlardan en önemlisi; din dışı ahlâk teorilerinde “Niçin ahlâklı olmalıyım?” sorusuna “çünkü olmalısın”dan başka bir cevabın olmayışıdır. Ayrıca din dışı ahlâk teorilerinde ahlâkî doğruyu ve yanlışı birbirinden ayırt edebilecek sabit bir ölçütün olmaması, ahlâkî göreciliğe yani aynı anda birbirine zıt iki ahlâkî prensibin doğruluğunun kabulüne ve ahlâkî şüpheciliğe yol açmıştır. Oysa ahlâkî ilkelerin işlevini yerine getirebilmeleri için evrensel olmaları gerekir. Evrensel olabilmeleri de aşkın ve yüce bir varlıkla ilişkilendirilmelerine bağlıdır. Ahlâk ilkelerinin mutlak ve aşkın bir varlıkla ilişkilendirilmesi ise ancak din ile mümkündür. Bu nedenle ahlâkı din ile temellendiren ahlâk teorileri Tanrı’nın varlığı ve vahiy gerçeğinden hareket ederek ahlâkî iyi ve kötünün kriteri olarak vahyi kabul etmişlerdir.

Ahlâkî olgunluk (moral ripeness) kavramının ne olduğu hususuna gelince, bu kavram ahlâkî açıdan insanın duygu, düşünce, tutum, yargı ve davranışlarındaki mükemmellik durumunu ifade etmede kullanılan bir kavramdır. Başka bir ifadeyle iyi ahlâk özelliklerini kişiliğine en üst düzeyde mâl etme durumunu ya da güzel ahlâklı olma ve iyi ahlâk üzere yaşam sürmedeki zirve durumunu ifade eden ahlâkî olgunluk, ahlâkî değerlerin bireyin vicdanında kök salarak kişinin yalnız kaldığı durumlarda bile gayri ahlâkî davranmayı aklından geçirmediği bir karakter özelliğidir. Ahlâken olgun olan kişiler, güvenilir, sorumluluk sahibi, empati kabiliyetleri yüksek ve oto kontrol sistemleri son derece gelişmiş kimseler olup böyle kimseler tek başlarına kaldıkları zamanlarda bile ahlâkî değerlere ve kurallara aykırı bir şekilde düşünmeyi ve davranmayı insanlık onurunu kaybetmek kadar tehlikeli görürler. Kısacası ahlâkî olgunluğa erişmiş olan kimselerin istek ve arzularında, duygu ve düşüncelerinde, tutum ve davranışlarında, eylem ve söylemlerinde tam bir uyum ve tutarlılık söz konusudur. Böyle kişiler aynı zamanda iyi bir insan, iyi bir vatandaş olup ruhen de sağlıklı ve mutlu kimselerdir. Ahlâkî olgunluk, insanın ulaşabileceği ahlâkî gelişimin en üst seviyesi olarak kabul edildiği için her insanın bu son aşamaya gelişini hızlandıracak birtakım model kişiliklerin olması ya da oluşturulması gerekmektedir. Başta Hz. Muhammed (s.a.v.) olmak üzere Mevlanâ Celâleddin-i Rumî, Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre, Pîr Sultan Abdal gibi kültürümüzde pek çok güzel ahlâk örnekleri bulunmaktadır.

Devamını dergimizden okuyabilirsiniz.

Abone olmak için lütfen tıklayın


Son Eklenen Yazılar

İzzet-i Nefs Duygusu Nasıl Kazanılır? / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden

İzzet-i nefs, nefsin şerefliliği, üstünlüğü demektir. Zıddı zillettir. Mü’min izzet sahibidir ve bunun farkında olmalıdır. İzzet-i nefs duygusunun içi iyi doldurulm...

Gençlerde Cinsel Kimlik İnşası / Prof. Dr. Ahmet Akın

Çocuklarda sağlıklı cinsiyet gelişimi için anne babanın cinsiyet rollerinin önemine dair neler söylemek istersiniz? Son yıllarda bu konudaki toplumsal gözlemleriniz...

Zorluklarla Başa Çıkma Sürecinde Sabır / Dr. Süleyman Doğanay

Zorluklarla başa çıkma sürecinde “sabır” olgusu ya da halinin nasıl bir değeri var? Niçin sabır? Sözlük anlamı “engellemek, güçlü ve dirençli olmak, birini bir ...